Hasan HasturerManşet

Bir sanatsal direniş eylemi olarak “İNSAN DENEN ŞEY”

Kuzey Kıbrıs’ta güzel nitelemeleri hak etmeyen, bir yapı, bir düzen, bir sistem var.

Buna karşı direnmek kolay değil.

Direnmenin ötesinde bu bozuk yapıyla benzeşmeden ayakta durmak zor.

Kıbrıs Türk Toplumunda, geniş bir kesim, yalın bir yaşam tarzıyla, suya sabuna dokunmadan yaşar.

Suya sabuna dokunması gerekenlerden de çok azı bunu başarır. Bu kesimden çoğunluk gerekçe uydurarak sistemin parçası olur. Bazıları ise miş gibi, tavır koyar.

Yaşar Ersoy, Kıbrıs Türk Tiyatrosunda, sürekli devrim gibi bir misyonla vardır.

Yol arkadaşları da onun gibidir.

Tiyatromuzun ustaları, yanlarına dünyanın büyük ustalarını; Shakespeare’i, Nazım Hikmet’i, Bertolt Brecht’i, Charles Bukowski’i, Can Yücel’i ve Edmund Rostand’ı da alarak, omuz omuza bozuk düzene karşı, bir sanatsal direniş eylemi olarak “İNSAN DENEN ŞEY” oyununu 16 Ağustos 2022, Salı, saat 20.30’da Merkez Lefkoşa açık Pazar alanında halka açık ücretsiz sunacaklar.

Bize dayatılan bozuk düzenden; yaşam koşularının insani olmamasından, haksızlıktan, adaletsizlikten, eşitsizlikten ve her geçen gün artan yoksulluktan şikâyetçi olanlar, “İnsan Denen Şey” oyununu izlemeli derim. Hep takdir ettiğim ve alkışladığım bu ekibi, yoğun ve heyecanlı çalışmaları sırasında ziyaret ettim.

Oyunu tasarlayan, kurgulayan ve yöneten Yaşar Ersoy ile çalışmaları ve oyun hakkında konuştum. Sevgili Yaşar, her zamanki gibi, tutkuyla, aşkla, bilinçle yaptığı işe dört elle sarılarak sorularımı yanıtladı.

H. HASTÜRER: Tiyatroların kapalı olduğu bir dönemde yazın kavurucu sıcaklarında oyun sahnelemeye çalışıyorsunuz. Neden?

Y.ERSOY: Çeşitli nedenlerle kısıtlanan özgürlük alanlarımıza, yeni alternatif özgürlük alanı yaratmak için. Hatırlayacaksınız, pandeminin başlamasıyla birlikte yaşam alanlarımız kısıtlanmıştı. Kapalı mekanlara giremez olmuştuk. “Maske, mesafe, temizlik”; en çok duyduğumuz bu üç kelimeydi. Bir de “evde kal güvende kal.” Ayrıca sanat yaşamımız boyunca hep var olan siyasi, bürokratik ve bencil çıkar ilişkileri sonucu gelen kısıtlamalar var. Ve giderek tiyatronun toplumsal işlevini yitirmesi…

İşte böylesi koşullarda, toplumsal ve sanatsal sorumluluğumuz gereği ne yapabiliriz diye bir araya geldik. Çünkü “bu düzende yaşam koşulları kötü… bu kötü koşullarda insanca yaşamak zor. Ve evdeki hesap çarşıya uymaz. Peki ne yapmalı?” diye sorduk kendimize.

Ne yapılmasını, nasıl yapılmasını da en iyi şekilde tiyatro ile anlatabilirdik insanımıza. Çünkü en iyi bildiğimiz ve severek yaptığımız iş, toplumsal bir sanat olan tiyatrodur. Ekonomik, sosyal, siyasal tüm kötülüklere karşı bir sanatsal direniş eylemi gerçekleştirmeliydik. Öyle de yaptık. Geçen yıl “Delirenler” oyunu ile açık alanlarda binlerce seyirci ile buluştuk. Bu buluşmamız Lefke’den Karpaz’a kadar gerçekleşti.

Bu yıl ise dünyanın büyük ustalarını; Shakespeare’i, Nazım Hikmet’i, Bertolt Brecht’i, Charles Bukowski’i, Can Yücel’i ve Edmund Rostand’ı da yanımıza alarak “İNSAN DENEN ŞEY” oyununu hazırladık. Ekip anlayışıyla çalıştık. Oyunun müziklerini Hüseyin Kırmızı yaptı ve uyarladı. Oyunda Erol Refikoğlu, Özgür Oktay, Döndü Özata, Umut Ersoy, Yaşar Ersoy rol aldı. Oyunun afişini ise Umut Ersoy yaptı.

Zor ve meşakkatli ama bir o kadar da keyifli çalışma sonunda “İnsan Denen Şey” oyunuyla 16 Ağustos 2022, Salı, saat 20.30’da Merkez Lefkoşa açık Pazar alanında halka açık ücretsiz sunacağız.

H.HASTÜRER: Neden ücretsiz?

Y.ERSOY: Çünkü kamusal alanda, sanatımızla bozuk düzene karşı halkımızla beraber sanatsal bir direniş eylemi gerçekleştiriyoruz.

H.HASTÜRER: Sokak Tiyatrosu olarak seyircinin karşısına çıkıyorsunuz. Neden, bir de katkı ve destek alıyor musunuz?

Y.ERSOY: “Sokak özgürleştirir” şiarıyla başladık işe. Sokak kamusal alandır ve sivildir. Resmi bir kimliğe sahip değildir. Özgürlük alanıdır. Tiyatroyu, sokakta bir sanatsal eylem olarak seyirciyle buluşturmayı amaç edindik. Ve öyle yaptık.

Lefkoşa Türk Belediyesi geçen yıl olduğu gibi bu yılda sahnelediğimiz “İnsan Denen Şey” oyununa destek oldu. Ayrıca sivil toplum örgütleri dayanışmasını bildirdi.

H. HASTÜRER: Lefkoşa’dan sonra diğer yerleşim yerlerine de turne yapacak mısınız?

Y. ERSOY: Evet yapacağız. Ne kadar çok seyirciye ulaşırsak o kadar çok toplumsal ve sanatsal görevimizi yerine getirmiş oluruz. Çünkü bu oyun ekonomik, sosyal, siyasal tüm kötülüklere karşı bir sanatsal direniş eylemidir.

H. HASTÜRER: Peki neden “İnsan Denen Şey”?

Y. ERSOY: İnsanı yüzeysel olarak “iyi-kötü” diye tanımlamak yerine, toplumsal koşullarda insanı yeniden tanımlarken ezen ezilen çelişkisinde ele almak ve insan olmanın özelliğinin haksızlıklara baş kaldırmak olduğunu anlatmak için. Tüm olumsuzluklara karşın karamsarlıktan uzaklaşarak geleceğe umutla bakmak için.

Susuzluktan kırılırken dolu bardağı görüp de boşu almamak için.

Bu rezil düzen çok iyi, değiştirmeyelim dememek için.

Nasılsa büyüklerimiz bizden daha iyi düşünür dememek için.

Ve ayağa kalkıp bu adaletsiz düzene “Yeter artık” demek için.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu