Hasan HasturerManşet

Anılarda yolculuk….“Kimse bize yan bakamaz!”

Bir süredir anılarda yolculuk, yapmadım. Bu anılarda yolculuk, deyip, 17 Mart 2002’ye gittim. “Kimse bize yan bakamaz” başlıklı yazımı sizlerle paylaşıyorum:

 

Üç gün önce bu köşede “Bizim gemi suya inerse erir mi?” başlıklı yazımda, “… Kendimize her koşul altında güvenmek durumundayız. Özgüvenin yitirildiği ortamlarda ne tek tek ne de hep birlikte ayakta durup önemli başarılar elde etmek mümkün değildir.

“Rumlar bizi yutacak, AB bizi yutacak.” Bu sözleri duyduğum zaman tüylerim diken diken olur.

Allah aşkına söyleyin. Kıbrıs Türkü, en azından son elli yılda verdiği mücadele sonunda “asprin” tableti mi oldu ki gelen yutacak, giden yutacak.

… Dış dünyayla ve Rum tarafıyla ilişkilerde adam gibi durdukları için herkes tarafından adam yerine konulmak değil, adam muamelesi görüyorlar.

Kıbrıs Türk toplumu ve toplum olarak yarattığımız kurumlar ve değerler, şekerden yapılmış gemi midir ki suyla buluştuğu zaman erime korkusu taşıyalım” diye yazmıştım.

Kişilikli duruş ve özgüvenden rahatsız olabilir. Hiç önemli değildir. Çünkü doğru her zaman için yalanın yanlışın takkesini düşürür.

Sözü fazla uzatmadan ta uzaklardan Amerika Birleşik Devletleri’nden Kıbrıslı Türk Bedri A. Çetiner’in elektronik postayla ilettiği konuyla bağlantılı görüşlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.  “Sayın Hastürer,

KIBRIS Gazetesi’nin köşe yazarlarının yazılarını elimden geldiğince okuyorum. Yazılarınız ülkemin gerçeklerine açılan bir pencere gibidir.
Tarafsız ve yalın olarak gerçekleri ortaya koyduğunuz için sizleri takdir ederim.
Şüphesiz ki , Kıbrıs Türklüğü ile ilgili her konu beni bir Kıbrıs Türkü olarak çok ilgilendiriyor ve çok hassas bir konu olduğuna inanıyorum. Ayrıca Kıbrıs Türklerinin son zamanlarda gerek iç gerekse dış meselelerde karşı karşıya kaldığı durumlar bu hassaslığımı bir kat daha artırıyor.
Dış kaynaklı olarak karşımızda duran engeller çok açık ortadadır ve bunların ortadan kaldırılması için her Kıbrıs Türkü’nün yerine getirmesi gereken vazifeleri vardır. Ve bu dış kaynaklı problem ve engellerin neden karşımızda durduğunu anlamak çok zor değildir.
Ancak kendi içimizdeki problemler ve engeller her şeyden daha önemlidir ve en önce çözülmesi gerekenlerdir. Bunun için en önemli parametreler kendi kendimize dürüst olmak ve güvenmektir, bu çok basit gerçeği maalesef çok şiddetli bir şekilde vurgulamak gerekiyor, çünkü dürüstlük sıfatından yoksun olarak başlayan mücadelelerin başarıya ulaşması söz konusu değildir.
Yazınızda belirttiğiniz ve Kıbrıs Türkü’nün şahsiyetli kimliği ile ilgili sözleriniz gerçekten ülkemizdeki her kesimden her insanın bir an önce kafasına yerleştirmesi gereken çok önemli hususlardır. Sebebini hâlâ anlayamadığım ve yıllarca Kıbrıs Türk kimliğini şu veya bu şekilde yok etmeye çalışanların karşısında Kıbrıs Türkleri vardır ve önümüzdeki günlerin ortaya koyacağı yapılardan ve şekillenmelerden bağımsız olarak bu Kıbrıs Türklüğü onurunu ve haysiyetini her zamanki gibi korumaya devam ettirecektir ve onu yok etmeye çalışanlara gereken cevabı verecektir.

Kıbrıs Türklerinin kendilerine olan güvenini tazeleyen her türlü girişim hayata geçirilmelidir. Bu güven ortamı her kesim arasında oluşturulmalıdır. Vatandaşlar kendilerini yönetenlere, yönetenler de vatandaşlarına güvenmelidir. Bu bizi yönetenlerin en öncelikli vazifesi olmalıdır. Şüphesiz akla gelen ilk soru bu güven ortamı nasıl oluşturulabilir sorusudur.

Eminim ki hiç şüpheye yer vermeden herkes, bu sorumluluğun bizleri yıllarca yönetenlerin ve hâlâ yönetmekte olanların omuzlarında olduğu gerçeğini kabul eder. Bu çok şahsiyetli bir görevdir ve Kıbrıs Türklerinin yönetim kadrolarında bu görevi seve seve yerine getirecek şahsiyetli kimliklerin olduğuna inanıyorum.

Buna ilaveten Kıbrıs Türk insanının yapısı, yıllarca vermiş olduğu onurlu ve çetin mücadeleler bu uğurda yaptıkları ve yapmakta oldukları göz önüne alınırsa bu vazife yerine getirilmesi çok kolay olan bir görevdir, yeter ki bunu gerçekten isteyelim.
Son olarak şunu söylemek istiyorum… Biz Kıbrıs Türklerini bugüne kadar kendi içimizdeki canavarlar yutamadıktan sonra bırakın AB’yi veya Rumları bu dünyada bize kimse yan bakamaz.
Efendim en derin sevgi ve saygılarımı gönderirim.
Bedri A. Cetiner, Ph.D.
Electrical and Computer Engineering Department
University of California at Irvine”

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu