Hasan HasturerManşet

Gayet net, anlaşılmıştır…

Zerre kadar kuşkum yok.

Gayet net anlaşılmıştır.

Hükümet ülkenin içinden geçmekte olduğu zorluğun, sıkıntının düzeyini yeterince anlamamıştır.

Günlük yaşamları, vatandaşın da, namuslu iş insanının da sorunlarını görüp, anlamaya uygun değildir.

Makam arabalarının tekerlekleri, elbette KKTC’nin yollarında dönüyor.

Makam arabalarının yakıt depoları da, Kuzey Kıbrıs’ın akaryakıt istasyonlarından dolduruluyor.  Ancak onlar, aylık ne kadar akaryakıt parası ödendiğini bilmez.

Onlar, her günü işe gidiş – geliş için maaşının yarısından fazlasını ödemek durumunda olan insanlardan da habersizdirler.

Onlar, dört kişilik bir aile reisinin, molohiya  için aldığı etin fiyatının 247 TL olduğunu öğrenince, etin yarısını kasaba geri verdiğini de bilmez.

***

Her geçen gün daha da kötüye gidiliyor.

Genelde yaz aylarında enflasyon, daha düşük seyreder.

Bu sene o düşüşü de ne kadar yaşayıp hissedeceğimiz meçhuldür.

Ekonomik verileri doğru okuyanlar güzel, yüzlere gülümseme konduran öngörülerde bulunamıyor.

Dün Maliye Bakanı Sunat Atun, kamuda örgütlü sendikalarla bir araya geldi.

Çok doğal olarak kamuda çalışanların, maaşlarını konuştular.

Hayat Pahalılığını, konuştular.

Hayat Pahalılığı ödeneğinin temelinde yatan needen, ya da Hayat Pahalılığı ödeneğini zorunlu kılan, ciddi fiyat artışlarıdır.

Satın alma gücünde istikrar, arzu edilendir.

İnsanlar, alacakları maaşı biliyorsa, alışılmış harcamalarını da bilmek istiyor.

Geçenlerde bir arkadaş anlattı: “Kendimi bildim bileli, buzdolabından yoğurt eksilmez. Doğrusu fiyatına da hiç bakmazdım. Geçen gün bir da baktım, bir kase yoğurdun fiyatı, marka farklılıklarına göre 40 TL’nin üstünde. Şok oldum. Ne be gardaş et mi alırık?”

***

Hayat Pahalılığı, Temmuz sonu maaşlarına eklenecek.

Allah fakiri, sevindireceği zaman, eşeğini kaybettirip, sonra buldururmuş.

Temmuz sonu hayat pahalılığı ödeneği ile birlikte, kaybedilen eşek bulunacak mı?

Bana göre, bulunmayacak, bulunmuş gibi olacak.

Hayat Pahalılığı ödenecek.

Ancak hayat pahalılığının ödenmesi yetmez.

Fiyatlar da kontrol altına alınmalıdır ki, insanlar, “eşeğini bulduğuna sevinsin.”

***

Yazımı tamamlamadan bir anekdot aktarayım.

Göçmenköy’de öğretmenlik yıllarım. Sene 1980’lerin sonu ya da 1990’ların başı.

Okul Müdiremiz, dönemim Maliye Bakanı Salih Coşar’ın baldızı, rahmetli Münire Adiloğlu.

Maaşlara artış yapılır, kısa sürede zamlar, maaşlardaki artışı yutar.

Münire Hanım, Salih Coşar’ı, hükümetin zamlara engel olamamasının dışında tutup, bir gün şöyle demişti:

“ Salih Coşar ne yapsın? Salih artışı verir ama ötekiler, zamlara engel olamaz. Salih’in suçu yok”

***

Rahmetli Münire Hanım’ın mantığı doğruydu aslında. Verilen artışların değerli olabilmesi için, zamların, pahalılığın önüne geçmek gerekir.

Hükümet olarak zamların, pahalılığın  önünde geçemiyorsanız, hayat pahalılığını altı ayda bir değil, iki ayda bir, hatta her ay ödeyeceksiniz…

Pahalılığın nedenlerinden bir kullanılan para birimiyse, paranın kaynağından, olumsuz etkilenmenin telafisi, nazik, uygun, anlaşılır bir dille talep edilecek.

Bunun başka yolu yok…

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu