Hasan HasturerManşet

Anılarda yolculuk…Tek tarafa zafer yok!!

Anılarda yolculuk durağımız 12 Kasım 2002… Tam yirmi yıl önce… Annan Planı Referandumunda giden yolda anılar içeriyor. Birlikte okuyalım.

***

“ Beklenen an dün ( 11 Kasım 2001)  geldi ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın 150 sayfalık çözüm planı taraflara sunuldu.

Günlerce plan olarak isimlendirilen önerilerin adı son anda Genel Sekreter’in görüşleri oldu.

İster plan, ister görüş, ister öneri, adı ne olursa olsun dün taraflara iletilen BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs sorununun çözümünde inisiyatifi ele aldığının belgesidir.

Sürpriz yoktur.

Dün gelinen nokta en azından bana göre 2001 Eylül’ünde üst düzey bir yabancı diplomatın mutlaka ulaşılacağını söylediği noktadır.

*       *       *

Biz istediğimiz kadar, “Kıbrıs sorununda taraf Kıbrıslı Türkler ve Rumlardır. Bırakın bizi anlaşalım” diyelim, dış dünya buna izin vermez.

Neden vermez? Çünkü bunca yıldır, uzlaşı olanaklarını mirasyedi cömertliğiyle harcayan taraflar çözüm yönünde güvenilirliklerini kaybetmişlerdir.

Bunun yanında daha da önemlisi uluslararası kimlik kazanan Kıbrıs sorununda zamanla kendi kendimize karar verme hakkımızı da yitirdik.

Bir sorun uluslararası kimlik kazandı mı çok kepçeli kazana benzer.

Bunlar beğenelim ya da beğenmeyelim birer acı gerçektir.

*      *      *

Dün akşam ( 11 Kasım 2001) tarafların “zarflarını” aldıktan sonra ilk tepkilere baktım.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, hasta yatağından doğruldu ve çok sayıda televizyona canlı yayında demeç verdi. Denktaş, kendine sunulan plandan memnun görünmüyor… Bunu gizlemedi… Hatta verdiği demeçler sanki de bu amaçlaydı…

Annan, ana metinle birlikte iki lidere birer mektup gönderip, erken olumsuz tepki koymamalarını istedi. Denktaş’la yaptığı telefon görüşmesinde de bu istemini yineledi. Bunun anlamı tarafların 150 sayfalık planda tarafların kabul etmekte zorlanacakları bölümlerin olduğudur.

Bu durum da sürpriz değildir. Yıllardır çözüm bulunamayan ve iki liderin en son 50 küsur toplantı da nihai anlaşamaya varamadığı bir soruna tarafların bir anda kabul edeceği çözüm bulmak zordur.

Denktaş ve Klerides, ciddi anlamda bir al ver sürecine girmiş olsalardı topu oynamak için Annan’a bırakmış olmayacaklardı.

*     *       *

Hem Denktaş’n hem de Klerides’in kabul etmekte zorluk çektiği bölümler vardır.

Denktaş’ı en çok toprak ve mülkiyet konuları rahatsız etmektedir.

Klerides ise yeni devlet oluşumuyla bizim Kıbrıs Rum Yönetimi dediğimiz Kıbrıs Cumhuriyeti’nin öleceğini ya da parça Rum Devleti olacağını kabullenmekte sıkıntılıdır.

Yeni isim, yeni bayrak ve milli marş yeni bir devletin oluşumu demektir. Yeni oluşum demek ise parça devletlere kurucu devlet kimliği kazandırmaktır.

Denktaş’ın da Klerides’in de işi onların pozisyonları ve yıllardır söyledikleriyle bağlantılı olarak zordur.

Şimdi her iki liderin önünde bir haftadan az bir süre vardır. Bu süre içinde derslerini çalışıp ilk tepkilerini ve hangi bölümleri kabul etmediklerini ya da müzakere etmek istediklerini belirleyeceklerdir.

Bir sonraki aşama son bir kez daha uzlaşı ortamı aramaktır.

O noktada bir tek yol “al-ver”dir.

Hem Kıbrıs Türk tarafı hem de Kıbrıs Rum tarafı kalıcı barış için bazı “vazgeçilmezlerinden” vazgeçmek durumunda olacaklardır.

Eğer bu yapılmazsa çözüm olmaz.

*      *       *

Şimdi hem Denktaş’a hem de Klerides’e tarihi bir görev düşmektedir. Bu görev toplumları tahrik etmeden tam tersine gerçekçi söylevlerle barışa hazırlamaktır.

Çözüm 1974’ün yarattığı sonuçlara uluslararası bir kimlik kazandıracaktır. Lafı kıvırmaya gerek yok, bu böyledir. Bu sonucun başlangıç hatası Rum tarafından geldi, 1963’te Kıbrıs Cumhuriyeti anayasal kimliğini kaybetti, Türkler dar bölgelerde yaşayarak birliktelikten koptu, 1974’ten sonra ada her bakımdan resmen bölündü. Zaman bu bölünmüşlüğü besledi. Rumlar için zor olan bu sonuç bir biçimde kabul edilecek.

Kıbrıs Türk tarafı için de zor olan adı ne olursa olsun sahip olduğu toprak miktarının azalacak olmasıdır. Çok zor olsa da bir miktar toprak, Rum Yönetimi’ne devredilecek.

Aslında kalıcı ve herkesin daha mutlu olmasını sağlayacak bir çözümde tarafların al – ver sürecinde vereceklerini taviz olarak nitelemek yanlıştır. Sonuçta her şey bu adada kalacaksa bunun adı taviz olmamalıdır.

*     *     *

Kıbrıs saati ile gece yarısı BM Genel Sekreteri’nin sözcüsü tarafından yapılan yazılı açıklamada, Genel Sekreter’in, Kıbrıs sorununda kapsamlı bir çözüm üzerinde anlaşmaya varılmasında temel olabilecek bir belge sunduğunu belirtildi.

Sözcü, Genel Sekreter’in bu inisiyatifinin, tarafların fırsatı yakalamak ve çözüme ulaşmak için birkaç hafta içinde alacakları kararlara odaklanmalarına yardımcı olacağını umduğunu ifade etti.

Kısa açıklamanın son bölümünde ise sözcü, Annan’ın  liderlerden, kendilerine verilen belgeyle ilgili olarak halka herhangi bir resmi açıklamada bulunmamalarını, bunun yerine incelemek için zaman ayırmalarını istediğini belirtti.

*      *      *

Önümüzde çok sınırlı bir zaman vardır. Tüm tarafların hedefi uzlaşı olmalıdır. Kimse tek yanlı bir zafer elde etme peşinde olmamalıdır. Tek tarafa zafer olamaz. Anlaşma imzalandığı zaman Denktaş ve Klerides ellerini birlikte havaya kaldırıp ortak zaferi kutladıkları an anlaşmanın kalıcılığı yönünde en büyük adım atılmış olacaktır.” ( 12 Kasım 2002 – KIBRIS)

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu