Derviş DoganManşet

Ayaklarınız yere bassın ki sizi dikkate alsınlar.

Elbette öneri yapılabilir, hatta yapılmalıdır.

Ve fakat bu icra edilirken realiteler üzerinden ilerlemek esastır.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar enerji ve doğalgaz işbirliğini öngören bir öneri yaptı. Türkiye anında bu öneriyi desteklediğini açıkladı. Buraya kadar eyvallah diyorum..

Lakin bu yapılırken belli ki ayakları yere basan sağlam adımların hissedilebileceği gerçeklikten  uzak olmuş. Elbette enerji ve gaz alanında henüz somutlaşmasa da bölgede bir potansiyelin söz konusu olduğu varsayılıyor.. Bu potansiyelin özelde Kıbrıs’a ve fakat bölgeye de istikrar ve refahı getireceği öngörülüyor ise bunun Kıbrıs sorunu ile ilintili olduğunu herkesin idrak etmesi gerekiyor. Yani Kıbrıs’ta mevcut durumun kalıcılaşması için adımların atıldığı bir dönemde böylesi önerilerle Adada kalıcı barışı ve huzuru tesis etmek mümkün değildir. Dolayısıyla bu alanlarda bir işbirliği söz konusu olacaksa bu çok açık ki Kıbrıs sorununun çözümü ile olacaktır. Bunun dışında iki ayrı devlet safında bir beklentinin vücut bulması ve bir işbirliğine gidilmesi pek de mümkün görünmüyor. Dolayısıyla bu ve benzeri girişimlerin müspet bir sonuç vermesini beklemek ve bunun üzerinden politika oluşturmak mevcut yapının kalıcılaşarak devam etmesine katkı sağlar.

Bu bölgeyi yeni açmazlara sürüklediği gibi  istikrarsızlık ve gerginliği de besler.

Kıbrıs’ta süregelen siyasi sorunun ortadan kaldırılabilmesi siyasi ve hukuki alanda sorun oluşturan konuların taraflarda mağduriyet yaratmayacak şekilde

ele alınması gerekiyor. Burada bir hususun altını çizmek isterim. Bundan bir müddet önce Rum lider Anastasiades’in önerdiği “Güven Yaratıcı Önlemler” kestirip atmak yerine BM nezdinde ayrıntılı bir şekilde ve tüm tarafların önceliklerini belirleyerek bie müzakere ortamı yaratılabilir. Dolayısıyla Kıbrıs Türk liderliğinin de ortaya koyduğu ya da bundan sonra da koyacağı önerilerin BM parametreleri ve uluslararası hukuk içinde kalarak hayat bulması gerekmektedir.

Güvenlik Konseyi kararlarını göz ardı eden ve farazi olasılıklar üzerinden tamamen hayal ürünü argümanlara dayanan önerilerin ciddiyetini sorgulatır hale getirmek bize hem zaman kaybettirir, hem de Kıbrıslı Türkler olarak bizleri daha da yalnızlaştırır.

Bugün yakıt alacak durumda olmamamız bir yana, üretim yetersizliği diyerek  halkını yaz sıcağına mahkum eden ve hatta  santralı kapatma noktasına gelen, gece yarısı demeden kesinti yaparak ülkeyi 40 yıl geriye götüren anlayışın kalkıp enerjide işbirliği önermesi kadar absürt bir yaklaşımı olamaz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu