Derviş Dogan

Bu kadar rezil bir dönemi hatırlamıyorum.

Çok rezil ve bir o kadar da karanlık diyebileceğim günlerden geçiyoruz.

Şöyle ki: Bir “hükumet” düşünün Din İşleri Başkanı zat-ı muhterem hakkında soruşturma başlattık diye açıklama yapsın, sonra soruşturma başlatılmadığı bir bakanın verdiği demeçte anlaşılsın. Yalan dolan belli ki ülkeyi yönetenlerin rutin olarak başvurdukları bir yol oldu. Yalanla yaşamayı topluma olağanmış gibi bir görüntü vererek normalleştiriyorlar. Yahu ananızdan babanızdan hiç mi aile terbiyesi almadınız? Sizi okutan öğretmenlerinizden hiç mi değer yargıları hakkında bir şey öğrenmediniz?

Bu nasıl bir ahlaktır? Bu nasıl bir yüzsüzlüktür ki bu hiç rahatsız olmadan, çekince duymadan kolayca yalana başvurabiliyorsunuz? Vallahi pes!

Tarihin hiçbir döneminde böylesine yalanlarla bezenmiş bir dönem yaşamadık.

Bu kadar yalanın söylendiği, bu kadar yüzsüzlüğün yaşandığı bir dönem yaşamadık.Din İşleri Başkanı olarak Kıbrıslı Türkleri imana getirmeyi planlayarak Türkiye’den atanan gerici kişi ki bana göre ismi da lazım değil, bu nedenle zikretmeyeceğim, açık açık KKTC Anayasını ihlal ediyor, ve fakat hükümet edenler buna seyirci kalıyor. Peki neden?

Açık yazacağım bu atama Türkiye’den yapıldı. Anormallik de zaten tam bu noktadan başlıyor. Zira KKTC Başbakanı olan kişi de Türkiye’nin atadığı bir isim.

KKTC Din İşleri Başkanı ile aradaki tek fark biri ithal diğeri yerli atama olmasıdır.

Dolayısıyla diyeceğim o ki KKTC hükümetinin Türkiye’den atanam Din İşleri Başkanını görevden alma yetkisi yoktur.

Hatta şunu belirteyim, Başbakan Ünal Üstel dahil kabinedeki tüm bakanlar gider ama Din İşleri Bakanı kalır.

Bu kadar net.

Dünya’dan egemenlik talep edenlerin de içine düştükleri durum bu.

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu