Dünya

İran’ın gizli gücü Ali Laricani kimdir?

Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından Ali Laricani İran’ın en kritik ve en güçlü figürlerinden biri haline geldi. “İran’ın Kennedy’leri” olarak anılan güçlü bir aileden gelen Laricani kimdir?

 

ABD ve İsrail’in Cumartesi günü başlattığı saldırılarda İran’ın 86 yaşındaki dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ve komuta kademesinde yer alan çok sayıda ismin öldürülmesi İran’da iktidar boşluğu yarattı.

Hamaney’in ölümünün ardından yerine geçici olarak Ali Rıza Arifi atandı ama İran’ın asıl yeni dini liderinin kim olacağı resmen açıklanmadı. Asıl liderin Hamaney’in yerine oğlu Mücteba Hamaney’in seçileceği üzerinde duruluyor.

Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani de güçlü bir isim olarak İran politikasında öne çıkıyor. Geçmişte meclis başkanlığı ve bakanlık gibi üst düzey görevlerde yer almış Laricani’nin Hamaney’in “rejimin hayatta kalması için güvendiği birkaç kişiden biri” olduğu söyleniyor.

Ali Laricani, İran'ın öldürülen dini lideri Ali Hamaney ve iki İranlı din adamı ile birlikte yan yana duruyor
Ali Laricani, İran’ın öldürülen dini lideri Ali Hamaney’in en güvendiği isimlerden biriydi

Tahran’a başlayan saldırılardan 24 saat sonra devlet televizyonuna çıkan Laricani, ilk açıklamasında ABD ve İsrail’i İran’ın “yüreğini ateşe vermekle suçlayarak “Onların yüreğini yakacağız. Siyonist suçlular ve utanmaz Amerikalıları yaptıklarından dolayı pişman edeceğiz” diye konuşmuştu.

Laricani, sert açıklamalarıyla bilinen bir figür olsa da uluslararası siyasette pragmatist bir kişiliği ile tanınıyor. On yıllardır süren siyasi kariyeri boyunca hem rejim içinde acımasız bir güç simsarı hem de Rusya, Çin ve ABD ile ilişkilerde uzman bir müzakereci olarak kendisini kanıtladı.

İran’ın Kennedy’leri: Laricani Ailesi

Laricani, savaşla birlikte ortaya çıkan hiyerarşide en üst düzey pozisyonda bulunsa da resmi olarak Hamaney’in halefi olma şansı yok. Hem Hamaney hem de selefi İran İslam Devrimi’nin mimarı Ruhullah Humeyni, Şii mezhebinden üst düzey din adamları.

Irak’ta 1958 yılında doğan Laricani ise bir din adamı değil ama rejim içinde derin dini ve siyasi bağları olan bir aileye mensup. Öyle ki söz konusu aileyi ABD merkezli Time dergisi, eski ABD Başkanı John F. Kennedy’nin ailesine atıfla “İran’ın Kennedy’leri” olarak nitelendirmişti.

Larijani’nin babası Mirza Haşim Amuli üst düzey dini bir makam olan “Ayetullah” unvanına sahipti. Kardeşi Sadık Erdeşir Laricani de siyasi kariyerini inşa ederken “Ayetullah” unavanına ulaştı ve 2009-2019 yılları arasında İran yargısını yönetti. Bir diğer kardeşi Muhammed Cevad Laricani ise Hamaney’e danışmanlık yapmış kıdemli bir dış politika figürü.

Kayınpederi, Murtaza Mutahhari de 1979 İslam Devrimi’nde Humeyni’nin yakın çevresinde bulunan bir din adamıydı.

Ali Laricani, bu bağlantılarıyla birlikte pozisyonunu İran’ın siyasi sistemini kullanarak sağlamlaştırdı.

Devrim Muhafızları’ndan bakanlığa

Larijani 1981’de “rejimin bekçisi” olarak bilinen Devrim Muhafızları’na katıldı ve 1980’lerdeki İran-Irak savaşının ilk yıllarında kumandan olarak görev aldı.

Daha sonra bir dini okula kayıt oldu ancak daha sonra ilgisi bilgisayar bilimi ve matematik alanına kaydı. Bu alanlarda dereceler aldıktan sonra Tahran Üniversitesi’nde Batı felsefesi alanında yüksek lisans ve doktora yaptı. Akademik çalışmaları, doktora tezini de hakkında yazdığı Alman filozof Immanuel Kant üzerinde yoğunlaşmıştı.

Felsefe eğitimini sürdürürken savaş tecrübesi ve aile bağlarını kullanarak siyasi bir kariyer inşa etmeye başladı ve 1992’de Kültür Bakanı oldu. 1994’te de Hamaney tarafından Radyo Televizyon Kurumu başkanı olarak atandı ve bu görevi 10 yıl boyunca sürdürdü.

Laricani, yayın kuruluşunu hükümet yanlısı bir propaganda aracı olarak kullandı, İran’ın rejim karşıtı aydınlarını “Batı tarafından finanse edilen hainler” olarak damgalayan Hüviyet gibi programları yönetti.

Cumhurbaşkanı adaylığı ve nükleer görüşmeler

2005’te cumhurbaşkanı adayı oldu ancak yalnızca yüzde 6 oy aldı. Seçimi ikinci turda muhazakar siyasetçi Mahmud Ahmedinejad kazandı.

Bunun yerine Laricani, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi genel sekreteri ve İran’ın baş nükleer müzakerecisi oldu. Ahmedinejad’la görüş ayrılıkları nedeniyle 2007’de bu görevinden ayrıldı.

İran’ın aşırı muhafazakar kanadıyla ihtilaflar Laricani’nin siyasi kariyerini etkilemeye devam etti. Buna rağmen 2008’de meclis başkanlığı görevini elde etmeyi başardı ve bu görevi 12 yıl boyunca sürdürdü.

Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani'nin önünde bir mikrofon var ve konuştuğu anlaşılıyor
Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani

Mecliste geçirdiği süre boyunca İran ile ABD, Çin, Rusya, Almanya, İngiltere ve Fransa dahil olmak üzere altı dünya gücü arasında imzalanan, İran’ın nükleer programını kısıtlamayı ve karşılığında yaptırımların kaldırılmasını amaçlayan 2015 tarihli JCPOA (Ortak Kapsamlı Eylem Planı) nükleer anlaşmasına yasama desteği sağlanmasında kilit rol oynadı. Bu anlaşma Obama döneminde yapılmış, ABD Başkanı Donald Trump ise ilk başkanlık döneminde anlaşmayı 2018’de feshetmişti.

Tekrar aday olması engellendi

Laricani, 2020’de Çin’le 25 yıllık stratejik işbirliği anlaşmasını yönetmekle görevlendirildi. Anlaşma bir yıl içinde imzalandı. İran’ın enerji sektörüne 400 milyar dolar Çin yatırımı öngören anlaşmanın getirdiği ivmeyle 2021’de yeniden cumhurbaşkanı adayı olmaya çalıştı.

Beklenmedik bir şekilde İran Anayasa Koruma Konseyi tarafından adaylığı engellendi. Hamaney tarafından atanan altı din adamı ve meclis tarafından onaylanan altı hukukçudan oluşan bu kurul, kararın gerekçesini açıklamadı.

Bazıları Laricani’nin kızının ABD’de yaşadığı ve İngiltere pasaportuna sahip olduğu için adaylığının engellendiğini öne sürerken diğerleri bunun rejimin tercih ettiği aday İbrahim Reisi’nin önünü açmak için yapıldığını düşünüyor.

Ayetullah Sadık Laricani de kardeşinin “gizli servisten gelen yanlış bilgilere dayanarak” adaylığının engellendiğini ve Anayasa Koruma Konseyi içinde kasıtlı olarak “yalanlar yayıldığını” söyledi.

O dönem DW’ye konuşan İran analisti Ali Eşfer, Laricani’nin elenmesinin temel nedenini “Reisi ve Devrim Muhafızları üyelerini açıktan eleştirmesi ve 2010’da ev hapsine alınan muhalif figürler Mehdi Kerrubi ve Mir Hüseyin Musevi’yi hiç eleştirmemiş olması” diye değerlendirmişti.

Seçimi kazanan Reisi, 2024’te bir helikopter kazasında hayatını kaybetti.

Laricani tekrar cumhurbaşkanlığına aday olmaya çalışsa da yartıştan yine men edildi ve ılımlı siyasetçi Mesud Pezeşkiyan seçimi kazandı.

Mesud Pezeşkiyan’ı “gölgede bıraktı”

Geçtiğimiz yaz Pezeşkiyan, Laricani’yi eski görevi olan Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi başkanlığına yeniden atayarak İran’ın en üst düzey güvenlik yetkilisi haline getirdi. O zamandan beri Laricani’nin yetkisi ve Hamaney’e erişimi Pezeşkiyan’ınkini gölgede bırakmış gibi görünüyor.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İran bayrağının olduğu bir masada oturuyor (arşiv fotoğrafı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (arşiv fotoğrafı

Laricani, ABD ve İran arasında yeniden başlayan nükleer görüşmeleri yönlendiren “perde arkasındaki güç” olarak görülüyordu.

Ayrıca Hamaney’in elçisi gibi hareket ederek defalarca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le görüşmek için Moskova’ya seyahat ettiği biliniyor.

ABD-İsrail saldırısından sadece birkaç gün önce Al Jazeera’ya konuşan Laricani, İran’ın “son aylarda savaşa hazırlandığını” söylemişti: “Zayıf noktalarımızı bulduk ve düzelttik. Savaş arayışında değiliz ve savaşı başlatmayacağız. Ama eğer bize savaş dayatırlarsa, karşılık vereceğiz.”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu