Akaryakıtta kaçak mı var?

Kurulu her yapının içinde hata veya açıklar mutlaka vardır. Önemli olan, bu açıkların tolerans limitleri içinde olup olmadığıdır.
Konu, insanın içinde bulunduğu yönetimsel yapılar olduğunda, tolerans limitlerinin hassasiyeti bir o kadar daha önem kazanır.
Dünyanın en medeni gelişmişlik seviyesinde olan, sosyal devlet anlayışının oturmuş olduğu devletlerini bile incelediğiniz zaman, potansiyel toplam gelirin ortalama %5’i civarının kayıp veya kayıt dışı olduğu sonucunu görürsünüz.
KKTC’yi ise ne yazık ki, yukarıdaki devlet anlayışları içinde değerlendirmek mümkün değil.
Ne gelirler, ne de vergilendirme doğru yapıda değil. Bu durumun sonucunda ise nereye baksanız gördüğünüz, sadece çarpıklık.
Aşağıdaki açıklama geçtiğimiz günlerde, akaryakıt sektörünün regülasyonları ile ilgili Ekonomi ve Enerji Bakanlığı Müsteşarı Şahap Aşıkoğlu tarafından geçtiğimiz günlerde KIBRIS TV’ye yapıldı.
“Fiyatlama açısından daha iyi bir denetleme imkanımız olacak. 30 saniyede bir hangi benzincide ne kadar benzin var, fiyat değişikliği olduğunda deposunda ne kadar yakıtı var göreceğiz ve vergisini ona göre alacağız. Genel olarak akaryakıt kaçakçılığını önleyeceğiz. Tahminlerimize göre bunu önleyince Devletin bu alandaki gelirlerinde yüzde 28 ile yüzde 35 arasında bir artış olacak.20 güne kadar çalışmaya başlayacak sistem sayesinde hangi benzincinin deposunda ne kadar yakıt olduğu görebileceğiz ve bu sayede Sektörü artık tamamen regüle ediyoruz. 20 gün sonra sistem çalışmaya başlayacak.”
Aşıkoğlu’nun açıklamasını yanlış anlamışımdır okudum, dönüp tekrar okudum.
Açıklamadan benim iki çıkarımım var.
Birincisi; Öngörülen gelir artışının yüzde 28 ile 35 arası olacağından yola çıkarsak, ülkede satılan akaryakıtta, ortalama her 3 litreden 1’i kaçak oluyor. Ülkemizin yıllık akaryakıt ithalatının 400 milyon litrenin üzerinde olduğunun bilinci ile, bu durumda ülkeye akaryakıt ithal eden ve dağıtan ana şirketler ve benzin istasyonlarınınkaçak yakıt, dolayısı ile büyük bir vergi kaçakçılığı vurgunu yaptığı sonucu çıkmıyor mu? Beyana tabii ve beyan dışı olan her şeyin, kaçak değerlendirmesinde olduğunu hatırlatırım.
İkinci çıkarıma gelince. Akaryakıt sektörü yıllardır göz önünde. Gelen akaryakıt, gemiler yolu ile gelip, akaryakıt dağıtımı yapan iki firmanın depolarına giriyor, oradan da benzin istasyonlarına dağılıyor. Ortalama yıllık gelen belli, tüketim belli. Karmaşık bir işlem yok. Bu kadar önemli hacme sahip bir sektörde, gelen ve dağılan yakıtın denetiminin, bunca yıldır doğru düzgün yapılmamış veya yapılamamış olma ihtimali bile insanı farklı düşüncelere itiyor. Böylesi bir kaçağı görmeyen veya göremeyen insanların o koltuklarda ne işi var, böylesi bir ihmal nasıl olur anlamak mümkün değil.
Umarım ben yanlış anlamışımdır ama, doğru anladıysam ortada büyük bir vurgun var ve bugüne kadar böylesi büyük bir vurgunu görmemiş bir idari yapı.
Yeni kurulacak sistemin, anlık veri sağlayıcı özelliğini göz önünde bulundurursak, önümüzdeki günlerde, önceden sunulan beyanlarla güncel veriler arasında ciddi farklar gözlemlenecek. Herhalde bu veriler, görev sorumluluk bilinci ile, kamuoyu ile paylaşılıp gereği yapılır.
Bu arada KIB-TEK’in yaklaşık 15 yıldır, otomatik sayaç okuyucu AMR (Automatic Meter Reading) sistemi ile her abonenin, anlık ve detaylı tüketimine erişme kabiliyetinin olduğunu biliyorum. Tüketimin anlık görülebilmesi ise KIB-TEK’i kötü yönetilmekten kurtaramadı.
Diğer konularda olduğu gibi akaryakıt konusunda da kaçak varsa elbette önüne geçilsin. Konu sadece akaryakıt ithali tarafında değil, her yönü ile incelensin.
Ülkeye lojistik taşımacılık için giren tırlardan, muafiyetli verilen ihalelere kadar.
Bu konuyu bir sonraki yazımda tüm boyutları ile işlemeye devam edeceğim.
