Dünya

İsrail’in zulmü karşısında sessiz kalamazdım


Huwaida Arraf 48 yaşında Filistin asıllı, aktivist ve avukat…


Hıristiyan Filistinli bir ailenin kızı olarak Amerika Birleşik Devletleri’nde dünyaya geldi ve orada büyüdü. Vatanlarıyla bağlarını koparmak istemiyorlardı. Bu nedenle Filistin’i ailece ziyaret ederlerdi.


Arraf bu ziyaretlerde Filistin meselesiyle dolayısıyla İsrail zulmü ile tanıştı. Filistin’de gördükleri Amerika’nın değerleri ile çelişiyordu ancak İsrail’in en büyük destekçisi de ABD idi. Bu çelişki onu çeşitli sorgulamaları götürdü…

“Amerika’da Filistinlilerin sahip olmadığı özgür bir ortamda büyüdüm. Ailem de tam bu nedenle Amerika ya gitmiş zaten. Ama Filistin meselesine uzak kalmadım. Çünkü ailem sık sık bizi Filistin’e götürürdü. Bu yüzden ben kendi gözlerimle oradaki zulme şahit oldum. Çok etkileniyordum.


Amerika’ya döndüğümde de bu durum canımı sıkmaya devam ediyordu. Orada şahit olduklarımı unutamıyordum. Bu durum bana sorumluluk yüklüyordu.. Benim doğup büyüdüğüm yer olan Amerika Bileşik Devletleri özgürlük bağımsızlıktan bahsediyordu. Ancak İsrail, Filistin’de yaptıklarını ABD’nin desteği olmadan yapamazdı. Ana vatanımın bağımsızlık mücadelesine destek olmak için ne yapmam gerektiğini sorgulamaya başladım. Ailem benim politikayla uğraşmadan ya da aktivist olmamdan korkuyorlardı. Ama gördüklerim karşısında sessiz kalamazdım”


İsrail’de şahit oldukları onu hukuk okumaya itti


İsrail’in tüm dünyanın gözü önünde Filistin’i adım adım işgal etmesi ve insanları öldürmesi Huwaida Arraf’ı Hukuk okumaya itti…

“İsrail her gün Filistinlilerin evlerini yıkıyor, topraklarını işgal ediyor, öldürüyor, tutukluyor ama kimse İsrail’i durduramıyor. Ben hukuk okumak istedim çünkü İsrail’i hukuki olarak da nasıl durdurabiliriz bunu öğrenmek istedim. Ama öğrendim ki evet bizim bir uluslararası hukukumuz var. Ama uluslararası hukukumuz da politikaya bağlı. İsrail savaş suçu işliyor, uluslararası hukuku ihlal ediyor ama yaptıkları yanına kar kalıyor. Çünkü uluslararası hukuk da güçlü ülkelerce manipüle ediliyor. Kendi müttefik ülkelerini korumak için onu uygulamaktan kaçıyorlar.


Uluslararası Ceza Mahkemesi de (ICC) savaş suçlularını yargılaması gerekirken hepimizin şahit olduğu gibi sadece Afrikalılara ve Rusya’ya odaklanmış durumda. Hem de elinde kanıtlar olduğu halde.


Evet nihayet yıllar sonra İsrail’e karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda bir dava açıldı. Biz aktivistler olarak ise kendi politik aktörlerimizi İsrail’in yargılanması için bir aksiyon almaları ve uluslararası hukukun herkese eşit olarak uygulanması için bir şeyler yapmaya itmeliyiz.”

Uluslararası Dayanışma Hareketi’ni kurdu

2000 yılında Filistin’e gitti. İkinci intifadaya katıldı. Sokaklarda eylemlerde yer aldı. Burada şahit olduğu manzaralar onu daha fazla aktif olmaya itti. Internatonal Solidarty Movement’i (Uluslararası Dayanışma Hareketi) kurdu.


İsrail’in dünyada medya ve politik güçleri hakimiyeti altına alması nedeniyle insanlar gerçekleri göremiyordu. Bu nedenle dünyanın dört bir tarafından insanların Filistin’e davet ederek orada olanları kendi gözleriyle görmelerini sağladı…

“İntifada boyunca sokak eylemlerinde İsrail polisinin insanların üzerine gerçek mermilerle nasıl ateş açtığını gördüm. Tanklar buldozerler silahlar… Bu durum beni Filistin için daha çok şey yapmaya teşvik etti.


Amerikan halkının ve dünyanın pek çok yerinden insanların Filistin’de olanları anlaması gerekiyordu. Bu şekilde International Solidarty Movement’i kurduk Bütün dünyaya ve Amerikalılara “gel ve Filistin’e destek ol” çağrıları yaptık.


Böylelikle İsrail’in Filistin’de ne yaptığını kendi gözleriyle göreceklerdi. Gerçekten geldiler ve gördüler, protesto yürüyüşleri yaptılar. İsrail onları da tutukladı, hatta öldürdü. Orada İsrail zulmüne şahit olanlar daha sonra kendi ülkelerine döndüklerinde gördüklerini anlattılar. Böylelikle daha fazla insana ulaştık. “

İsrail’in öldürdükleri arasında Rachel Corrie ve İngiliz fotoğrafçılık öğrencisi 21 yaşındaki Tom Hurndall’dı.


Huwaida Arraf’ın anlattığına göre Corrie ve Tom Hurndall’ın ailesi sadece çocuklarının yasını tutmak yerine Filistin’de neler olduğunu anladı ve birer Filistin aktivisti oldu. O günden sonra kendi ülkelerinde İsrail’in Filistinlilere nasıl zulmettiğini ve topraklarını işgal ettiğini anlattılar.

Kendisi Filistinli bir Hıristiyan olan Huwaida Arraf Amerikalı bir Yahudiyle evlendi. Kudüs’te tanışan çift kendilerini Müslümanlarla ve İsrail’in zulmünü gören herkesle birlikte Filistin’in özgürlüğüne adadı…

“Filistin herkesindir. Dinden, ırktan bağımsız bir yerdir. Eski eşimle Kudüs’te tanıştım. O Amerika’da doğup büyümüş bir Yahudi. İsrail’in suçlarının farkında ve Filistinlilerin hakları için çalışıyor. Çocuklarımız da benim dinim Hristiyanlık babalarının dini Yahudilik ve Filistin’in çoğunluğunu oluşturan Müslümanları tanıyarak büyüyorlar. Bu bir çatışma değil güzel bir harmony…”

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu