Hasan KahveciogluManşet

“Türkümsü” devletler, bizi ancak “entite” olarak “gözlemci” yaptı…

Dile kolay…

Bugün tam 39 yılı devirdik…

Ne müthiş bir “öngörüsüzlük” bu…

Ne azap verici bir hesap bilmezlik…

Ne aşağılayıcı bir başarısızlık…

“KKTC” denilen yapı; ne yazıktır ki kocaman bir “yalan rüzgârı” olarak girdi hayatımıza…

39 yıl boyunca esti… Ama somut bir “gerçeğe” hiçbir zaman dönüşemedi…

Dünyanın bir tek ülkesiyle bile “diplomatik ilişki” kuramadı…

Bir tek “devlet” tarafından bile tanınmadı…

39 yıl boyunca, dünyada “zerre” kadarcık bir “yer” edinemedi…

Hiçbir “uluslararası kuruluş” ona “devlet” muamelesi yapmayı kabul etmedi…

Ne kendisi, ne sivil örgütleri, ne kurumları, ne kulüpleri dünyada “resmen” kabul görebildi…

Hem “demokrasi”si, hem de “ekonomisi” sürekli geriledi…

Bu “tez”le, dünyaya bir tek “çivi” bile çakamadığımızı itiraf etmek zorundayız…

Hem Kıbrıslı Türklere 39 yıl boyunca liderlik edenler, hem de Türkiye…

Dünyada “devlet” olabilmenin koşulları apaçık biçimde bellidir…

“Devlet kurdum” demekle olmuyor…

Kabul etmeliyiz ki, 1983’te liderliğin “ayrı devlet” talebi, toplumsal zemin bulmuştu.

Ancak buna inananlar ve Türkiye, bunu ileriye taşıyamadı…

En sonunda; bırakın yollarını yapmayı, esnafa para dağıtmayı, petrolünü, suyunu, elektriğini idare etmeyi, “sosyal yardım” alanların maaşlarını bile bir başka devlet bizatihi dağıtıyor…

O bir başka “devlet” dediğimiz Türkiye, 39 yıl boyunca kucağındaki bu “çocuk devletçiği” emzirdi durdu…

Ama hiçbir iktidar, bu çocuğa “balık tutmayı” öğretmeye kalkmadı… Tam tersine “çocuksun sen çocuk kal” dedi, TC’nin gelip geçen hükümetleri…

O da hep anasının paçasına yapışmış bir “sabi” olarak kaldı…

Bu “sabicik” her yürümeye kalktığında ise 39 tokat yedi…

Ankaradakilerin “Otur deyince oturacak, kalk deyince kalkacak” bir oyuncağa dönüştürdükleri bu 39 yaşındaki “delikanlı” 2020’nin Ekim ayından beridir, erken “alzaimer” belirtileri gösteriyor…

Siyaseti hasta… Ekonomisi hasta… Yerel yönetimleri hasta… Kamu yönetimi hasta…

Ama; günümüz siyasetindeki koca koca adamlar “KKTC her geçen gün güçleniyor” yalanıyla toplumlarını aldatmaya devam ediyor…

AKP ile MHP de bu “hasta”nın hem etinden hem sütünden yararlanıyor…

Bizim “sabi”yi; “devlet” olmanın tüm özelliklerini yitirdiği bir dönemde, en güçsüz, en hareketsiz, hatta nefes alamayacak durumdayken “devlet” olarak dünyaya tanıtacaklarını ilan ediyorlar…

Kaç gündür, yeni bir “yalan rüzgârı” içinde debelenip duruyoruz…

Neymiş?

KKTC, “Türk Devletleri Teşkilatı”na “gözlemci üye” olmuş…

Her tarafından “yalan” akan bir aldatmaca…

Her şeyden önce bu kuruluşun adı “faul”…

İngilizce açıklamalarında “Turkic States” diye bir ifade kullanıyorlar…

Turkish” ya da “Turk” demiyorlar…

Yani bu organizasyon, milliyeti ve dili bakımından “Türkümsü” bir nitelik taşıyor…

Beş tane kurucu devletten oluşuyor: Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkiye…

Bu “devlet”lerin hiçbirinin, Atatürk’ün “milli hedef” olarak belirlediği “Muasır medeniyet”lerle zerre kadar ilgisi yok…

Demokrasileri ise otoriter ve “batı” ölçülerinin çok gerisinde…

Kıbrıslı Türklere “böyle bir teşkilata üye olmak ister miydiniz?” diye kimse sormadı…

Ne halka, ne de parlamentoya…

Bu tamamen Sayın Erdoğan’ın “projesi”…

Avuçları içinde bir “devletçik”le Semerkant’a gitti ve “Bu çocuğu da aramıza alalım” dedi…

Yandaş Türk medyası olayı şişirirken, “KKTC gözlemci devlet statüsü kazandı” gibi bir ifade kullandı…

Külliyen yalan…

Tam tersine, Türk Dışişleri, tüzük değişikliği önererek “entite”lerin de üye olmasını sağladı. Böylece KKTC’ye “devlet” olarak değil, bir “entite” olarak “gözlemci” statüsü verildi.

Her şey Sayın Erdoğan’ın yüce hatırı için yapıldı…

Tam bir “göz boyama” operasyonu…

Nitekim; Kazakistan Cumhurbaşkanı, anında “uluslararası hukuka bağlılığını” teyit etmek zorunda kaldı.

Özbekistan’ın Dışişleri Bakanı Vladimir Norov Türk medyasını yalanladı ve ülkelerin toprak bütünlüğüne ve bağımsızlıklarına saygı vurgusu yaptı.

Yani, ne tam üyelik var, ne de tanınma…

Ancak, kaç günden beridir yandaş medya, siyasetçi “ver mehteri” dedikçe naralar atıyor…

Gerçek şu; bu kocaman “balon”un Kıbrıslı Türkler için hiçbir “kıymet – i harbiyesi” yoktur

Bizi kimse aldatamaz…

İslam Örgütü bizi “Kıbrıs Türk Devleti” olarak gözlemci üye yapmamış mıydı?

Ne oldu? Aralarından biri çıkıp bunun gereklerini yerine getirdi mi?

Üstelik biliyoruz ki, KKTC bu örgütlere tam üye bile olsa, hatta bu ülkeler bizi tanıdığını ilan etse, bunların hiçbir değeri yok…

BM’de “gözlemci üye” olan Filistin Devleti’ni, Kosova’yı 100’ün üzerinde devlet tanıyor, sorunlarını çözebildiler mi?

39 yılda “devlet” olmayı başaramadık, ola ola 5 otoriter Türkümsü devletin dış kapının dış mandalı olduk. Üstelik oraya da ancak “entite” olarak asılabildik…

Çavuşoğlu’nun, Tatar’ın, Ertuğruloğlu’nun “gaz verme”lerininhiçbir değeri yoktur.

Kıbrıslı Türklerin yalana, dolana karnı toktur.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu