Hasan Hasturer

Anılarda yolculuk… “Pişmiş meyveleri toplama zamanı”

Anılarda yolculuk yapıp, 9 Aralık 2002’ye, tam 21 yıl önce böyle bir güne gidelim… “Pişmiş meyveleri toplama zamanı” başlıklı yazım, günlüğüme yazılmış gibi… Okuyalım:

“ Ara bölgedeki Ledra Palace’a kaç kez gittim. Hesabını bilmiyorum. Dün akşam ( 8 Aralık 2002), saat 19.00… Bizim kontrol noktasında geçiş için işlemlerimi yapıyorum. Yağmur, halk diliyle “sicim gibi” yağıyor.

Ledra Palace’a doğru koşuyorum. Ne kadar çabuk varırsam o kadar az ıslanacağımı biliyorum. Olumsuz koşullarda ne kadar elinizi çabuk tutarsanız, olumsuz etkilenmek o kadar az olur.

Kıbrıs sorununun çözümünde eller çabuk tutulsaydı, en 50 bin Kıbrıslı Türk 1974 sonrası göç edip gitmezdi.

*     *     *

Ledra Palace’ta Avrupa Parlamentosu Başkanı Pat Cox’un basın toplantısı vardı. Dün ( 8 Aralık 2002) , gün boyu yoğun temasları oldu. Günün sonunda basınının karşısına geçti. Cox, İrlandalı bir politikacı. İrlanda da sorunların bir türlü bitmediği bir ada. Cox, bu nedenle Kıbrıs sorununu hem daha iyi anlıyor hem de çözümün ne denli yaşamsal önem taşıdığını biliyor.

Pat Cox’un bu dönemde Kıbrıs’a yaptığı ziyaret, Avrupa Birliği’nin Kıbrıs sorununun çözümüne verdiği önemin en somut göstergelerindendir.

*      *      *

AB, BM Genel Sekreteri Annan’ın Kıbrıs planı çerçevesindeki çözümü destekliyor. Rum tarafı planı havada kapıp benimsemedi. İşte Rum basınından yükselen sesler: “Kopenhag öncesi atılacak herhangi bir imza, ülkeyi köleliğe sürükleyecek, Klerides, savaş yenilgisi olmadan, vatanını, imzasıyla düşmana teslim edecek ilk Elen olacak.”  Olay çok açık, Rum tarafı AB yolunda tam üyelik yolunda vizeyi aldıktan sonra hiçbir Rum lider BM planının altına imza atmaz. Şimdi bazılarının ayak sürüyüp kabul edilmesine karşı çıktığı bu planı bir kere daha kimse bize önermez.

Rum tarafında, planı beğenmeyenler çoğunlukta olsa da, Kilise ve eski EOKA uzantıları halkı ayaklandırmaya çalışsa da, Rum tarafı AB üyeliği yolunda bu planı kabul etmek zorundadır.

Kıbrıs Türk tarafından ayak sürünmesini ne biz anlayabildik ne de dünya. İnönü Meydanı’nı dolduran Kıbrıslı Türklerin mesajı dünya tarafından alındı.

Ancak önemli olan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın halka kulak verip vermemesidir. Rauf Denktaş’ın adaya gelişinde kendini karşılamaya gidenler kadar gitmeyenlerin verdiği mesaj önemlidir. Yarın devlet eliyle yapılacak miting ancak ve ancak kendini kandırmak isteyenlere malzeme olabilir.

Pat Cox, dün Denktaş’la görüştü. Görüşmenin ne öncesinde ne de sonrasında açıklama yapılmadı. Buna karşın bizlere ulaşan bilgiler vardır. Buna göre Denktaş-Cox görüşmesinde Cox, tarihi fırsatı Denktaş’a bir kez daha anlattı. Denktaş ise Cox’a bugüne kadar yıllardır söylediklerini bir kez daha yineledi. Bir farkla bu kez saldırgan değil soğukkanlı olarak dinledi, soğukkanlı olarak konuştu.

*     *     *

Dün akşamki basın toplantısı sonrasında Pat Cox’la ayaküstü kısa bir diyalogumuz oldu. Önce çözüm için umudunu sordum. Yanıtı, “Son beş güne girdik. Çözüm yönünde tarih fırsat kapısı hâlâ açıktır.”

… Ve ikinci sorum: “Bizim yerimize gazeteci olmuş olsaydınız, yarınki gazetenin manşetine hangi başlığı atardınız.”

Cox her zamanki güler yüzüne daha derin ve anlamlı bir gülümseme taşıyıp, başlığı yazdı: “Pişmiş meyveleri toplama zamanı.”

Ardından konuştu… “Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için yıllardır çaba harcanıyor. Şimdi bu çabaların herkes için ürünlerini toplama zamanıdır. Ağaçta pişen meyve toplanmazsa bir süre sonra yere düşer ve eriyip gider.”

*      *      *

Cox yine dün akşama çok önemli doğruların altını çizdi. “… Hep birlikte AB ailesine katılma fırsat ve olanakları vardır… Kıbrıs sorununun çözümü AB-Türkiye ilişkilerine de yeni boyut kazandıracaktır… Liderlik sorumluluktur… Risk almak gerekirse, liderler halklarının çıkarları için bu riski alabilmelidir.”

Bir Rum gazeteci planı kendileri açısından kölelik anlaşması olarak niteledi. Cox sakin sakin bunun böyle olmadığını, çözüm ve AB üyeliğiyle herkesin nasıl kazançlı olacağını anlattı.

Ben anlatılanları anladım. Orada bulunanlara sordum. Onlar da anladı. Anladım ki anlamak isteyenler için anlaşılmayan hiç konu yok. Yeter ki anlamaya niyet olsun.

*    *    *

Geri bizim tarafa dönerken ara bölgenin karanlığında “Neler olabilir?” sorusunu sorup yanıtı aradım… Bulduğum yanıt tünelin ucundaki ışığın her şeye rağmen daha parlak yandığını gösteriyor. Verilen şahin demeçlere rağmen çözüm kervanı hedefine doğru yürüyor. Mutlu sona çok az kaldı.” ( 9 Aralık 2002- KIBRIS)

***

… Ve o gün yazımın sonuna şu sözü eklemiştim: “Bugünle yetinen insan, umudu tanımaz”

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu