Siyasette “Beklentiler” Farkı

Siyaset bir beklenti işidir.
Halkın beklentilerini tespit etmekle iş başlar.
Beklentileri öğrendikten sonra kendinize bakarsınız.
Kapasitenizi, yapabilme yeteneğinizi doğru ölçersiniz.
Halkın beklentilerini ne ölçüde karşılayabileceğinizi gördükten sonra önünüzde iki seçenek vardır.
Eğer beklentileri yerine getirebilecek durumdaysanız işiniz kolaydır.
İcraata başlarsınız, halk da sizi takdir eder.
Yok eğer beklentileri karşılayacak gücünüz ve kapasiteniz yoksa o zaman siz halkın beklentileriyle oynarsınız.
Kendi fikirlerinizi halka sanki de onların fikriymiş gibi sunarsınız.
Ama bu çok da kolay değildir.
Çünkü bunu yapabilmek için halkın tercih edeceği beklentiler yaratmak gerekir.
Lokantaya gelen müşteri garsona ne yemek istediğini söyler, garson da müşterinin istediğini getirir. Herkes mutludur.
Ama müşteri “kafana göre getir bir şeyler” demişse işler zorlaşır.
Gelen yemeği müşteri beğenmeyebilir. İşte o zaman kimse mutlu olmaz.
O nedenle de beklenti yaratmak ayrı bir beceri işidir.
Kendi yapabileceklerinizi doğru pazarlayabilirseniz doğru yoldasınızdır.
Bu yol hata kaldırmaz. En ufak bir aksaklık ciddi bir yol kazası demektir.
En doğrusu kapasite artırımı yapmak ve halkın beklentilerini karşılamaktır.
Ancak bunun için de sizin siyasetten beklentilerinizin doğru olması lazımdır.
Özetle, siyasette halkın beklentilerini doğru anlamak ve bu beklentileri karşılayabilecek kapasiteyi sağlamak lazımdır.
Bunların birisi eğer eksik olursa o film mutlu son ile bitmez.
İlk başlarda halk kaybediyor ve siyasetçi kazanıyor gibi görünse de filmin sonu değişmez…
Son sözü her zaman halk söyler…
