Hasan HasturerManşet

Koyun, çobanı aramaz…

Dokuz gün önce, “…Ve bir Kıbrıslı Türk asla hatırlamaz.” Başlıklı yazımı sizlerle buluşturmuştum.

Çok önemli, dönüşümler almıştım.

Okuma fırsatı bulmayanlar için yazımın önemli bir bölümünü sizlerle yeniden sizlerle buluşturmak istedim:

“ … Çok iddialıyım, dünyada ihanete uğramış toplumları sıralasalar Kıbrıslı Türkler, ilk sırada yer alır.

Bu, son zamanların sorunu değil.

Yıllardır var olan, devam eden bir sorun.

Dün öğleden sonra kanepeye uzandım, televizyonda filim izliyordum.

Bir kez izleyenin birden fazla izlediği Baba 3, vardı bir kanalda. Bizim buralarda yaşadıklarımız ve yaşayabileceklerimizi de düşünerek sonuna kadar bir kez daha izledim.

Film bittiği zaman ekrana şu yazıldı… “Ve bir Sicilyalı asla unutmaz.”

Sicilya da, Kıbrıs gibi bir Akdeniz adası.

Yıllar evvel Kıbrıs adası Sicilya adası olmasın diye bir temenni yazısı yazmıştım.

“Ve bir Sicilyalı asla unutmaz” yazısını okuyunca kendiliğinden bizimle kıyas aklıma geldi.

“Biz de unutmaz mıyız?” diye sordum kendi kendime.

Yanıtım ne mi oldu?

“…Ve bir Kıbrıslı Türk asla hatırlamaz.”

Eğer unutmayıp, hatırlasaydık, 1950’li yıllardan başlayarak artçı deprem gibi bugünlere kadara gelen, bunca haksızlık, adaletsizlik, vurgun, talan, yağma, herkesin gözü önünde İHANETLE DE TAÇLANDIRILARAK devam eder miydi?

Unutmasak devam etmezdi…

Yaşananları hatırlamadığımız sürece, yok olana kadar, aklınıza gelen ya da gelmeyen her türlü olumsuzluğu yaşayacağız.”

***

Hatırlamak çok mu önemlidir?

Elbette çok önemlidir.

İnsanın, yaşanılanları hatırlamaması ciddi bir sağlık sorunudur.

Eğer hatırlama hakkı birilerine fark edilmeden devredilirse sorun çok daha ciddi bir boyut kazanır.

Yıldönümleri ne kadar çoksa, bireysel ve toplumsal anımsama hakkı o kadar kontrol altında demektir.

Bu nedenle, öncelikle bireysel ve devamında toplumsal hatırlama hakkımızı yitirmeme, eğer yitirdiysek geri alma mücadelesini kesintisiz vermeliyiz.

Unutmayalım, hatırlatma yetisinin kaybedildiği yerde, sorgulama, tepki koyma hakkı ortadan kalkar.

Sorgulama olmazsa, yapanın yanında, tutanın elinde kalır.

***

Toplum, giderek edilgenleşir.

İnsanlar, hayvan benzetmesiyle aşağılanır.

Her fırsatta hem yazar, hem söylerim.

KIBRISLI TÜRKLER, EŞEKLERİ SEVER AMA ASLA EŞEK DEĞİLDİR.

Mutlaka herkes farkındadır.

Çocukken hepimizi GUZZUM diye sevdiler.

Koyunun yavrusu kuzu, gerçekten güzeldir. Ancak, kuzu dönemi bitince KOYUN olur. Aslında GUZZUM , diye sevilirken, daha yolun başında KOYUNLUĞU kabul etmiş olmuyor muyuz?

***

Yazıya noktayı koymadan, koyunların hakkını da vermek istiyorum.

Çoban koyun sürüsünü mandıraya koyarken, koyunları tek tek sayar. Eksik varsa, çoban koyunları her zaman arar.

Neden?

Çünkü koyunlar, çobanı aramaz.

Aramadığı için başını alıp gidebilir.

Koyunlar, çobanı aramaz…

Peki insanlar, çobanın yerine koyduklarını arar mı?

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu