Hasan HasturerManşet

Bozulmaya inat, Mağusa sur içinde turizm…

Burası Kuzey Kıbrıs…

Laf,  işten değerli kabul edilir.

Halbuki 100 kilometre laf bir santimetre işten değerli değildir.

İki hafta önce turizm konu etmiştim yine.

Yazımı noktalarken de şunları yazmıştım:

“… Önemli olan yatak kapasitesini artırmak değil, mevcut kapasiteyle, ülke ekonomisine azami katkıyı sağlamaktır.

Bu başarıldığı gün, turizm lokomotif sektör olur. Aksi halde TURİZM SEKTÖRÜ, AT ARABASI, GARUTSA SEKTÖR BİLE OLMAZ.”

Üzerinden çok zaman geçmese de bu fikrimde bir değişiklik var mı?

Kesinlikle yok.

Fikrimin değişmesi için, ülkeyi yönetenlerden aldığım bir sinyal yok.

***

Turizmin sadece sorunlarını değil, ülkemizin turizm potansiyelini yazmaya bıkmadan, usanmadan yazmaya devam edeceğim.

Devam edeceğim, çünkü, Kuzey Kıbrıs’ta refah düzeyinin yükselmesi, ülkemizde dünyalı olarak yaşamak için turizm sektörü tüm imkanları sunan bir sektördür.

***

Turizm, sevgisiz olmaz.

Turizm, bir hayır faaliyeti değildir.

Hedeflenen maddi kazanç sağlanmazsa, sürdürülebilirlik olası değildir.

Sevgiden, insani değerlerden, konukseverlikten yoksun bir anlayışla turizm başarılı olamaz.

Dünyada, turizm amaçlı seyahat eden bir buçuk milyarın üzerinde insanların tümünün tatil amacını aynı başlık altında toplamanız mümkün değil.

İnsanlar, bulunduğu ortamdan uzaklaşarak, tercih ettikleri konforla tatil yapmak ister.

Tercihleri, eğilimleri doğru okumak, ona göre, tanıtım ve pazarlama yapmak gerekir.

***

1974’te Rumların, Güneye kaçışı sonrası Kuzeyde bıraktıkları oteller, Kıbrıslı Türkleri zorunlu olarak turizmin içine çekmiştir.

Yavaş yavaş turizmi öğrendik mi?

Öğrenmiş sayılırız.

Turizme yatırım yapanlar, elleri taşın altında turizmi öğrenmesine karşın, devlet ÖĞRENMEDİ.

Eğer turizmde devlet politikamız olmuş olsaydı, KKTC turizmi çok daha iyi yerde olurdu.

***

Kuzey Kıbrıs, oldukça küçük bir toprak parçası.

Turizmde destinasyon olabilmeniz için eskiden ciddi yatak kapasitesine ulaşmanız gerekiyordu.

Dünya turizmde pay sahibi operatörlerin, uluslararası pazarlama şirketlerinin ilgisi için büyüklük önemliydi.

O büyüklüğe ulaşmak için bizler de yatak kapasitesi yüksek oteller yaptık.

Casino müşterisine göre de konforlar, belki de Akdeniz çanağının en iyi düzeyini yakaladı.

Casino turizmiyle birlikte, daha düşük gelir gruplarından insanları kucaklayan kitle turizmi de tercih edildi.

Aslında kitle turizmi paketinde ülkemize gelenler casinoların “küçük” müşterileri oldu.

Bu turizm nereye kadar gider?

Kestirmek zor.

Benzer anlayışın, dünyadaki örneklerinde yaşanan sıkıntılar biliniyor.

Örneği Antalya’da turizm yakında incelemeye alınsa sıkıntılar çok net görülür.

Komik rakamlara her şey dahil pazarlama yapılıyor.

***

Mağusa sur içinde, çok “organik” bir turizm hareketi olduğunu duyuyordum.

Geçmişte telefonla temaslarım da oldu.

En son 19 Haziran Pazar günü, Okan Dağlı arkadaşımın Mağusa sur içi turizmiyle ilgili görüşlerini sizlere aktarmıştım.

Perşembe günü Mağusa sur içine gidip, turizmde konaklama için yapılanları gördüm.

Okan Dağlı arkadaşımla gezdim. Olumlu yönde çok etkilendim. Ülke genelinde bozulmaya inat, Mağusa sur içinde, umut veren, cesur turizm yatırımları var.

Ta Singapur’dan, Amerik Birleşik Devletlerinden gelen konukları ağırlıyorlar.

Yıkılmaya yüz tutmuş ya da sıradan konut olarak kullanılan binalar şimdi konuk evleri, butik ve vintage otel olarak var.

Uluslararası, online pazarlama sistemlerine dahil olmuşlar.

İyi fiyatla, doluluk oranlarını da çok iyi yere getirmişler.

Başarılı örnekleri görenler Mağusa sur içinde yeni restorasyonlara yeni tesisler kazandırmak için yoğun çaba harcıyorlar.

Mağusa surlar içinde, ara sokaklara da girerek yapılacak minik bir tur var olanları ve yapılanları görmeye yeter.

O minik turda dikkat çeken bir olumsuzluğun da altını çizeyim. Pozitif değişim yaşanan yerlerin etrafında tarihi doku ve olumlu gelişmelere aykırı, lamarina çatılı yapılarla ilgili birilerinin karar vermesi gerek.

Bu arada bir belirtme.

TC Lefkoşa Büyükelçiliği, Kalkınma ve Ekonomik İşbirliği Ofisi, bu amaçlı projelere katkı yapıyor. Bu katkıdan yararlananlar, olumlu yaklaşımlarını benle paylaştılar.

***

Okan Dağlı’nın bana ilettiği görüşlerinde şu bölümü, içerik haklılığını yerinde gördüm:

“Mağusa Suriçi kenti adeta bir açık hava müzesidir. Hoş, henüz ciddi bir modern bir kent ve konsept müzemiz yokken, kentin mevcut hali açık havada sergilenen onlarca anıtsal değerimiz ve kale surları dahi turistlerin ilgi kaynağı olmaktadır. Tabii ki son on yılda AB finansmanı ve UNDP projeleriyle beraber Kültürel Miras Teknik Komitesinin hummalı çalışmaları sonucunda 5 milyon avrodan fazla Suriçinde restorasyon ve renovasyon çalışmalarına harcanmıştır. Othello Kalesi, Martinengo Burcu, Ravelin (Akkule), Canbulat Yolu, birçok değişik medeniyete ait kiliseler (St Ann, Tanners (Tabakhane), St Mary (Ermeni Kilisesi), Karmelit kiliseleri ve şimdi de Arsenal (Canbulat) Burcu restore edilmektedir. Fakat buralarının restore ve renove edildikten sonra Turizm Bakanlığına bağlı Eski Eserler Dairesi tarafında çeşitli gerekçelerle turistlerin gezip dolaşmasına açılamaması en büyük sorunlarımızdan biridir. Özellikle Martinengo (Çifte Mazgallar) Burcu ve Ravelin (Akkule) bilet ofisi ve personel sıkıntısı gerekçe gösterilerek kapalı tutulması, milyonlarca avro verilerek hayata döndürülen bu yerleri gezmeye gelen turistler için izahı zor bir durumdur. Savaş mimarisinin dünyadaki en önemli örneklerinden olan bu iki burç hala daha kapılı dururken, ne zaman açılacağı konusunda da bir bilgi yoktur.”

***


AB kaynakları restorasyon yapıldığı yazılı.

Ancak yanında da kocaman, “Girilmez- No Entry” yazıyor.

Bir Alman Turist ne güzel söylemiş: “ Buradaki restorasyon çalışmaları benim paramla yapılmış, ancak, ben para ödeyerek bile giremiyor.”

***

Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu, Mağusalı..

Burnunun dibindeki Mağusa sur içine biraz zaman ayırsa çok iyi olacak.

Her adımda tarihin izleri olan bir şehirde, tarihi eserler, teller arkasına nasıl hapsedilir?

Bir yetkili anlatsın da bilelim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu