Dünya

Araştırma: Yasaklı doktorlar sınırları nasıl aştı?

Bağımsız, uluslararası bir araştırmacı gazetecilik ağı olan Organize Suç ve Yolsuzluk Raporlama Projesi (OCCRP) ve aralarında DW Türkçe’nin de bulunduğu medya ortakları, “Bad Practice” adlı yeni ortak araştırmada, bir ülkede ağır mesleki suistimal nedeniyle hekimlikten men edilen doktorların başka ülkelerde tekrar lisans alıp çalıştığını ortaya koydu. İncelenen yüzü aşkın vakada; cinsel saldırı, uygunsuz ya da hatalı tıbbi müdahaleler ve hastanın rızası olmaksızın implant takılması gibi ağır ihlaller nedeniyle cezalandırılan hekimlerin, başka bir yargı alanında serbestçe mesleğe devam ettiği belirlendi.

Gazeteciler, hekimlerin yeni çalıştıkları yerleri arayarak, çevrimiçi randevu alarak veya bizzat giderek çoğunun hâlâ aktif görevde olduğunu doğruladı. Sorunun temelinde ülkeler arasında düzensiz işleyen bilgi paylaşımı, Avrupa Birliğinin (AB) IMI adlı mesleki uyarı ve bilgi paylaşım sisteminin bazı ülkelerce nadiren kullanılması ve disiplin geçmişinin çoğu ülkede kamuya açıklanmaması bulunuyor.

Çoğu ülkede, doktorların lisanslarının askıya alınıp alınmadığı veya iptal edilip edilmediğine dair veriler yayınlanmıyor. Bu durum, halkın ve muhabirlerin bir hekimin geçmişte disiplin işlemi görüp görmediğini anlamasını zorlaştırıyor. Gazetecilerin ulusal lisans otoritelerine yaptığı bilgi edinme başvuruları ise çoğu kez mahremiyet gerekçesiyle reddediliyor. Türkiye de bu ülkelerden biri.

Türkiye’de durum: Şeffaflık yok, başvurular reddedildi

DW Türkçe’nin bilgi edinme başvurularına verilen resmi yanıtlar uyarınca Türkiye’de lisansını kaybeden doktorlara ilişkin kamuya açık bir kaynak bulunmuyor. Türk Tabipleri Birliği (TTB), kişisel verilerin gizliliğini gerekçe göstererek DW Türkçe’nin bilgi edinme başvurusunu reddetti. Sağlık Bakanlığı ise başvuruyu, “4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmeliğin 12’nci maddesinde yer alan ‘Kurum ve kuruluşlar tekemmül etmemiş bir işleme ilişkin bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler’ hükmü uyarınca geri çevirdi. Disiplin kararlarının ve gerekçelerinin kamuya açık olmaması, hastaların hekimleri hakkında yaşamsal önemdeki bilgilere erişimini fiilen imkânsızlaştırıyor.

Araştırmanın kapsamı ve ortaklar

“Bad Practice” soruşturması OCCRP koordinasyonunda 45 ülkeden medya kuruluşlarının katılımıyla yürütüldü. Ekip, 49 ülkenin hekim lisans listelerine ulaşmaya çalıştı; kamu sicilleri, mahkeme kayıtları ve haber arşivlerinden toplanan veriler ile bilgi edinme başvuruları birleştirilerek 2,5 milyondan fazla kaydın yer aldığı bir veri tabanı oluşturuldu. Sorgulamalarla, en az bir ülkede lisansı askıda ya da iptal edilmişken başka bir ülkede lisanslı görünen doktorlar belirlendi; ardından sahada teyitler yapıldı.

Proje koordinasyonunu Norveç merkezli VG’den Eiliv Frich Flydal, İngiliz The Times’tan George Greenwood ve OCCRP’den Kira Zalan üstlendi. Ortak ekipte DW Türkçe’nin yanı sıra Der Spiegel (Almanya), Le Monde (Fransa), ZDF (Almanya), De Tijd (Belçika), Investico (Hollanda), YLE (Finlandiya), SVT (İsveç) ve Paper Trail Media (Almanya) gibi yayıncılar yer aldı.

Bulgular, disiplin geçmişinin kamuya açık olmaması ve sınır ötesi bildirimlerin düzensizliği nedeniyle ortaya çıkan tablonun buzdağının sadece görünen yüzü olabileceğine işaret ediyor.

Bir ameliyathanede operasyon sırasında dört sağlık personeli
49 ülkeden 100’den fazla doktorun bir ülkede yasaklı olmasına rağmen bir başka ülkede çalıştığı ortaya çıktıFotoğraf: Daniel Karmann/dpa/picture alliance

Sistem neden işlemiyor?

AB ve Avrupa Ekonomik Alanı (AEA) ülkeleri, hekimler hakkında getirilen yasak ve kısıtlamaları IMI uyarı sistemi üzerinden bildirmekle yükümlü. Ancak bazı ülkeler 2016’dan bu yana hekimlerle ilgili hiç uyarı göndermedi ya da çok sınırlı sayıda bildirimde bulundu. Üye ülkeler, bir doktorun mesleki yeterliğini onaylamadan önce IMI kayıtlarına bakmak zorunda değil. Ayrıca lisans iptali veya kısıtlama kriterleri ülkeden ülkeye değişiyor. Bu tablo, bir ülkede meslekten men edilen hekimin başka bir ülkede kısa sürede yeniden çalışmaya başlamasına kapı aralıyor.

Birleşik Krallık kararı sonrası Romanya’da çalışan doktor

Örneğin Birleşik Krallık’taki tıbbi kurul, 2024’te verdiği kararla Rumen hekim Iuliu Stan’ı meslek sicilinden sildi. Kararda, 2015–2020 arasında bazı genç erkek hastalara “gereksiz, invaziv ve mahrem nitelikte” işlemler uygulandığı ve rektal yoldan ilaç uygulamalarının olağan dışı sıklıkta (277 kez) olduğu belirtildi.

Halihazırda Romanya’da çalışmakta olan Stan iddiaları, OCCRP’nin Romanya ortağı Public Record’a reddetti, “hastaların yararına hareket ettiğini” savundu. Birleşik Krallık Genel Tıp Konseyi (GMC), Mart 2024’te Romanya’daki düzenleyiciyi bilgilendirdiklerini açıkladı. Romanya-Cluj’daki bölgesel kurul ise Birleşik Krallık kararının Romanya’da doğrudan bağlayıcı olmadığını belirtiyor. İngiltere’de cinsel saldırı iddialarına ilişkin polisin soruşturması sürüyor.

Bir el çeşitli ilaçları gösteriyor
Lisansını kaybeden doktorlar; cinsel saldırı, uygunsuz ya da hatalı tıbbi müdahaleler ve hastanın rızası olmaksızın implant takılması gibi suçlamalarla karşı karşıyaFotoğraf: Barbara Debout/AFP/Getty Images

Birleşik Krallık ve Hollanda’da yaptırım, Almanya’da özel klinik

Kulak burun boğaz (KBB) uzmanı Dr. Ajit Pothen, 2017’de İngiltere Nottingham’daki Queen’s Medical Centre’da muayene ettiği Denise Barnes’ı aynı gün taburcu etti; Barnes o gece hayatını kaybetti. Adli tıp, uygun oksijen ve izlem sağlansaydı ölümün muhtemelen önlenebileceğini not etti. Birleşik Krallık tıbbi kurulu, 2021’de Pothen’i meslek sicilinden çıkardı. Hollanda’daki önceki tespitler ve İngiltere kararı sonrası, 2022’de Hollanda lisansı da iptal edildi.

Pothen, 2018’den beri Almanya’nın Umkirch kasabasındaki özel KBB merkezinin ortağı; lisansı geçerli ve hasta kabul ettiği doğrulandı. Avukatı, OCCRP ve Almanya ortağı ZDF’ye yabancı yaptırımların Almanya lisansına otomatik etki etmediğini, mevcut özel kliniğinde cerrahi işlem yapmadığını ve kendisine iletilmiş bir şikayet bulunmadığını söyledi.

Hırvatistan: Bir ülkede lisans iptali, diğerinde aktif lisans

Hırvat hekim Nenad Dordevic’in Birleşik Krallık lisansı, 2021 sonunda hasta şikayetleri ve kurul değerlendirmeleri sonucunda iptal edildi. Dosyalarda, hastaların iletişim bilgilerinin alınarak mesaj gönderildiği ve cinsel içerikli sorular yöneltildiği iddiaları yer aldı. GMC, Hırvat makamlarını bilgilendirdiğini açıkladı. Buna karşın Hırvatistan Tabipler Birliği’nin Hekim Sicili’nde Dordevic’in aktif lisans sahibi olduğu görülüyor. Dordevic, OCCRP ve Hırvat ortağı Oštro’nun sorularına yanıt vermedi; Birlik, tekil dosyalar hakkında ayrıntı paylaşmıyor.

İhlalleri önlemek için ne yapılmalı?

Araştırma kapsamında çok sayıda uzmandan görüş alındı. Norveç Sağlık Denetçiliği Başkanı Sjur Lehmann, OCCRP’nin Norveç ortağı VG’ye yaptığı açıklamada, “Sağlık çalışanlarının ülkeler arasında rahat hareket edebildiği bir düzende otoriteler arası işbirliği zorunlu. Lisansı, kötüye kullanım ya da hasta güvenliğini riske atma nedeniyle iptal edilen bir hekim başka bir ülkede de aynı riski taşıyabilir” dedi.

Belçika’daki Gent Üniversitesi’nden sağlık hukuku profesörü Tom Goffin, OCCRP’nin Belçika ortağı De Tijd’e IMI uyarı sisteminin pratikte sınırlı etki yarattığını; sistemin serbest dolaşım mantığına dayandığını ve uyarıların ayrıntı düzeyinin düşük kaldığını söyledi.

Birleşik Krallık merkezli Action Against Medical Accidents’ın CEO’su Paul Whiteing de OCCRP’ye “Düzenleyiciler ve işverenler, ülkeler arası geçişle yaptırımları aşma girişimlerini kaçırmayacak sağlam tespit mekanizmaları kurmalı” değerlendirmesinde bulundu.

Avrupa Sayıştayı, IMI’nin kullanımına ilişkin raporunda ulusal makamların çok sayıdaki uyarı arasında en ilgili olanları ayıklamakta zorlandığını kaydetti. Avrupa Komisyonu ise OCCRP’ye, üye devletlere yönelik rehberliğin güncelleneceğini, “esaslı gerekçe” kavramının netleştirileceğini ve uyarıların takibine ilişkin iyi uygulamaların paylaşılacağını bildirdi.

“Bad Practice” bulguları, yasaklı hekimlerin Avrupa içinde ve ötesinde sistemdeki boşluklardan yararlanarak kariyerlerine devam edebildiğini gösteriyor. Türkiye’de bilgiye erişim önündeki engeller, olası riskin görünür olmasını ise zorlaştırıyor. Şeffaflık, düzenleyiciler arası iş birliği ve etkin doğrulama süreçleri olmadan bu boşlukların kapanması mümkün görünmüyor. (Pelin Ünker – DW)

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu