Hasan HasturerManşet

Bizde en çok kılıf üretilir.

Bizde 1955’lerden, teşkilat günlerinin başladığı ilk günden bugüne,  üniformasız görüntülü ama hiç sırtımızdan çıkmayan “üniformalı” bir yaşam yaşıyoruz.

Yıllar evvel  zorunlu askerlik görevini yapan üniversite mezunu bir çavuş görüşlerini benle paylaşmıştı. Mektubu bana e-mail’le gelmişti. İsmini de yazmamıştı. Ama yazanın gerçekten asker olduğuna tek yanlı yorumumla inanmıştım.

Bir türlü sivilleşememiz konusunda askeri yetkilileri suçlayanlardan hiç olmadım.

Bizim sivilleşememizde en önemli engel bizi yöneten kişilerin çekingenliği, korkaklığı ya da pasifliğidir.

Sanırım gerçek anlamda sivilleşmemiz de pek istenmiyor.

Çünkü sivil toplum demokrasi yönünde daha hızlı ilerler. Demokrasi çarkının adam gibi çalıştığı ortamda da yamuk yumuk insanların ülke kaderinde söz sahibi olma şansı giderek yok olma noktasına kayar.

Dünyada genel geçer doğrulardan biri de ulusal güvenlik konuları haricinde tüm kurum ve kuruluşların saydam bir görünüm yansıtmasıdır.

İş açıklık, saydamlık ve hesap verebilirliğe geldiği zaman bizde tüm kuruluşlar neredeyse Kolordunun, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığının kanatları altına girip askeri kuruluş gibi işlem görmek istemektedir.

Mikrofonlarda söylenenleri boşverin. Yapılanlar, siyasi duruşlar bu dediğim çizgide gitti yıllarca. Dış denetime açık olmayı, denetim ve gözetim bakımından dıştan bakıldığı zaman kolay görülebilir olmayı ve  gerçek anlamda hesap vermeyi bizi yönetenler sevmez.

*        *      *

“ Küçük bir ülkede az nüfuslu bir toplumuz, her şey gözler önündedir.” Bu çok söylenilir. Hatta eklenilir, “KIRK DERVİŞİZ BİR BİRİMİZİ BİLMİŞİZ.”

Her şey gözler önündeymiş gibi sunulur ama hiç bir şey gözler önünde değildir.

Hiç unutmayın üç kâğıtçılar da üç kâğıtçılıklarını küçük bir alanda gözler önünde yapar.

Kâğıt üzerinde çağdaş tüm ülkelerde var olan denetim amaçlı kuruluşlar bizde de yok mu? Var.

Bu tür kuruluşların var olması için işlevini kusursuz yerine getirmesi gerekir.

Ama bir bakınız bizde denetim amaçlı kuruluşların kendileri denetim ihtiyacı içindedir.

*          *        *

1974’e kadar sivil idare askeri idarenin gizlenemeyecek kadar gölgesindeydi.

1974 sonrası oluşturulan anaysal düzen içinde şeklen çağdaş bir yapıya sahip olduk. Çağdaş dünya ile benzeşen kuruluşlarımızın tabelaları kocaman kocaman binaların duvarlarına asıldı.

1974’ten bugüne 48  yıl geride kaldı. Ama bu tür kuruluşlarımız görevlerini yerine getirme bakımından yüzde elli sınırına bile henüz yanaşamadı.

*        *      *

Biz de en demokratik görünüm içinde olan kuruluşlarımızdan devletin tüm birimlerine kadar saydamlık ve hesap verebilirlik kâğıt üzerindedir.

Öncelikle beyinler saydam ve hesap verme anlayışına kelimenin tam anlamıyla açık olmadığı sürece de bu konularda kolay kolay yol alamayacağız.

Tam bu noktada hesap verme kadar hatta daha fazla hesap sorma kültürünün altını çizmek gerekir.  . Hesabın sorulmadığı yerde hesap vermek konumunda olanlar yan yatıp keyif çatar.

Halk hesap verilmesi konusunda da umutsuzdur. “Minareyi çalan kılıfını önceden hazırlar.” Bu söz çok kullanılır.

Acı ama gerçek bizde en çok kılıf üretilir. Bizi yönetenlerin gerçek iş yapma becerisindeki zayıflıklarına karşılık “kılıf üretme” becerileri çok yüksektir.

Kılıfçılar ülke kaderinde ne kadar egemense o ülkede hesap verilme şansı da o kadar azdır.

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu