Derviş Doğan

KKTC’yi Tanıtma Yalanı Yine Vizyonda…

Geçtiğimiz günlerde eski müzakereci Sayın Özdil Nami, katıldığı bir televizyon programında çok açık bir gerçeği dile getirdi: “KKTC’yi tanıtmanın imkânı yok.” Bu söz, belki kulağa sert gelebilir ama Kıbrıs Türk halkının yıllardır yüzleşmekten kaçtığı çıplak bir gerçeği ifade ediyor.

 

Sayın Nami’ye katılmamak elde değil. Zira dünya sistemi, uluslararası hukuk ve Kıbrıs meselesinin tarihsel seyri göz önünde bulundurulduğunda, KKTC’nin mevcut haliyle tanınmasının mümkün olmadığını görmek için derin bir analiz yapmaya gerek yok. Sadece dünyaya bakmak yeterli.

 

Ancak asıl mesele burada başlıyor.

 

Zira bu yalın gerçek, her gün çeşitli mecralarda türlü güzellemelerle gölgelenmeye çalışılıyor. “Tanındı, tanınmak üzere, çok yakında tanınacak…” gibi söylemlerle halkın umudu istismar ediliyor. Ne yazık ki, bu söylemlerin gerçekle uzaktan yakından ilgisi yok. Daha kötüsü ise, bu yalanların bilinçli bir şekilde tekrar edilmesi. Çünkü bu söylemler, mevcut düzenden beslenen, statükonun sunduğu imtiyazlardan faydalanan, bu konforlu düzenin bozulmasını istemeyen bir kesimin işine geliyor.

 

Açık konuşmak gerekirse, her yeni “tanınma” söylentisi, Kıbrıslı Türklere söylenen koca bir yalandır. Ve bu yalanı sürdürenlerin amacı halkı aydınlatmak ya da gerçeklerle yüzleştirmek değil, kendi konumlarını korumaktır. Toplumun içine itildiği belirsizliği ve uluslararası izolasyonu bir kader gibi sunarak, çözüm arayışlarını itibarsızlaştıran bir zihniyetle karşı karşıyayız.

 

Peki soralım: Eğer KKTC’nin gerçekten tanınması mümkün olsaydı, kırk yıldan fazla sürede neden tek bir ülke tanımadı? Neden her yeni hükümet, her yeni girişim, bir öncekinin tekrarı olmaktan öteye gidemedi?

 

Gerçek şu ki; dünya, Kıbrıs’ta iki devletli çözümü tanımıyor. Uluslararası toplumun ezici çoğunluğu, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni adanın meşru hükümeti olarak kabul etmeye devam ediyor. Bu tablo değişmeden, KKTC’nin tanınması bir hayal olmaktan öteye geçemez. Hal böyleyken halkımıza her gün bu hayali satmak, umut tacirliğinden başka bir şey değildir.

 

Artık bu gerçekle yüzleşmemiz gerekiyor.

 

Kıbrıs Türk halkı, belirsizliğin gölgesinde yaşamak zorunda değil. Ancak bu çıkmazdan çıkmanın yolu, gerçekle bağını koparmış hayallerden değil, cesur ve akılcı politikalar üretmekten geçer. Statükoyu korumak adına söylenen yalanlara değil, çözüm odaklı ve gerçekçi bir vizyona ihtiyacımız var.

 

Ve belki de en önemlisi; artık birbirimize dürüst olmaya.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu