Hasan HasturerManşet

“Sizin evde, yemek pişiyor mu?”

Sağlıklı bir toplumda, refah düzeyi bakımından, siyahtan beyaza ya da beyazdan siyaha doğru arada grinin çok sayıda tonları vardır.

Sosyal adalet ilkelerinin en iyi olduğu toplumlarda bile, bir renk yelpazesi bulunur.

Önemli olan, en olumsuz koşullara sahip siyah renk içinde olanların bile, insanca yaşama düzeyine sahip olmasıdır.

Ekonomik koşullar kötüye gittikçe siyahla beyaz arasındaki renkler azalıp yok olurken, durumu en iyi olanlarla en kötü olanların arasındaki uçurum da büyümektedir.

*       *       *

Yıllar evvel CHP Genel Başkanı olduğu dönemde Deniz Baykal’ın bir televizyon programında bir aktarması vardı..

“… Küçük çocuk, evlerinin önünde oynarken, arkadaşının babasının eve dönmekte olduğunu görür.

Karşılıklı saygı, sevgi yaklaşımıyla selamlaşıyorlar.

Adamın sıcak yaklaşımı, çocuğun soru sorma cesaretini besler.

… Ve çocuk sorusunu soruyor:

– Amca, sizin evde yemek pişiyor mu?”

***

O yıllarda da Türkiye’de ekonomik durum çok kötüydü.

Doğruya doğru o zaman bizde durum o kadar kötü değildi.

Bir ülkede ekonomik yapı çok bozulup dibe vurduğu, insanların para harcama korkusuyla evden çıkamadığı dönemlerde, ülkenin nabzını sokakta tutmak zorlaşır.

Çünkü açlık sınırında geliri olan insanlar eğer işi var, evden işe, işten de eve gider. O kadar.

***

Bizde şu an durum nasıl?

Net… Çok kötü.

Sık sık marketlerde alışveriş yapanları gözlüyorum.

Kıbrıslı Türklerin, alışveriş kapasitesi çok düştü.

Marketlerin, alış veriş kapasitesi yüksek müşterileri, marketin konumuna göre ya Güneyden gelen müşteriler, ya da siyahi öğrenciler.

Bir kasiyere sordum: “ Siyahi öğrencilerin alışverişi nasıl?”

“Çok iyi” dedikten sonra ekledi: “ Aralarında deste deste para taşıyanlar var. 100 TL’lik hesabı ödemek için cebinden 8-10 bin TL çıkarıyor.”

Bu konu, yazımın bütünlüğünün dışında. Bir gün bu konuyu yazacağım.

***

Her fırsatta yazıyorum.

Bu gidişat,  gidişat değil.

Pahalılığa çare gerekiyor.

Çare var mı?

Mutlaka var.

Ekonomik akılla çatışmadan, sosyal sorumlulukla karar üretilmeli.

Satın alma gücü eriyor.

Hükümet dar ve sabit gelirlilere, etkili çare bulmada yetersiz.

Türkiye ile KKTC arasında ticaretin TL ile yapılmasına yönelik kararın, pahalılığa karşı ciddi pozitif etkisi olacağına kimse inanmıyor.

Protokolün üst sıralarında bulunanların iyimser konuşmalarına, kendileri bile inanmaz.

Neden?

Türkiye’de tarım dahil her türlü üretimde, en az yüzde yetmişlerde dövizle temin edilen girdi var. Maliyetler döviz girdisine göre hesaplanıyor.

Dövizle bildirilen fiyatlar, günlük kurla TL’ye çevrilip bildirilecek. Ödemenin gerçekleşme vadesine göre de artış olacak.

Bu kadar basit.

***

Böyle giderse çok yakın gelecekte Kuzey Kıbrıs’ta da çocuklar, “Sizin evde yemek pişiyor mu?” sorusunu soracak

 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu