Hasan Kahvecioglu

“Türk enosisi”nin ayak sesleri…

 

“İki devlet” derin projesinin arka planı giderek netleşiyor, kodlar birer birer çözülüyor…

Kıbrıs’ın kuzeyi, yakın tarihte hiç olmadığı kadar, ciddi biçimde Türkiye’ye “entegre” ediliyor…

Üstelik bu sözcük, artık resmi ağızlarda dillendirilmeye başlandı…

Kimsenin tanımadığı “devlet”in, kimsenin tanımadığı kurumları bircik bircik bu “entegrasyon”a yamalanıyor…

Proje, usta bir “terzi”nin göz nuru titizliğinde ilmik ilmik dokunuyor…

Ankara’daki “rejim” yerel siyaseti “tavla teslim” avucunun içine bu kadar kolay alacağını inanın kendisi de beklemiyordu…

1960’lı yıllarda, korkunun sokaklarda kol gezdiği günlerde; Bayraktarlara, Sancaktarlara direnebilmiş bu toplumun, 60 yıl sonra “basiretinin bağlanması” izah edilebilir bir sosyolojik durum değil…

“İki devlet” sloganı aslında, Ankara kaynaklı “İstirdat Projesi”nin lansmanı ve çıkış enerjisi oldu…

Bu ayrılıkçı sloganla “görüşme masası” berhava edildi…

Rum tarafı ile olası her türlü işbirliği sabote edildi… Kayıplar Komitesi pasifize edildi…

Teknik Komiteler uyutuldu… Türk-Rum öğrencileri bir araya getiren projelere son verildi…

Avrupa Birliği’ne bol bol sövülüp sayıldı… Türk toplumunu AB’den uzaklaştırmak için her türlü manevra denendi.

AKP, tüm bunları Tatar’ın “biatçı”lığı ve UBP ile iki küçük ortağının “teslimiyeti” sayesinde başardı…

Tabii, yalnızca iç siyaseti dizayn etmek, toplumu dünyadan koparıp içe kapamak, çözüm çabalarını sabote etmek AKP’yi kesmiyor…

2002’den beridir asıl istediği, “demografik yapı”nın dönüştürülmesiydi…

20 yıl boyunca AKP’nin hedefi hep bu oldu…

Siyaset kurumumuz bu bağlamda zaman zaman hafif direnişler gösterse de Ankara, uzun vadede bu isteğine çok yaklaştı.

Burada, 2023 yılı  içinde, Kıbrıslı Türklerin sayısını geçmesi pek muhtemel olan bir “nüfus” yapısı oluşturdu…

Siyasal İslam’ın alt yapısı, Vakıflar İdaresi’nin “para” ve “iyilik”leriyle son iki yılda inanılmaz mesafe aldı.

1990’larda Kuran Kursları’na karşı koyan nüfus ve duyarlık yok artık. “Kuran Kursları”nı okullara taşıyan, “bu kursları destekliyorum” diyen Eğitim bakanımız var…

1952’lerde yobaz diye Müftü’yü bu topraklardan kovan toplum yerine, 2023’lerde “Erkeğin yatak davetine icabet etmek kadının görevidir” diyen Müftü’ye arka çıkan, siyah çarşaflı “sivil toplum örgütü” var…

Kısacası; TC’nin Lefkoşa Büyükelçliği’nin Din İşleri Müşavirliği, “dinsiz ve inançsız Kıbrıslılar”ı, taşınan nüfus sayesinde “terbiye” edebilecek bir güce erişti…

Ve şimdi de projenin “yeni aşaması” başlıyor…

Bu alanda TİKA’ya ciddi görevler verildiği anlaşılıyor…

Yarım asırdır kapalı bulunan “Taksim sahası”nı açma operasyonu ile ara bölgede yaratılan “tahrik” bunun bir göstergesi… “Algı operasyonu” ise harika… Gençlik ve spor ambargosu üzerinden milliyetçi kesimler “öfke” ile dolduruluyor…

Mağusa’da Derinya’da sınır yakınına “sosyal konut” yapımı ise bir başka tahrik…

En sonuncusu ise; Geçitkale Havaalanı’nın bir gece operasyonu ile “askeri üs” yapılması…

Tüm bu “provokatif” ataklar, sözünü ettiğimiz ve Kıbrıs’ın geçmişini bilmeyen bu “nüfus”u, ayrıca Türk kamuoyunu fitillemeye yetiyor…

Ankara, Suriye’ye “bir gece ansızın gelebilirim” demişti ama Rusya ve ABD’nin tepkileri yüzünden oraya giremedi…

Oysa, Kıbrıs’ın kuzeyi avucunun içinde…

Seçimlerde kullanabileceği “en ucuz” malzeme bizde…

Gerekçeler de hazır: “Federasyon olmadı, iki devlet dedik olmadı, ne yapalım? 50 sene Rumları mı bekliyelim?”

Bu durumda, geriye tek seçenek kaldığı ilan edilir ve arkasından gelsin; “ilhak…”

İşte tam da bu noktada “Kıbrıs Fatihi” olarak Erdoğan, 14 Mayıs seçimlerinde en az yüzde bilmem kaç farkla öne fırlar ve yeniden seçilir…

Erdoğan’ın Kıbrıs’ta böyle bir adım atması mümkün mü?

Hem Ankara’daki rejimin karakteri, hem Sayın Erdoğan’ın “ondan herşey beklenir” formatındaki siyasi tarzı, hem de burada son günlerde atılan adımlar bu olasılığı güçlü kılıyor…

Aslında, burada “ilan edilmemiş” bir entegrasyonun tüm alt yapısı mevcut…

Ancak; “ilhak”ın cazibesi ve seçimlerdeki getirisi bambaşka…

Bir de şu var: dış konjoktür de son derece müsait… Putin, Ukrayna’nın dört vilayetini “ilhak” etmedi mi? Gürcistan’da iki devletçik yaratmadı mı? Kırım’ı ilhak etmedi mi?

BM ya da AB, hatta ABD; Putin’i durdurabildi mi? Birkaç kınama açıklamasının ardından böyle bir “ilhak”ın gündemden düşmesi de mümkün…

Bunu, yabancılar da net biçimde görüyor ve son zamanlarda sıkça da dile getiriyor.

Böyle bir durumda, olan Kıbrıslı Türklere olacak…

“Türk Enosisi” Kıbrıslı Türkler’in bu topraklardan sökülmesi, yok edilmesi anlamını taşıyor…

Biliyoruz ki bu “proje”de aslolan topraktır… Fetihtir… Osmanlı’nın yeniden diriltilmesidir…

Bu yüzden Kıbrıslı Türkler, TC’deki seçimlerin kazanılması uğruna kolayca feda edilebilir…

2023’ün önümüzdeki ayları, kaderimize ilişkin korkular, endişeler içinde geçecek gibi görünüyor.

 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu