Pillay’e Nobel: ABD ve İsrail öfkeli, hak savunucuları mutlu…

Eski UCM hakimi Navi Pillay’e Nobel Barış Ödülü veren Nobel Komitesi’ne İsrail’den sert tepki geldi. Trump yönetimi ise UCM’ye ağır yaptırımlar ilan etti.
Nobel Barış Ödülü’ne bu yıl, İsrail’in Gazze’de “soykırım işlediği” sonucuna varan Birleşmiş Milletler’in (BM) Bağımsız Soruşturma Komisyonu’nun başkanlığını yapan hukukçu Navi Pillay‘ın layık görülmesi büyük yankı uyandırdı.
Eski BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri ve aynı zamanda Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) eski hakimi olan Güney Afrikalı hukukçu Pillay’in ödülü alması, uluslararası hukuku ve insan haklarını savunanlarda büyük coşku yaratırken, İsrail ve ABD’de sert tepkiye yol açtı.
85 yaşındaki Pillay, Kasım 2025’e kadar BM İşgal Altındaki Filistin Toprakları Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu’nun başkanlığını yürütmüştü.
BM, UCM ve AB’den övgü
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Nobel’i kazanan Pillay’in bugüne kadar üstlendiği görevlerle “hukukun üstünlüğünün güç hukukuna üstün gelmesi gerektiğini ve insan haklarını savunmanın adaletsizliğe karşı en sağlam koruma olduğunu gösterdiğini” belirtti.
Guterres, sosyal medya hesabından paylaştığı açıklamasında, “Bugünkü ödül, uluslararası hukuku, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını korumak ve savunmak, barış, adalet ve insan onurunu güvence altına almak için çalışan herkese övgüdür” ifadelerine yer verdi.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk de Pillay için “O, cesaretin, dürüstlüğün ve insan haklarına ve hukuka olan sarsılmaz inancın neler başarabileceğini göstermiştir” açıklamasını yaptı.
Trump yönetiminin yaptırımları ve artan baskılarının hedefindeki UCM’nin Başkanı Tomoko Akane de “uluslararası hukuka ve hukukun üstünlüğüne yönelik güncel saldırılar göz önüne alındığında, Pillay’e verilen ödülün özellikle önem taşıdığını” belirtti.
Avrupa Birliği (AB) de bu yılki Nobel Barış Ödülü’nün Niva Pillay’e verilmesinin önemine vurgu yaptı.
Pillay’in hayatını adalet, barış ve insan onuruna adadığını kaydeden Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Adaletsizliğin vahşetinin gözlerinin içine bakmış ve asla başka yöne dönmemiştir. O, zulüm görenlerin, savunmasızların, sesini duyuramayanların ve dışlananların savunucusudur. Gücün hakkına karşı hukukun üstünlüğünün savunucusudur. Adalete her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyan bir dünyada, cesareti ve ahlaki netliği değerli bir pusula görevi görüyor.”
“Doğru zamanda verilen doğru mesaj”
Pillay’in vatandaşı olduğu Güney Afrika’nın Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, Nobel Komitesi’nin kararını “Adalet için mücadele eden deneyimli hukukçu Pillay’in cesaretine, dürüstlüğüne ve ömür boyu süren adalet mücadelesine yönelik güçlü bir takdir” olarak nitelendirdi.
Hatta İsrail’in Gazze politikalarına karşı gerekli tavrı sergilememekle eleştirilen Alman hükümeti de “en büyük takdiri hak ettiğini” belirttiği Pillay’i tebrik etti.
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul da Pillay’in barışın hukuka dayandığı fikrini savunduğunu, UCM’deki öncü kararlarıyla soykırım hukukuna, özellikle de soykırım aracı olarak kullanılan cinsel şiddete ilişkin içtihatlara damgasını vurduğunu kaydetti.

Wadephul, “Nobel Barış Ödülü, aynı zamanda uluslararası ceza yargılamasına yönelik önemli bir taahhüttür” ifadelerini kullandı.
Uluslararası Af Örgütü Almanya’nın Genel Sekreteri ise Pillay’e verilen ödülü “doğru zamanda verilen doğru mesaj” olarak nitelendirdi, Güney Afrikalı hukukçunun “suçları, kim işlemiş olursa olsun, adıyla anmaktan asla çekinmediğini” belirterek “Bugün pek çok hükümette tam da bu cesaret eksik” dedi.
İsrail’den öfke dolu tepki
İsrail hükümeti ise Nobel Ödül Komitesi’ne sert tepki gösterdi. İlk açıklama İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından yapıldı.
“Eğer yalanlar, nefret ve kan iftiraları için bir ödül olsaydı, Navi Pillay sadece adaylardan biri olmazdı. En önde gelen aday olurdu” ifadelerine yer verilen açıklamada, komite “İsrail karşıtı nefret ve ön yargıları meşrulaştırmak için bir ödülü grotesk bir şekilde silah olarak kullanmakla” suçlandı.
Ardından da İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu sert suçlamalara yer verdiği bir açıklama yayımladı.
“Nobel Ödülü Komitesi ahlaki pusulasını kaybetmiştir” diyen Netanyahu, “komitenin en büyük onur ödülünü, kariyerini tek ve yegane Yahudi devletine karşı kan iftiraları uydurup yaymak üzerine kuran bir bağnaz kadına verdiğini” öne sürdü.
ABD’nin tepkisi de gecikmedi: UCM’ye yaptırımlar genişletildi
Başkanı Donald Trump‘ın çok istediği Nobel Barış Ödülü’nün Pillay’e verilmesine ABD’nin sert tepkisi de gecikmedi.
Politikalarıyla uluslararası hukuku yok saymakla eleştirilen ve Netanyahu hükümetinin en güçlü destekçisi konumunda bulunan Trump yönetimi, ödülün açıklamasından birkaç saat sonra Pillay’in eski yargıcı olduğu UCM’yi hedef alan geniş kapsamlı yeni yaptırımlar açıkladı.
“Başkan Trump, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Amerikalıları yargılamasına asla izin vermeyecek” diyen ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, “Bu nedenle bugün ABD, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne yaptırım uyguluyor. Bu haydut mahkemeyle işlemleri yasaklayacak, kaynaklarını keserek faaliyet gösterme kabiliyetini felce uğratacağız” sözlerini kaydetti.
Rubio: Parça parça ortadan kaldıracağız
Dahası Rubio, ABD‘nin müttefiklerinden mahkemeye karşı alınacak önlemlere katılmasını beklediklerini söyleyerek, “Çoğu UCM üyesi olan ve savunmaları için Amerikan askerlerine güvenen müttefiklerimizin bu kanunsuz mahkemeyi dizginlemesini bekliyoruz” dedi.
Rubio, ayrıca aralarında Almanya gibi NATO müttefiklerinin yer aldığı UCM üyelerini şu sözlerle uyardı:
“Müttefiklerimiz bunu yapmazlarsa, ABD, Amerikalılar artık tehdit altında kalmayana kadar UCM’yi parça parça ortadan kaldırma kampanyasına devam edecektir.”
ABD’nin yaptırım kararını ilan etmesinin hemen ardından İsrail Başbakanı Netanyahu “Trump ve Rubio’yu, UCM’ye yaptırım uygulama yönünde bu hayati kararı aldıkları için tebriklerimi sunuyorum” açıklamasında bulundu.
UCM’yi, “Amerikalıları ile İsraillileri savaş suçu suçlamalarıyla haksız ve yasa dışı bir şekilde yargılamaya çalışmakla” itham eden Trump yönetimi, savcılarına ve yargıçlarına yaptırım uygulayarak, bir süredir mahkemenin lağvedilmesine yönelik kampanya yürütüyor.
Genişletilen yaptırımlar UCM üzerindeki baskıyı daha da artıracak. Zira, mahkemeye hizmet sunan şirketler de yaptırımlar kapsamına alınarak cezalandırılabilecek.
Yaptırımlar, UCM’nin bir kurum olarak ABD yargı yetkisi alanlarında sahip olabileceği tüm varlıkların dondurulmasını öngörüyor ve mahkemeyle iş ilişkisi bulunan şirket ve bireylerin iş ilişkilerini sonlandırmaları için altı aylık bir süre tanıyor.
Nobel Barış Ödülü’ne layık görülen Güney Afrikalı hukukçu Navi Pillay, 2003-2008 yılları arasında ICC Temyiz Dairesi’nde yargıç olarak görev yapmıştı.




