Hasan HasturerManşet

… Ve bir Kıbrıslı Türk, asla hatırlamaz…

Sinirimden, öfkemden değil, umudumuzun hançerlenmesinden ağlamak istiyorum.

Kıbrıs’ımızda  yaşadıklarımızı, bize reva görülenleri konuşurken, ekranda veya başka ortamda ağlamamak için kendimi zor tutuyorum.

Yemin ederim, bunu sözün gelişi söylemiyorum.

Hangi ilahi güç, bu kadar ihaneti, kader diye alnımıza yazdı?

Olamaz.

Olmamalı.

Ama gelin görün, oluyor.

***

Kıbrıs Türküne ihanet, en az yetmiş senedir, kasaba kurnazlığı, kasaba ustalığıyla organize bir şekilde sürdürülüyor.

Sürünün parçası olmayanları hedef gösterip, devamında ortadan kaldırmak isteyen gerçek hainler, hedef gösterdiklerini HAİNLİKLE SUÇLARLAR.

Halbuki gerçek hain, sırtlarını nereye dayayıp, ihaneti kimin için yaptıkları hiç önemli olmadan Kıbrıs Türk Halkı’na gerçekten ihanet edenlerdir.

Bunlar, miras gibi ihanet bayrağını yeni nesillerine devrederler.

Böyle olmasa Kıbrıs Türkü, bu kadar kesintisiz ihanet, yaşar mıydı?

***

Daha da acısı ihanet çeteleri, ihanetlerine,  toplumsal, ulusal değerleri de örtü olarak kullanabiliyor.

Nasıl becerdilerse becerdiler, Kıbrıslı Türkleri, tüm duyu organlarını körelterek sindirdiler.

Vallahi isteyen istediğini yazsın, ya da söylesin…

Nazım Hikmet bu mısraları sanki de bizim için  yazmış:

“… koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılı verirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf.
..ve bu dünyada, bu zulüm
senin Sayende.
…ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatin çoğu senin, canım kardeşim! “

***

Çok iddialıyım, dünyada ihanete uğramış toplumları sıralasalar Kıbrıslı Türkler, ilk sırada yer alır.

Bu, son zamanların sorunu değil.

Yıllardır var olan, devam eden bir sorun.

Dün öğleden sonra kanepeye uzandım, televizyonda filim izliyordum.

Bir kez izleyenin birden fazla izlediği Baba 3, vardı bir kanalda. Bizim buralarda yaşadıklarımız ve yaşayabileceklerimizi de düşünerek sonuna kadar bir kez daha izledim.

Film bittiği zaman ekrana şu yazıldı… “Ve bir Sicilyalı asla unutmaz.”

Sicilya da, Kıbrıs gibi bir Akdeniz adası.

Yıllar evvel Kıbrıs adası Sicilya adası olmasın diye bir temenni yazısı yazmıştım.

“Ve bir Sicilyalı asla unutmaz” yazısını okuyunca kendiliğinden bizimle kıyas aklıma geldi.

“Biz de unutmaz mıyız?” diye sordum kendi kendime.

Yanıtım ne mi oldu?

“…Ve bir Kıbrıslı Türk asla hatırlamaz.”

Eğer unutmayıp, hatırlasaydık, 1950’li yıllardan başlayarak artçı deprem gibi bugünlere kadara gelen, bunca haksızlık, adaletsizlik, vurgun, talan, yağma, herkesin gözü önünde İHANETLE DE TAÇLANDIRILARAK devam eder miydi?

Unutmasak devam etmezdi…

Yaşananları hatırlamadığımız sürece, yok olana kadar, aklınıza gelen ya da gelmeyen her türlü olumsuzluğu yaşayacağız.

***

“Bugün Pazar, yakın mangalı da boş verin” diyemiyorum. Çünkü gidişat hiç görmediğimiz, yaşamadığımız kadar kötü.

 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu