KıbrısManşet

Dış politikada, kar kaşa, kara göze bakılmaz…

KIBRIS GAZETESİNİN BUGÜNKÜ BAŞYAZISI:

Çok doğru bir sözdür…

BU DÜNYA ÇIKAR DÜNYASIDIR.

Söz çıkardan açıldı mı, bir söz daha akla gelir.

KARDEŞİ, KARDEŞ YARATTI, KESEYİ AYRI YARATTI…

Bu dünya çıkar dünyasıdır, denilirken, yakından uzağa, iki kişinin çıkar ilişkisinden, ülkeler arası çıkar ilişkisine kadar uzanır.

***

Kıbrıs sorunu gibi, uluslar arası bir sorunda hakkınızın teslim edilmesi için haklı olmanız yeterli değildir.

Kendi bakış açınızdan, güçlü olmanız da yetmez.

Eğer gücünüz, sizin dışınızdaki etkili unsurların, örgütlerin, ülkelerin güçleriyle birleşirse o zaman güçlüsünüz.

O güçle de haklı olup, olmamanız ikincil plana düşer, istediğinizi elde edersiniz ya da kazanırsınız.

***

Hiç kuşkusuz her sorunda tarafların çıkar analizleri vardır. Bazıları çıkar analizini bilimsel zeminde, değişen koşullara göre günceller.

Bazı ülkeler ya da sorun tarafları ise, çıkar analizini yapmadan, genel hatlarıyla ne istediğini söyler. Günlük isteklerin, çıkarla ne kadar örtüştüğü ise ayrı bir tartışma konusudur.

***

Kıbrıs Türk tarafı, Türkiye ile birlikte Türk tarafının, bir parçasıdır.

Kıbrıs Türk tarafı, Türkiye’nin doğu Akdeniz’de söz sahibi olmasının kapı açıcısıdır. Bu bağlamda Kıbrıslı Türkler, Kıbrıslı Türklerin, adadaki hakları, etkilidir.

Bunu Ankara, Kuzey Lefkoşa’dan daha iyi biliyor.

Daha iyi bilindiği içindir ki Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve öteki TC yetkilileri, Doğu Akdeniz’e bakarak konuşurken, “Türkiye ve KKTC’nin hakları…” diyerek söze başlarlar.

***

Ancak pratikte gördük ki, Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC’nin kader birliği içinde hareket etmesi, arzu edilen kazanımları elde etmeye yetmiyor.

Bunu biz biliyoruz da Rum – Yunan tarafı bilmiyor mu?

Biliyorlar, hatta bizden daha iyi biliyorlar.

Bildikleri için, gözlerini, dikkatlerini KKTC’nin uluslararası alanda statü elde edişlerini yakın takipte tutarlar.

KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olmasını, “arkası acaba ne olabilir?” düşüncesiyle izliyorlar.

Nasıl oturursak oturalım, Rum – Yunan tarafının uluslararası ilişkilerinin iyi olduğunu kabul edelim.

Doğrudan ve dolaylı olarak, bizden daha çok yere ulaşabiliyorlar.

Türk tarafının BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi içinde stratejik ya da geleneksel müttefiki yoktur.

Rum tarafının var.

Fransa ve Rusya, Rumların kabul etmediği ya da rahatsız olacağı bir kararın çıkmasına bugüne kadar izin vermedi. Bu ikiliye genelde Çin de eklenir.

Rusya – Ukrayna savaşı ve devamında AB’nin Rusya’ya yaptırımları Kıbrıs Rum tarafının Rusya ile ilişkilerini zedelemiştir.

ABD’nin Güneye silah ambargosunu kaldırma koşulları da, zedelemeye, zedeleme eklemiştir.

Türk Devletleri Teşkilatı’na KKTC’nin gözlemci üyeliğine, Rusya ile stratejik müttefikliği olan Türk devletlerinin onay vermesi, daha önemli açılımlar için sinyal özelliği mi taşıyor?

Rusya, müttefiki Türk devletleri üzerinden Güney Kıbrıs’a mesaj mı vermek istedi?

Türk Devletleri Teşkilatı’nda KKTC’nin Gözlemci üyeliği kararını, Rusya’dan tamamen bağımsız okumak, eksik okuma olur ve soncu sağlıklı olmaz.

Eğer Rusya bu karara “evet” demişse, hele bir de arkası gelirse, New York’a kadar uzanacak yeni gelişmelere hazır olabiliriz.

***

Tabii en başta Avrupa Birliği ile ilişkilerimiz bu kadar göbekten bağlıyken, yüzümüzü ne kadar doğuya dönebiliriz?

Bu da işin bir başka tarafı.

İhtiyacımız, yeni, etkili , kararlı ve istikrarlı bir şekilde yanımızda duracak ülke sayısını artırmaktır. Bu başarılırsa KKTC daha güçlü olur.

Daha güçlü KKTC, Rum tarafını, müzakere masasında daha yapıcı olma yönüne kaydırır.

***

Son söz… Dış politikada, kar kaşa, kara göze bakılmaz… Çıkarlarınızı ne kadar ülkeyle kesiştirirseniz, kazanım şansınız o kadar artar.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu