Hasan HasturerManşet

Oldu mu, hanım?”

Yaşı orta yaşın üzerinde olanlar ya da televizyon yayınlarının eski antenlerle olduğu dönemi yaşayanlar, bir reklamı anımsar…

Adam çatıya çıkıp, anteni net görüntüyü bulmak için oynatıyor.

Eşi de televizyondan görüntü ve ses kalitesini kontrol ediyor.

Adam çatıdan sesleniyor…

“Oldu mu, hanım?”

Eğer olduysa hanım yanıt veriyor…

“Oldu… Oldu…”

***

Teknolojideki gelişimle, o bir zamanlar anten ayarlama işi mazide kaldı.

Yeni neslin o antenlerden haberi yok.

Şimdi çanak antenler var.

Teknik elemanlar ayarlıyor.

Bir zamanların sayılı televizyon kanalı gitti, yerine yüzlerce tv kanalı.

***

Televizyonların antenle göbek bağı da her geçen gün azalıyor.

Hızlı internet, yayıncılıkta da ufku olabildiğince genişletiyor. Teknolojik gelişime paralel tahmin yürütmek çok zor.

Teknoloji, çok doğurgan… Teknoloji, teknolojileri geliştiriyor…

***

İnsanlık tarihinde olabildiğince gerilere gidilsin… Dar alandan uzaklaştığı oranda insanların haberleşmeye gereksinimi arttı.

Yalın sesini kullandı en başta.

Daha uzaklar için dumanla haberleşme oldu.

Güvercinler aracılığıyla da haberleşildi.

***

Bilgi kaynakları ilk telefonla ilgili şu bilgiyi aktarıyor:

“Konuşmaları açıkça aktaran ilk telefon aleti, Alexander Graham Bell ve Charles Sumner Tainter tarafından geliştiren radyofon isimli aygıttır. İki bilim insanı, bu aygıtla ilk başarılı denemeyi 15 Şubat 1880 günü gerçekleştirdiler.”

Yaklaşık bir buçuk asır.

O ilk telefonun evrensel bir heyecan yarattığını sanmıyorum. Çünkü iletişim şimdiki kadar evrensel değildi.

***

Biz gazeteciler için iletişimdeki gelişim, hareket özgürlüğümüzü artırdı.

Önce elimizle yazıp, gazete iletti. Sonra daktilo kullandık… Devamında elektrikli daktilo… Faks bir devrim gibiydi. Yazılı kağıdı uzaklardan faksa yediriyorsun, gazeteye ulaşıyor… Müthiş gelmişti.

Esas özgürlük bilişimin sunduğu olanaklarla gerçekleşti.

***

On yıl kadar önce Barcelona’da GSM fuarına katılmıştım.

Orada en yalın tanımlamayla cep telefonlarının nasıl gelişmeye açık olduğunu ilk kez görmüştüm.

Hızla, orada dinleyip, gözlemlediklerimiz hep gerçek oldu.

***

Bir ülkede alt yapı önemli.

Alt yapı dendi mi doğal olarak aklımıza, yollar, limanlar geliyor. Bu bağlamda alt yapı, ülkenin itibarı ya da ekonomik gelişimi açısından da önemli oldu hep.

Ancak uzunca bir süredir, haberleşmedeki alt yapı klasik alt yapıyla yarışta, neredeyse, önem bakımından öne geçti.

İnternet hızı bizim ülkemize gelmeyi düşünenlerin ilk sorulardan biridir.

3 G, iletişimdeki gerçeğimiz değil, ayıbımızdır.

4G/5G ihalesi sonuçlandı.

KKTCELL ihaleyi alan taraf oldu.

KKTCELL Müdür Murat Küçüközdemir, Cuma günü Kıbrıs Tv’de konuğumdu, bu konuları konuştuk.

On kat hızlı internet için hedefi on ay olarak koydular, ancak, anladığım on aydan kısa sürede 3G ayıbımız bitecek. Farkı görünce uzun süre 3G mahkumiyetinin ne olduğunu çok daha iyi anlayacağız.

Küçüközdemir, “Şimdi de bu teknoloji ile müşterilerimizin hayatında çok şey değiştireceğiz. Artan kapasite sayesinde bir baz istasyonu aynı anda pek çok kişinin kullanım ihtiyacına rahatlıkla yanıt verebilecek. Şirketler ve çalışanlar, işlerini çok daha verimli bir şekilde ofis dışında, 4.5G kapsama alanı dahilindeki her yerde yürütebilecek, ihtiyacı olan bilgilere ve dosyalara 4.5G hızıyla ulaşabilecek” diyerek olayın özünü aktardı.

Hade hayırlısı olsun…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu