Hasan HasturerManşet

Elçiyi kazanan, kendini güçlü kabul etti…

Bu satırların yazarı olarak 1970’li yılların başında şekillenen ve hiç değişmeyen bir görüşe sahibim.

Türkiye’den adaya gelen, elçileri, görev sınırlarının dışına çeken bizim başımızda olanlardır.

Bunu yaparken de, göreve yeni gelen elçilere, kendilerinin sıcak bakmadığı herkesi, gerçeğe dayanması hiç önemli olmadan ‘İSPİYONLADILAR.’

Elçiyi kazanan, kendini güçlü kabul etti…

Bir büyük elçinin, diplomatik görev sınırlarının dışına çıkan büyükelçinin, istikrarlı bir başarı sürdürmesi elbette olası değildir.

Tabii bu noktada bir vurgu daha yapayım…

Ülkemizin ve Türkiye’nin güvenliği için istihbarat görevi yapanlarda yönlendirmelere açık kalarak, Kıbrıslı Türklerin, kötü anlamda fişlenmesi için Ankara’ya ‘bilgi’ aktardı.

***

Aklıma geldi.

Yazayım.

1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Kurulduğu zaman Kıbrıs Cumhuriyeti’ne görevlendirilen TC’nin ilk Lefkoşa Büyükelçisi asker kökenli Emin Dirvana’ydı.

Cumhuriyet kurulmuş ancak cumhuriyet dışında kalan TMT kadroları, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin çalışmasını, varlığını sürdürmesini istemiyordu. Lefke’de yabancı maxden şirketi CMC’den ciddi miktarda bir vergi alınması içi, Kıbrıs Cumhuriyeti Temsilciler Kıbrıs, Cumhuriyeti yasama organı, parlamentosu, Temsilciler Meclisi’nde yasal düzenleme yapılması gerekiyordu.

Bakanlar Kurulu’nda Cumhurbaşkanı Makarios, Cumhurbaşkanı Muavini Dr. Fazıl Küçük, Türk ve Rum Bakanlar uzlaştı.

Zaten uzlaşılmayacak ne vardı?

Cumhuriyetin kasasına para girecekti.

Kıbrıs Türk Cemaat Meclisi çatısı altında daha etkili olan, TMT bağlantılı ekip Vergi Yasasındaki düzenlemeye karşıydı.

Temsilciler Meclisi’ndeki Kıbrıslı Türk Parlamenterlere baskı yapılıyordu.

Konu Ankara’ya kadar gitti.

Ankara’dan gelen talimatla Büyükelçi Dirvana, Kıbrıslı Türk Parlamenterleri, elçiliğe davet etti. Öz olarak, ‘ Ankara, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal kimliğiyle devamından yanadır. Vergi Yasasından yapılmak istenen düzenlemeyi de desteklemektedir. Sizlerin de olumlu oy kullanmanız arzu ediliyor’ dedi.

Devamında da tek tek herkesin görüşünü sordu.

Herkes ‘tamam’ deyip, ayrıldı.

Meclise gittiklerinde, dinlediklerimden anımsadığım kadarıyla rahmetli İsmail Sadıkoğlu, birkaç TMT’ci arkadaşıyla gidip, ‘ Bu yasaya olumlu oy verirseniz, sonrasında Sarayönü, meydanı, Türk semtine gelmeyin’ dedi.

***

Emin Dırvana, asker kökenli olmasına rağmen daha sivil ve demokratik düşünüyordu.

Kıbrıs Türk Toplumunun, kendi içinde barış içinde olmasını hem istiyor hem de destekliyordu.

Gidişatın iyi olmadığını gördüğü için, 2 Ocak 1961’de Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan bir demecinde aynen şunları, tavsiye olarak ifade ediyordu:

 ‘Kıbrıs, örnek bir refah ülkesi olabilir.

Türk Hükümeti ve Türkiye Halkı, bütün tarafların menfaatleri göz önünde tutularak, iş birliği ve iyi niyet ruhu içinde anlaşmaların tatbikini candan desteklemektedir.

Kıbrıs Halkı üzerinde nüfuz sahibi olan herkes bu hususta yardımlarını esirgememektedirler. Hadiseleri büyüterek maksatlı ve yıkıcı neşriyat yapmak, tahrikçi makaleler neşretmek büyük zararlar yaratmaktadır.

Şahsi fikrime göre gazeteler, müfrit makaleler ve halk tarafından desteklenmeyen fikirler yayımlamamalıdır.’

***

Türkiye’nin yeni Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu, bugün resmen görevine başlıyor. Bu satırları Metin Feyzioğlu, okusun diye de yazdım.

Başımızdakilerden çok, toplumsal hassasiyetlerimizi bilerek, hareket etmesi halinde, Kıbrıslı Türklerin, tüm kesimlerinin saygı ve sevgisini kazanabilir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu