Ertanch Hidayettin

İzmir başkadır

İzmir İzmir,
İzmir dediğin nedir ki?
Önden Kordon, yandan Kadife Kale,
Üstten Hilton, alttan Roma tüneli.

Çeyiz sandığım Kemeraltı,
Bayramda süslenir kızları
Saat kulesi randevu vaktidir,
Asansör kulesi şarkılarımın sultanı

Yaşar Aksoy’un İzmir’indeydim birkaç gün. Çok verimli geçen iki günlük etkinliklerden sonra şairin bahsettiği ancak birkaç yeri gezebildim.

Güzel İzmir’e seyahat etmezden iki gün önce kalacağım Alsancak bölgesi dahil denize yakın birçok bölgeler sular altında kalmış. Geçen yıl bu tarihlerde İstanbul’da idim. Orada denizi görmeden üç gün geçirmiştim. İzmir’de ise Kordon’u göremeden.

Tesadüfe bakın ki bu satırları yazarken önümde açık bulunan Facebook’da yazar arkadaşım Dürsaliye Şahan’ın içimi hüzünle dolduran paylaşımı gözüme çarptı. Kaldığım otelin iki dakikalık mesafesinde olan Kıbrıs Şehitleri Caddesinde bulunan Yakın Kitabevi’ni bahsettiğim sel baskını etkilemiş. Fotoğraf, dükkanın önüne yığılmış, kullanılmaz hale gelen yüzlerce kitabı görüntülemekte. İlk gün oralardaki küçük kitapçı / sahafdan Livanelli’nin “Serenad” kitabını almıştım.

Çok severim İzmir’i. Ona “Gâvur İzmir” diyenlere inat, belki de o yüzden. Yıllardır gitmemiştim. 1992 yılında Balçova’daki termal tesislerine Norveçli hastaları getirmeyi başlatan dostum Dr. Selçuk Özceada’nın teklifi üzerine çalıştığım belediye İslington ile konuşup oradan da Balçova’ya ayrı zamanlarda iki kafile göndermiştik. Ondan önce ben, Selçuk ve Sosyal Hizmetler bölümünün ilgili kısmının şefi Balçova termal tesislerine bir haftalık bir araştırma ziyareti düzenlemiştik.

Ondan sonraki iki yıl ailemle tekrar gelip ilk ziyaretimde kaldığım Prenses Otelde çok güzel tatil geçirdik.

Bu seferki İzmir ziyaretimin nedeni toplumsal cinsiyet eşitliği üzerinde farkındalık yaratmayı amaçlayan sosyal etkinlik projesi “Balinanın Bilgisi” panellerine katılmaktı. İki gün zarfında Menemen ve İzmir’de çok verimli iki panel düzenledik. Etkinliklere ev sahipliği yapan Menemen Ticaret Odası ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Kadın Girişimciler Kurulu tarafından panellere büyük katkı sağlandı. Onlar sayesinde İzmir’in ayrıcalıklı bir yeri olduğunu bir kez daha takdir ettik.

“İzmir başkadır”. Sıklıkla duyarız bu sözü. Genelleme yapmayı pek sevmem ama katıldığım bir sözdür bu. Örneğin İzmir’de beni yabancı sanıp “Türkçen çok güzel” demezler. Satıcılar “hacı” diye hitap etmezler bana!

İzmir ziyaretimde beni çok mutlu eden bir diğer olay Afrika kökenli Türklerin kurduğu “Afrotürkler” (Afrikalılar Kültür, Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği) yöneticileri ile yüzyüze tanışmak oldu. Başkan Şakir bey ve Asbaşkan Beyhan hanım İzmir panelimize katıldı. Sevgili Ayfer Orhan arkadaşımla ofislerini ziyaret edip çalışmaları hakkında detaylı bilgiler aldık. İleride bizim kurduğumuz Afrokıbrıslılar grubu olarak onlarla güzel çalışmalar yapacağımıza inanıyorum.

Etkinliklerin tatlı yorgunluğundan sıyrılıp eski dostlarla güzel bir gün geçirdik. Kemeraltı, Asansörü gezdik. Bol bol sohbet edip güldük. Eski günleri yadettik.

İzmir güzeldi, etkinlikler güzeldi, edindiğim yeni dostluklar çok güzeldi, Dario Moreno Sokağında ünlü müzisyenin şarkılarını mırıldanarak Asansör’e çıkıp İzmir’i kuşbakışı izlemek çok, çok güzeldi. Gidiş, dönüş uçak seyahati de güzeldi. Ah bir de İstanbul aktarmalı geri dönüşün verdiği Sabiha Gökçen stresi de olmasaydı.

Bekle beni İzmir. Geri döneceğim.

 

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu