Derviş Doğan

İki Devletli Çözüm deyip Kıbrıs Cumhuriyeti Pasaportunu Cebinde Taşıyamazsın

 

Son yıllarda Kıbrıs meselesi üzerine Türkiye tarafından geliştirilen politik söylemlerde “iki devletli çözüm” ifadesi sık sık gündeme geliyor. Kıbrıslı Türklerin kendi devletlerini tanıtma çabası, kendi kimliklerini ve siyasal varlıklarını koruma arzusuyla haklı bir zemin bulmaya çalışıyor. Ancak bir yandan “biz ayrı bir devletiz” diyerek siyasi tavır alırken, öte yandan cebinde Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu taşıyanlar meselenin en can yakıcı çelişkisini gözler önüne seriyor.

 

Bu durum sadece politik bir ikiyüzlülük değil, aynı zamanda ciddi bir ahlaki çöküntüdür. Bir elinle “ben seni tanımıyorum” deyip, öteki elinle o devletten hak talep edemezsin. Hele ki Avrupa Birliği vatandaşlığı gibi bir avantajla dünyaya açılırken, dönüp kendi toplumuna “iki ayrı halk, iki ayrı devlet” nutukları atmak, kelimenin tam anlamıyla yüzsüzlüktür.

 

Bu davranış biçimi, yalnızca bireysel tutarsızlıklarla sınırlı kalmıyor. Aynı zamanda Kıbrıs Türk halkının uluslararası meşruiyet arayışını da zedeliyor. Çünkü dünya, senin hem “ben ayrı bir devletim” deyip hem de tanımadığın devletin pasaportunu taşımana sadece şaşkınlıkla bakmaz; seni ciddiye almamaya da başlar. Diplomasi, kararlılık ve tutarlılık ister. Kıbrıslı Türkler haklı davalarını savunurken, bu haklılığı gölgeleyen davranışlardan da arınmak zorundadır.

 

Bir pasaport, sadece seyahat belgesi değildir. Vatandaşlık, bir devlete aidiyetin ve onun hukuk düzenine bağlılığın beyanıdır. “Ben Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşıyım” diyorsan, o zaman bu cumhuriyeti tanıyorsun demektir. Eğer tanımıyorsan, o zaman bu cumhuriyetin verdiği haklardan faydalanamazsın. Bu kadar basit. Bu bir bir daha iki.

 

Gerçekten iki devletli çözüm isteyenler, önce kendi zihinlerinde bu çelişkiyi çözmelidir. Samimiyetin olmadığı yerde çözüm olmaz. Ve en önemlisi: Onurla mücadele etmek, iki tarafı da memnun etmeye çalışmaktan çok daha değerlidir.

 

Kıbrıs Türk halkı, yıllardır izolasyon altında yaşıyor. Ancak bu izolasyonu meşrulaştıran, sadece karşı tarafın politikaları değil; aynı zamanda kendi içimizdeki bu tutarsızlıklar da. Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu taşıyıp, “ben iki devletliyim” demek, kendi davamıza zarar vermekten başka bir şey değildir.

 

Unutmayalım: Samimiyet, her mücadelenin temelidir. Eğer bir yol yürüyeceksek, önce bu yolda hangi kimlikle yürüdüğümüzü dürüstçe kendimize sormamız gerekir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu