Kıbrıs

Yalan ülkenin normali olmuş..

 

Bir ülkede kurumlar güven vermiyorsa, yönetenlerin sözleri halkta yankı bulmuyorsa, orada yalnızca sistem değil, toplumun ruhu da yara almış demektir. Ne yazık ki bugün içinde yaşadığımız gerçek tam da budur. Elektrik meselesi, artık teknik bir arızanın ötesinde, ülkenin ahlaki ve yönetsel çöküşünün simgesine dönüşmüş durumda.

 

KIB-TEK son günlerde sık sık gündemde. Ancak ne yazık ki tartışılan konu enerji politikaları ya da çözüm önerileri değil; kimin hangi yalanı söylediği. Ülkenin Başbakanı, kamuoyunun gözünün içine baka baka çelişkili açıklamalar yapıyor. KIB-TEK’in Yönetim Kurulu Başkanı deseniz, neredeyse her gün bir önceki günkü sözünü yalanlıyor. Kurumun Genel Müdürü ise yalanı artık teknik bir jargonla bezeyerek “inandırıcı” kılmaya çalışıyor. Ama nafile. Halk artık duymak değil, yaşamak istiyor gerçeği.

 

Bu memlekette yalan, olağan hale geldi. Devletin en tepesinden en alt birimine kadar bir “yalan zinciri” işliyor. Elektrik kesiliyor, “Arıza” deniyor. Arıza geçmiyor, “Planlı bakım” deniyor. Faturalar kabarıyor, “Dışa bağımlıyız” deniyor. Peki bu bağımlılığı kim yarattı? Kimin iş bilmezliği, kimlerin çıkar hesapları bizi bu karanlığa mahkûm etti?

 

Asıl mesele elektriğin gidip gelmesi değil. Asıl mesele, halkla yöneticiler arasında artık hiçbir güven köprüsünün kalmamış olması. Çünkü elektriksiz yaşanır; ama güven olmadan yaşanmaz. Elektrik lambası yanmasa da mum yakarsınız. Ama yalancının mumu yatsıya kadar bile yanmıyor artık.

 

Ve bu sadece bir kurumun çöküşü değil. Bu, bir ülkenin doğruyla bağının kopuş hikâyesidir.

 

Artık mesele çözüm bulmak değil; çözüm üretebilecek dürüst insanları aramak… Ya da önce dürüstlüğün bu topraklarda yeniden bir değer olup olmayacağını sorgulamak

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu