Hasan HasturerManşet

Hata yaptığını, kaç kişi kabul ediyor?

Kuzey Kıbrıs’ın hali ortada.

Geçmişe bakarak, geçmişle kıyas yaparak konuşanlar, “Hiç bu kadar kötü olmadık, hiç bu kadar kötü yönetilmedik” diyor.

Dün gün boyu, bu satırları yazana kadar yaklaşık 20 kişiyle konuştum.

Farklı toplum kesimlerinden insanlardı.

Çoğuyla, programsız karşılaştım.

Fırsat bilip, kamu oyu  yoklaması yapar gibi konuştum.

Adil olmayan  bir durum, ama, net olarak gözledim, vatandaş siyasetçileri, neredeyse ayırımsız sorguluyor.

***

Bir nokta önemli.

İletişim içinde olduğum insanlardan biri aynen şöyle konuştu:

“ Ülke bu halde. Kötü yönetiliyoruz. Kötü yönetimin farklı nedenleri olabilir. Biri de hatalardır. Şu ana kadar ciddi ciddi ortaya çıkıp hatalarını kabul edip, seslendireni göremedik.”

***

O an aklıma 2002 yılında rahmetli Özker Özgür’le yaptığım söyleşi geldi.

O söyleşi de Özker Özgür, üç önemli hatasını açıklık ve samimiyetle anlatmıştı.

Aradım buldum.

Özker Özgür, üç önemli hatasını şu sözlerle anlatmıştı:

 

“DP-CTP koalisyonu gündeme geldiğinde Eroğlu, “Bir çakıl taşı vermeyiz” nakaratını sürdürüyordu. Denktaş’ın güdümündeki DP üst düzey anlaşmaları uyarınca çözüme “evet” diyordu.

O koşullarda Ankara’nın Denktaş’ı federal çözüme ikna ettiğine kanaat getirdim. Basın, “Denktaş uzlaşmaz mı?” diye sorduğunda, “Hayır, değildir” dedim. Büyük hataydı. Çok pişmanım. Denktaş daha biz hükümette iken Meclis’teki federal çözüm kararının değiştirilmesini sağlayarak koalisyon protokolünü deldirtti ve uzlaşmaz olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Bir de ilk DP-CTP koalisyonu sona erince ikinci DP-CTP koalisyonuna gidilip gidilmemesi CTP Parti Meclisi’nde tartışılırken ben gidilmemesini istedim. Beş-altı arkadaş dışında çoğunluk ikinci koalisyonun kurulmasını destekledi. Önerisi kabul görmeyen bir genel başkan olarak derhal genel başkanlıktan çekilmem gerekirdi. Çekilmedim ve benimsemediğim bir kararı uygulamak zorunda kaldım. Bu da bir hataydı. Kendi kendimi eleştiriyorum.

Bir de 12 Aralık 1993 seçim sonuçları belli olduktan sonra yıllarca UBP’ye karşı verdiğimiz savaşımın başarıya ulaşmasının yarattığı genel heyecanın etkisi altında kalarak CTP’nin sadece DP ile koalisyona gidebileceğini söyledim. Söylememeliydim. UBP ile de koalisyona kapıyı açık tutmalıydım. Şimdiki koşullarda geçmişten dersler çıkararak geleceğe yönelmek zorundayız.”

***

O söyleşinin üzerinde on yıl geçti.

Siyaseti ve siyasetçileri olabildiğince yakından izliyorum.

Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, siyasette, ilke erozyonu yaşanıyor.

Hata olasılığı eskiye göre daha yüksek. Ancak, hatalar ciddi sorgulanmadığı, hata yapanlar bedel ödemediği için, hata yapmak, siyasetin “ustalarını” pek korkutmuyor.

Dahası hata yaptığını kimse kabul etmiyor.

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu