Kıbrıs

Narin Ferdi Şefik: “Ülkemizde en büyük sorunlardan biri kural tanımama”

 Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik, ülkede hukuk, ceza, idari davaların sayısının azalmamasındaki en büyük nedenin yaygın hale gelen kural tanımamazlık olduğunu söyledi.

Şefik, kural tanımamanın örneklerinin Ağır Ceza Mahkemesi huzurundaki dava sayılarından görüldüğünü ifade ederek, tedbirsiz ve dikkatsiz fiil neticesinde ölüme sebep olma suçunun 2020 yılında 15, 2021’de 20, 2022’de 33 olduğuna işaret ederek, ağır ceza davalarının çeşitlerine bakıldığı zaman ise cinsel tecavüz, ırza geçme, çocuğun cinsel istismarı, 16 yaşından küçük çocuğa taciz gibi suçlarda da ciddi artış gözlemlendiğine dikkat çekti.

Narin Ferdi Şefik’in yeni adlı yıl açılışında yaptığı konuşmanın tam metni:

” Sayın Cumhurbaşkanı Vekili, KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı, değerli konuklar, değerli meslektaşlarım, 2023-24 Adli Yıl Açılış törenine hoş geldiniz.

Türkiye Cumhuriyeti yargısının sayın temsilcileri, Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Prof Zühtü Arslan, Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı Sayın Muammer Topal Yargıtay temsilcisi3. Hukuk Dairesi Başkanı Sayın Ömer Kerkez, Danıştay temsilcisi 4. Daire Başkanı Sayın Enver Kaya, Türkiye Adalet Akademisi Başkanı Sayın Muhittin Özdemir,  davetimizi kabul ederek açılışımıza katıldığınız için çok teşekkür ederiz.

En son adli yıl açılışını 2018-2019 adli yılında yapmıştık. 2019-2020 adli yıl açılışını basın ile sohbet şeklinde yapmayı tercih ettik. Daha sonra pandemi nedeni ile 2021-22,  2022-23 adli yıl başında basın ile sohbet şeklinde açılış yapmak mecburiyetinde kaldık. 5 yıl sonra alışagelmiş formatta misafirlerimizin katılımı ile adli yıl açılışı yapabildiğimiz için çok mutluyuz.

Öncelikle 2023-24 adli yılın ülkemize ve camiamıza hayırlı ve uğurlu olmasını dilerim.

Son zamanlarda gerek dünyada gerekse kendi ülkemizin yakın çevresinde çok büyük sorunlar ve felaketler yaşanmıştır.

Bizi de derinden sarsan 6 Şubat tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’nin güney kısmında Kahramanmaraş merkezli meydana gelen deprem neticesinde, resmi verilere göre ,  50,000’in fevkinde kişi vefat etmiş, 107,000’den fazla kişi ise yaralanmıştır. Tüm hayatlarını kaybedenlere Allahtan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır dilerim.

KKTC’de hissedilen bu depremde, Türkiye Cumhuriyeti’nde yer alacak voleybol turnuvasına katılmak için toplam 24 voleybolcu çocuğumuz  Şampiyon Meleklerimiz maalesef bir tadilat projesi neticesinde apartmandan dönüşen bir otel’in enkazı altında kalarak, vefat etmişlerdir.

Bu acıyı her KKTC vatandaşı kalbinin derinliklerinde hissetmiştir. Feci bir şekilde Adıyaman’da kaybettiğimiz 6 veli 5 öğretmen ve 24 çocuğumuza tanrıdan rahmet tüm ailelerine sabır ve metanet dilerim.  Böyle bir acıya dayanmak çok zor. Benzeri faciaların yaşanmaması için tedbir alındığını görmek,bu faciaya neden olan suçluların tesbit edilerek cezalandırılmaları bu ailelerin acısını belki biraz olsun dindirebilir.

Tüm binalarımızın depreme karşı dayanıklıklarının ölçülmesini Mimarlar Odasından talep ettik. Okullar ve hastahanelerden sonra Mahkeme binalarına bakılacağı bize söylendii. Sıramızı bekliyoruz.

Yıllarca yargıdaki eksiklikleri, yapılamayan tadilatları, binalarımız ile ilgili sorunları açılış törenlerinde sıraladım. Bugüne kadar genelde olumsuz konuştum. Bugün sizlere olumlu konuşabileceğim.  Bazı kazalarda bina sorunlarımız devam etmekle birlikte, 2016 yılından itibaren tadilatı başlatılan ve bir türlü tüm işlemler tamamlanamadığı için taşınamadığımız eski polis binaları diye bilinen binanın restorasyonu tamamlanmış ve Lefkoşa Kaza Mahkemesi’ndeki Mukayyitlikler oraya taşınmışlardır. Bugün itibarı ile oradan hizmet verilecektir. Bu gelişme  bizim için büyük bir mutluluk kaynağıdır. Binanın restore edilerek kullanıma girmesinde emeği geçen,  devlet kurumlarından ve özel sektörden, tüm çalışanlara çok teşekkür ederim.

Son anda ciddi pürüzler çıkmış olmasına rağmen,  sorunların üstesinden gelebildik ve bugün itibarı ile oradan hizmet vermeye başlamış bulunmaktayız. Umarım bundan sonraki  tadilat veya yeni inşaatlarımızda gerek çizim, gerekse hesaplamalarda hata yapılmaz, eksik bırakılan bir husus olmaz ve işler düzgün bir şekilde devam eder. Yüksek Mahkemenin Metehan bölgesindeki yeni binası,  Saray Önündeki binamızın tümünün, etap etap restorasyonu gündemde olan işlerdir. Düzgün bir şekilde bunların en erken bir zamanda tamamlanmasını temenni ederim. Hale hazırda bir hata yapıldığı için  Saray Önündeki esas binanın tadılatı için Haziran ayında ihaleye çıkıldıktan sonra ihalenin iptal edilmesi mecburiyeti hasıl olmuştur. Adli tatil süresi içerisinde bitmesi tasarlanan  restorasyona halen başlanamamıştır. Bu bize her yerde ehil kişilerin görevlendirilmesi gerektiğinin açık göstergesidir. Umarım bundan sonraki süreç daha sağlıklı ve düzgün bir şekilde yürütülebilir.

Lefke’deki Mahkeme  binamız ile de pek çok olumsuzluklar  yaşadık. En nihayet orası da yakın bir zamanda bitmiş olarak bize teslim edilecektir.  Mefruşat eksiklikleri tamamlandıktan sonra orada da hizmet verilmeye başlanılacaktır.

Gazi Mağusa ve  Girne binalarına ilave veya ek bina , Güzelyurt Mahkemesi için ise yeni bina yapılması gereklidir. Erken bir zamanda onların da gündeme gelmesini temenni ederim.

Lefkoşa’da Metehan civarında yapılması tasarlanan yeni Yüksek Mahkeme binası için Yüksek Mahkeme’deki meslektaşlarım çok çaba göstermişler ve Mimarlar Odası ile yapılacak bina ile ilgili yarışma yapılabilmesi için bir prosedür belirlenmiştir. Bu aşamada, ihtiyaca uygun binanın yapılabilmesi için, mevcut verilen parsellere ilaveten bitişik  parsellerden de Mahkemeye verilerek , arazinin genişletilmesi gündemdedir. Bunun akabinde Maliye Bakanlığı ile yarışmayı kazanan proje için  ödül parasının ödenme koşullarının tesbit edilmesi gereklidir. Tüm bu hususlar kesinleştikten sonra proje yarışması açıklanacaktır.

Personel sorunlarımız maalesef devam etmektedir.  2019 ve 2020 yıllarında Mahkemede çalışan personel sayısı 322  iken , şimdi personel sayımız 291’e inmiştir.  Kamuya girdikten sonra, süre tahdidi dahi olmadan  başka kurumlara geçebilme olanağı, lise mezuniyeti gereken pozisyonlara üniversite mezunlarının müracaat etmesine olanak sağlayan Kamu Görevlileri Yasası, ehil eller tarafından  gözden geçirilmedikten sonra personel sorunu  gerek Mahkemeler , gerekse diğer kurumları olumsuz bir şekilde meşgul etmeye  devam edecektir.  Personel sorunu devam ettik sonra da yargının halka verdiği hizmet eksik olacaktır.  Umarım erken bir zamanda  Ocak 2023 ‘den beri talep ettiğimiz yetki verilir, ayrıca personel ile ilgili sorunların düzelmesi için de meclisimiz toplumu daha ileriye götürecek yeni bir kamu görevlileri yasası geçirir.

Ülkemizde Meclisimizin yeni yasa hazırlama veya mevcut yasaları tadil etme konusunda güçlük yaşadığı izlenimimiz vardır. Meclis’te hale hazırda yeterince mevzuat hazırlayabilecek, gerekli  eğitimden geçen hukukçu bulunmamaktadır.  Umarım Meclis’te istihdam edilmesi planlanan hukukçular mevzuat hazırlama noktasında gerekli eğitime tabi tutulurlar, buna ilaveten de ülkemizde bir Hukuk Komisyonu kurulur ve meclis’in tartışıp yasallaştıracağı veya tadil edeceği tüm yasalar, bilirkişilerden hizmet de satın alınarak bu komisyon tarafından hazırlanarak milletvekillerimizin önüne tartışmaları için sunulabilir.Böyle bir yöntem tercih edilmedikçe, güncellenmesi gerekli yasalar süratli bir şekilde  güncellenmeyecek, yeni yasalar zamanında hazırlanamayacaktır. Mevzuat hazırlama konusunda kişilerin hukuk mezunu olması yeterli değildir: Yasa yapma tekniğinde eğitim görmek zaruridir.

Eğitim noktasına değinmişken,  bu adli yılda  Türkiye Adalet Akademisi tarafından ve ayrıca  Amerikan elçiliği aracılığı ile Amerikan eğitmenler tarafından  yargıçlarımıza yönelik siber suçlar ile ilgili eğitim verilecektir.  Yaşadığımız dönemde hızla artan bu tür suçların tesbiti, bu konuda şahadetin ne şekilde  tebit edilerek  Mahkemeye sunulacağına  yönelik bu eğitimin çok faydalı ve etkili olacağından eminim.

www.mahkemeler.net web sayfamızı ve mahkemelerde kullanılan tüm bilgisayar sistemlerini kuran ve çalışmasını sağlayan bilgi işlem bölümü sorumlusu 2 elemanımıza bu yaz T.C. Adalet Bakanlığı bünyesinde UYAP (Ulusal Yargı Ağı Projesi)ile ilgili kapsamlı bir tanıtım ve  bilgilendirme yapılmıştır.  Amacımız, eğitim alan bu arkadaşlarımız sayesinde mevcut web sayfamızı ve sistemimizi daha ileriye götürmek, kendi hukuk sistemimize ve ülke koşullarına uygun daha etkili ve ilgili gördüğümüz diğer kurumlarla paylaşım yapabileceğimiz  bir sistem kurmaktır. Başsavcılık, PGM, İç işleri Bakanlığı, BTHK, ilk etapta birlikte hareket etmek istediğimiz kurumlardır. Bilhassa elektronik ortamda dava tebliği yapılabilmesi için davalı veya zanlı/sanıkların  e mail adreslerinin veya telefonlarının Mahkemelere verilmesi halinde kişilerin tesbiti daha kolay olacak , tebliğ de  süratli olacaktir.

İlk aşamada trafik ceza davalarını ve Emir 65 dediğimiz düşük dava mevzuu (25,000TL’sı)olan hukuk davalarının elektronik dosya halinde tutulması ve elektronik dosya halinde davanın  dinlenmesi ve karar verilmesi hedeflenmektedir.

Emir 65 ile ilgili son yapılan tüzük tadilatı ile hedefimiz bu tür davaların çok daha seri bir şekilde sonuçlanmasını sağlamaktır.  Adli yılın başlaması ile Emir 65 davaları gören yargıçlar bu konuda Yüksek Mahkeme tarafından eğitileceklerdir.  Temmuz  sonu itibarı ile askıda bulunan toplam 7544  hukuk davası içerisinde 3146     dava E65 kapsamındadır.  Bu  hukuk davalarının %41.7’sidir. Bu davaların tüzük tadılatı neticesinde  süratli bir şekilde sonuçlanması mümkündür. Pratik ve süratli bu davaların neticelenmesine Avukatların ve yargıçların usullere uyarak katkı koymaları halinde E65 davalarının daha seri şekilde neticelenmesi sağlanacaktır.

Emir 65 ve trafik ceza davalarının elektronik ortama taşınması için gerekli teçhizat ancak kısmen temin edilebilmiştir.  Scanner’lerimiz (tarayıcı) alınmış ancak storage (depo) ve her salona bilgisayar gibi kullanılabilen ses  kayıt cihazları halen alınamamıştır.  Dövizdeki tırmanış bu tür ihalelere teklif verilmesine engel teşkil etmektedir. Döviz sorunu ile ilgili tedbir alınmasının güçlüğünün idrakındayız, ancak maalesef bu nedenle gerekli alet/cihazların alınımında  güçlük yaşıyoruz  ve bu davaların elektronik ortamda görüşülmesine başlanmasındaki hedefimize ulaşamıyoruz..

Gerek Emir 65 davaların, gerekse trafik ceza davalarının elektronik ortamda görülmesine karar verilmiş olmasının  neticesinde bu davaların elektronik ortamda tebliğ edilmesi gerekecektir. Hale hazırda e-mail adreslerini mukayyitliklere bildirmeleri halinde gerek Avukatlara , gerekse kişilere e-mail adreslerine  davaların ve diğer evrakların tebliğ olması mümkün olmakla birlikte,  tebliğin yapıldığının teyiti yapılamamaktadır. Devletimizde e-devlet sisteminin tam anlamı ile çalışması halinde, kişilere  tebliğin yapılmasının akabinde tebliğin yapıldığının teyiti de alınabilecektir.  Ülkemizde yaşayan her kişiye ulaşılabilmesi için ülkeye giriş yapan her kişinin e mail adresi veya cep telefonu numarasının  kaydı alınabilecek ve bu kişilere e-devlet vasıtası ile ulaşılabilecek ve gerekli evraklar  elektronik ortamda tebliğ edilebilecektir. Bu hem polisin hem de tebliğ ve icra memurlarının işlerini kolaylaştırmış olacak hem de tebliğ daha süratli yapılacağından yargı sürecinin süratlenmesi sağlanmış olacaktır.

Bu konularda Başsavcılık, Polis Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı, BTHK ve E-devlet Müsteşarı ile müteaddit görüşmeler hale hazırda yapılmıştır.  Henüz arzu edilen seviyede  işbirliği oluşamamıştır. İç İşleri bakanlığı ile Belediyeler arasında devam eden MAKS   projesi çalışmalarının ve ülkemizde fiber optik bağlantılarının tamamlanması ile bu  olacaktır.  Bu konuda bu adli yılda  çalışmalarımız devam edecek ve umarım en erken bir zamanda elektronik ortamda dava görülmesine başlanılacaktır.

Davaların elektronik ortamda tebliğinin yapılması maksadıile  tebliğ ve icra memurlarına tablet verilerek, yapılan tebliğin yapıldığı anda derhal sisteme aktarılması sağlanarak bu konuda da sistemi süratlendirmek hedeflenmektedir. Dövize bağlı ihale sorunu nedeni ile halen tabletler de alınamamıştır.

Her ne kadar da Faaliyet raporumuzda ceza davalarında artış, hukuk dava sayısında düşüş olduğu görülse de Mahkeme huzurunda mevcut dava sayılarımız ile başa çıkacak yargıç sayısı olduğu söylenemez. Kaza mahkemelerindeki yargıç sayısını, binalarımızın elverdiği kadar artırarak davaların bitme sürelerini kısaltmak arzusundayız.  Bu adli yıl Mağusa’da oturum yapan Ağır Ceza Mahkemesi İskele Kaza Mahkemesine taşınmıştır. Bu yöntemle  Gazimağusa Kaza Mahkemesi’ne ikinci bir ceza yargıcı atanabilmesi için yer açılmıştır. Mağusa’da ceza davalarının bu şekilde  süratleneceğini umuyoruz.

Lefkoşa Kaza Mahkemesi’nde Mukayyitliklerin eski polis binalarının alt kısmına taşınması ile Mukayyitliklerden boşalan yerlere yargıç odaları ve Mahkeme salonları yapılacaktır. Kaç salon ve oda yapılacağı henüz tesbit edilmiş olmamakla birlikte  bu salonlardan en az bir tanesi Yüksek Mahkemenin ihtiyaçları için kullanılacaktır.

2020 yılında yapılan referandum ile yargının önünü açması ve halka hizmeti artırması düşüncesi ile  Yüksek Mahkeme kendi yargıç sayısını 8’den 16’a çıkarmak istemiştir.  Referandumda ilgili  madde halk tarafından  53994 hayıra 53711 evet oyu ile yani 283  oy  ile reddetilmiştir.  Bunun direkt neticesi olarak Yüksek Mahkeme’de yargıç sayısı ayni kalmış, dava sayıları yükseldik sonra davaların  süratli bir şekilde neticelenmesi mümkün olamamaktadır. Bu durumda halkımızın yargıya olan güveninin zaman içerisinde azalma ihtimali bulunduğunun farkındayız. Bu neticenin çıkmasında rolü olanları, bilhassa değişikliğin geçmemesi için çalışanları yadırgadığımı, aleyhe çalışanların niyetlerinin ne olduğunu sorguladığımı açık yüreklilikle ifade etmek isterim.

Davalar ne kadar süratli dinlenir, kararlar yazılır ve neticelenirse de icranın çalışmadığı bir ortamda veya mazbataların işlem görmediği bir ortamda adaletin sağlandığını söylemeye olanak yoktur.

1.9.2023 tarihine kadar neticelenen 3106 icranın  73’ü kısmen 177’isi tamamen icra edilmiş, 421’i tamamen ödenmiştir.   Bu da bize dosyalanan icralardan % 21.6 ‘sının hükümlü borçluya bir tahsilat getirdiğini göstermektedir. Poliste ise 1.9.2023 tarihinde 21,436 hukuk mazbatası 15587 ceza mazbatası beklemektedir. Davasını kazanan kişi icra yapılmadıktan  veya mazbata tahsil edilmedikten sonra başarısının semeresini eline almamış olur, tatmin olmaz ve bu koşullarda doğal olarak yargıya güveni azalır.         KKTC’de sistem ise maalesef mazbata tahsilini geciktirmeye ve bu konuda adaletsizliklerin meydana gelmesine yönelik  çalışmaktadır.

Polisin mazbata konusunda daha fazla gayret göstermesi gerekmektedir. Esasen Polis Genel Müdürlüğünün görevi mazbata çıkan kişiyi cezaevine götürmektir, para tahsil etmek değildir.  Para tahsilatı ise  o safhada cezaevinde yapılmalıdır. Bu sistemin  düzgün  çalışması için cezevinde gerekli tertibatın bir an önce alınası gerekir.( Fasıl 155 madde 125.)

İcranın kolaylaştırılması için Fasıl 6 tadil edilmiş ancak yasa ile ilgili Anayasa Mahkemesine iptal davası ikame edildiği için yasa altında hazırlanması gereken tüzük Yüksek Mahkeme tarafından  hazırlanamamış ve yeni yasanın getirdiği yenilikler gerektiği gibi kullanılamamıştır.  Bu adli yılda bu  Anayasa Mahkemesi davasının  neticelenmesi, tüzüğün geçirilmesi ve icrada  yeni yöntemlerin kullanımının mümkün olduğu döneme  geçilebilmesini dilerim.

Tebliğ ve icranın arzu edilir seviyeye ulaşması için çaba gösterilmektedir. Umarım gerek tebliğ gerekse icra sorunları erken bir zamanda çözülür. Aksi takdirde geçmişte tartışıldığı gibi tebliğ ve icranın özelleştirilmesinin tekrar gündeme gelmesi söz konusu olabilir.

Daha genel konulara geçecek olursam , ülkemizde en büyük sorunlardan bir tanesinin kural tanımama olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bu kişilerin günlük hayatlarında trafikte araba kullanma, gelişigüzel park etme alışkanlıklarından , yola çöp atma , inşaat atıklarının ve de çöpün gelişigüzel  çevreye kirlilik oluşturacak şekilde bırakılmasından kural tanımaz oldukları  görülmektedir. Maalesef  bu tür hareketlere karşı gerekli denetim olmadığı gibi kuralsız davranan kişinin tesbiti yapılmamakta, yapılsa da  caydırıcı müeyyide uygulanmamaktadır. Bilhassa çevre konularında belki de ülkemize toplum hizmeti yapma cezası/müeyyidesinin uygulanma zamanı gelmiştir. Çöp konusu ile ilgili suç işleyen bir kişiye belirlenecek bir süre de sokak süpürme/alan temizleme  cezası bu tür suçları ciidi bir şekilde ülkemizde azaltabilir düşüncesindeyim .

Kural tanımama birtek halkın değil, idari mekanizmalarda da görülen bir sorundur. Yetkili kişilerin, kamuda  görevlilerin hukuk ihlallerinde bulundukları, kuralları herkese eşit şekilde uygulamadıkları, bazı durumlarda  ise hiç uygulamadıkları görülmektedir. İstihdam şekillerinde, mesai mefhumunda bu tür davranışlar çok açıktan görülmektedir. Bir konuda Mahkeme kararı bulunmasına rağmen idarenin benzeri konularda ayni şekilde ısrarla karar aldığı  veya karar yokmuş gibi davrandığı da  görülen bir olgudur. Bir örnek verilmesi gerekirse Anayasa Mahkemesi 100 metrelik kıyı şeridinin halka ulaşımının engellenemeyeceğine karar vermiştir. Bir yetkili aleyhine de mandamus emirnamesi isdar edilmiş olmasına rağmen halen böyle bir karar yokmuş gibi davranılmaktadır. Maalesef toplumda kişiler kuralların  kendileri dışında herkese uygulanması gerektiği doğrultusunda bir görüş geliştirmişlerdir.  Kişiler kendilerini kuralların üzerinde görmektedirler.Gerek hukuk davalarının, gerek ceza davalarının , gerekse idari davalarının sayısının azalmamasınıda en büyük neden de ülkemizde yaygın hale gelen kural tanımamazlıktır. Bir ülkede kurallara , yasalara uyulması gerektiği küçük yaştan itibaren okullarda çocuklara öğretilmelidir. Aksi takdirde kural tanımaz çocuklar, kural tanımayan yetişkinler olarak daha sonraki dönemleri bozan kişiler olarak karşımıza çıkacaklardır.

Kural tanımamanın örnekleri  Ağır Ceza Mahkemeleri huzurundaki dava sayılarından da görülmektedir.  KKTC’de Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılanan kişi sayısının 2020-2021 ve 2022 yıllarında belirli suçlar için  karşılaştırılması yapıldığında , tedbirsiz ve dikkatsiz bir fiil neticesi ölüme sebep olma suçu ile ilgili 2020’de 15 dava varken, bu sayının 2021 de 20, 2022 de ise 33 olduğu görülmektedir.

Ağır ceza davaların çeşitlerine bakıldığı zaman dikkat çeken bir diğer husus ise  cinsel tecavüz, ırza geçme, çocuğun cinsel istismarı, 16 yaşından küçük çocuğa cinsel taciz gibi suçlarda 2020 de 38,  2021 de 36 dava varken bu sayının 2022 de 63 olduğu görülür. Sahtekarlık suçları, yani resmi evrak sahteleme, sahte resmi belge düzenleme, başkasının kimliğine bürünme, sahte çek düzenleme, sahte banknot tedavüle sürme, tasarrufu, sahtekarlıkla mal, para veya kayıt temini gibi suçlar ile ilgili dava sayısı   ise 2020 de 55 iken bu rakam 2021 de 69 , 2022 de ise 113 olmuştur. Belirgin artış gösteren suçlar ile ilgili tedbir sadece kişilerin yargılanması ile alınmaz. Değişen nüfus yapısının bu tür suçlara katkısı olduğu tartışılamayacak bir gerçektir. Ülkeye giriş çıkışların daha fazla kontrol altına alınması, öğrenci adı altında  kişilerin araştırılmadan serbestçe girmeleri veya girdikten sonra ne gibi faailyetlerde bulunduklarının takip edilmemesi doğru değildir. Bu konuda acil tedbir alınması gerekir. Kendi içimizde  bu tür suçların oluşmaması için de çocukların ne tür tehlikelere maruz kalabilecekleri noktasında eğitilmeleri gerekmektedir. Cinsel suçlarda  bilhassa çocuklara yönelik cinsel istismar suçları ile ilgili ülkemizde  acil tedbir alınması gerektiği  çok açıktır.

Sizlere bir bilgi aktarmak isterim. KKTC Devletinin 11.11.2022  tarihinde Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye kabul edilmesinin bir parçası olarak Anayasa Mahkemesi Türki Devletleri Teşkilatı Üyeleri Anayasa Yargısı Konferansı (Türk-Ay)’a  üye olmak için 1.2.2023 tarihinde müracaat etmiştir.  Henüz bu başvurumuz neticelenmiş değildir.  Müracaatımızın ekinde olması gereken mevzuatın İngilizce tercümeleri hazırlanmaktadır.

19.10.2023 tarihinde ise Yüksek Mahkeme olarak  Türk Devletleri Teşkilatı’nın Yüksek Mahkemeler Birliğinin oluşması ile ilgili toplantıya katılmayı planlıyoruz.

Dünyadaki farklı hukuk sistemleri hakkında bilgi edinmek, onların tecrübelerinden faydalanmak ve başka ülke yargıçları ile fikir teatisinde bulunmak bizi zenginleştirir. Bu faaliyetlerin önümüzdeki  yıllarda etkin bir şekilde devam edeceğini ümit ederim.

Sözlerime son verirken, yargıç olarak atandığım 1987 yılından bugüne kadar bir parçası olmakla gurur duyduğum yargıda birlikte çalıştığım  tüm yargıç arkadaşlarıma, tüm mahkeme personeline, gerek esas görevlerinde gerekse seçim dönemlerinde ysk veya isk’lardaki  özverili çalışmalarından dolayı teşekkür etmek isterim. Zor koşullarda en iyisini yapmaya çalışan yargıç, savcı, Avukat ve Mahkemelerimizde görev alan tüm personelimize,mesai arkadaşlarıma sonsuz teşekkürler.

2023-2024 Adli Yılı tüm  meslektaşlarıma, hukuk camiasına ve ülkemize hayırlı ve uğurlu olsun.”

 

 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu