Fiber optik projesi onay yasa tasarısı oy çokluğuyla kabul edildi…

Cumhuriyet Meclisi’nde görüşülen “KKTC Fiber Optik Altyapısının Geliştirilmesi ve Fiber Optik Kablolar Üzerinden Sunulan Hizmetlerin Hanelere ve İşletmelere Götürülmesi Kapsamında Yapılacak Çalışmalara İlişkin İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunmasına İlişkin (Onay) Yasa Tasarısı” yaklaşık 8 saatlik görüşmenin ardından 27 kabul 20 ret oyuyla, oy çokluğuyla oy çokluğuyla kabul edildi.
Meclis’te ayrıca Mahkemeler (Değişiklik) Yasa Tasarısı da oylanarak, oy çokluğuyla kabul edildi.
ONAY ÖNCESİ KONUŞMALAR
BAYBARS
Onay yasa tasarısına ilişkin söz alan Bağımsız Milletvekili Ayşegül Baybars, protokole ilişkin yalnızca teknik aksaklıklara değil, onay yasasıyla Meclis’e getirilen metnin Anayasa’ya aykırılığına ve rekabet hukukuna uygun olmamasına itiraz ettiklerini söyledi.
Baybars, bu eleştirilerin sadece muhalefet tarafından değil, komiteye katılan paydaşlar, sendikalar, oda ve birlik temsilcileri ile toplumun farklı kesimleri tarafından da dile getirildiğini kaydetti.
Baybars, “Eğer bu metin Anayasa’ya uygunsa ve herhangi bir eksiklik içermiyorsa, neden ek protokole ihtiyaç duyuluyor? Sorunluysa ve anayasal açıdan sakatlık varsa, neden geçirilmek isteniyor?” diyerek hükümete soru yöneltti.
Bu protokolün onaylanmasıyla hemen yürürlüğe girmeyeceğini belirten Baybars, gerekli hazırlıkların yapılmamasını eleştirdi.
Baybars, protokolün diplomatik yollarla karşı tarafa bildirildiği tarihte yürürlüğe gireceğini, Türkiye Cumhuriyeti’nde Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile onaylanmış olmasının tek başına yürürlük için yeterli olmadığını ifade etti. Baybars, protokolün 11. maddesine atıfta bulunarak bu hususun metinde açıkça yer aldığını söyledi.
Kamu kurumlarının yetkilerinin başka şirketlere devredilmesini eleştiren Baybars, bugün gelinen noktada ek protokolle sorunların giderileceğine ne toplumun, ne kurumların, ne de protokolün uygulayıcısı olacak Telekomünikasyon Dairesi ile ticari paydaşlar olan internet servis sağlayıcılarının güveni bulunduğunu savundu.
Baybars, protokol metninin yalnızca bilgiye sunulmasının değil, içeriğinde de Anayasa’ya aykırı hükümler bulunduğunun defalarca dile getirildiğini, buna rağmen gerekli düzeltmelerin yapılmadığını söyledi.
Bugün gelinen noktada Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu ile Telekomünikasyon Dairesi yönetiminin de protokole ilişkin ciddi çekinceleri bulunduğunu kaydeden Baybars, herhangi bir fizibilite çalışmasının yapılmadığını da sözlerine ekledi.
Baybars, “Yasaya saygılı olması ve Anayasa’ya uygun davranması gereken sizlersiniz.” diyerek hükümete tepki gösterdi. Baybars, veri güvenliğine ilişkin çekincelerini dile getirerek, verilerin nerede depolanacağı ve güvenliğin nasıl sağlanacağı sorularını yöneltti.
BARÇIN
CTP Milletvekili Devrim Barçın ise, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın, Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülen maddelerin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edileceği ve ardından ek protokol yapılacağı yönündeki açıklamalarını eleştirdi.
Barçın, protokolün bu haliyle Cumhuriyet Meclisi’nden geçirilmesinin doğru olmadığını savunarak, bu yaklaşımın Türkiye Cumhuriyeti’ni de zor durumda bırakacağını ileri sürdü.
Anayasa’ya aykırılık iddiası bulunan bir protokolün bu haliyle yürürlüğe giremeyeceğini belirten Barçın, böyle bir durumda ek protokolle düzeltme yapılamayacağını, baştan Türkiye Cumhuriyeti ile yeni bir protokol müzakere edilmesi gerektiğini söyledi. Barçın, Anayasa’ya aykırı olduğunu kabul ettikleri bir metnin Meclis’ten geçirilmemesi gerektiğini söyledi.
Hükümetin Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkileri bu şekilde yürütmesinin sağlıklı olmadığını savunan Barçın, Arıklı’nın kamuoyunu doğru bilgilendirmediğini iddia etti.
Başbakan Ünal Üstel’i de eleştiren Barçın, protokollerle Türk Telekom’a tanınan bazı yetkilerin anayasal egemenlik alanına müdahale anlamı taşıdığını savundu. Barçın, ihtiyaç halinde mevzuat değişikliklerinin ancak Cumhuriyet Meclisi’nin iradesiyle yapılabileceğini, hiçbir protokolle Meclis’in hangi yasayı yapıp yapmayacağının belirlenemeyeceğini ifade etti.
ARIKLI
Onay yasa tasarısına ilişkin son sözü alan Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, “yabancı şirket” nitelemesine tepki göstererek, söz konusu şirketin Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olduğunu söyledi.
Türk Telekom’un KKTC genelinde yaklaşık 8 bin kilometre fiber altyapı döşeyeceğini kaydeden Arıklı, şirketin büyük ve güçlü bir yapı olduğunu, fizibilite raporunun güncellendiğini belirtti. Türk Telekom’un geçmişte Telekomünikasyon Dairesi’ne her zaman destek verdiğini ifade eden Arıklı, şirketin “düşman gibi” gösterilmesine ve itibarsızlaştırılmasına tepki gösterdi.
Veri güvenliğine de değinen Arıklı, veri depolama altyapısının KKTC’nin kontrolünde olacağını, uzun vadede ülkede bir veri saklama merkezi kurulmasının şart olduğunu söyledi. Siber güvenlik konusunda Türkiye Cumhuriyeti ile iş birliği yapılacağını belirten Arıklı, siber saldırılara karşı sürekli takviye alınması gerektiğini ifade etti.
Bilişim alanında uluslararası hukuka dayalı bir bilişim hukukuna acil ihtiyaç bulunduğunu da kaydeden Arıklı, nitelikli insan kaynağının artırılması gerektiğini, tersine beyin göçüyle yurt dışındaki uzmanların ülkeye kazandırılmasının önemli olduğunu vurguladı.
Arıklı, “Devlet e-devlet’e geçmezse ‘Bilişim Adası Kıbrıs’ hedefi hayata geçmez. Fiber altyapı bu hedefin temel unsurlarından biridir.” dedi.
GÜN BOYU KONUŞULANLAR
İNCİRLİ
CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Fiber Optik Protokolü’nün; Anayasa’ya, yasalara aykırı olduğunu, ülkenin gelir kaybına uğramasına sebep olacağını, devletin yetkilerinin devredileceğini, rekabeti ortadan kaldıracağını, eşitsizlik ve tekel yaratacağını kaydetti.
İncirli, hükümete, protokolü geri çekme çağrısı yaptı, devletin bugüne kadarki yatırımlarına, tecrübesine, kurumlarına yazık olduğunu söyledi. Hiçbir şekilde Anayasa’nın ihlal edilemeyeceğini vurguladı.
CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Meclis Genel Kurulunda “Anayasa temeldir, ihlal edilemez.” konulu konuşma yaptı.
Konuşma öncesindeki bilgiye sunuşlar kısmında “Av ve Avla İlgili Yaban Hayatını Düzenleme (Değişiklik) Yasa Tasarısı” ivediliği oy çokluğuyla kabul edildi.
CTP Genel Başkanı İncirli, konuşmasında, geçen haftadan beridir ülkenin türbülans içerisinde olduğunu söyledi ve hükümete fiber optik protokolü ile ilgili sorunları çözmesi amacıyla zaman verdiklerini kaydetti.
İncirli, hükümete, ülkenin tüm kesimlerinin itiraz ortaya koyduğu protokole yönelik uzlaşma zamanı verdiklerini ancak bugün “sıfır” noktasında olduklarını gördüklerini kaydetti.
Kimsenin altyapıya karşı olmadığını hatta herkesin fikir birliği içinde olduğunu ancak sürecin çok kötü yürütüldüğünü, istişarelerin hiç yapılmadığını, protokol yapılırken Anayasa’ya, yasalara, ülkeye göre uygun olup olmadığına bakılmadığını ifade eden İncirli, protokol imzalanırken de bunların yapılmamasını eleştirdi.
İncirli, protokole yönelik hataları anlatmaya devam edeceklerini çünkü hükümetin bir gailesi olmadığını gördüklerini ve hükümetin “gemileri yaktığını” ifade ederek, “Suya batacaksınız.” dedi.
Dertlerinin; ülke, Anayasa, yasalar, kurumların korunması, ülkenin geleceği olduğunu ifade eden İncirli, atılmak istenen adımların, telafisinin olmasının çok zor olacağı adımlar olduğunu kaydetti.
“Biz gerçekten devlet miyiz diye kendinize bir sorun” diyen İncirli, hükümetin, ülkeyi, kurumları, yatırımcıları dışladığını, protokol ile tüm bunların görmezden gelindiğini söyledi, vergi muafiyetinin neye göre verildiğini sordu.
Fiber optik yatırımının ülkede çok gerekli bir yatırım olduğunu ancak bm söz konusu protokolün ülkeye uygun olmadığını ifade eden İncirli, protokolü maddeler üzerinden değerlendirdi ve tek bir yatırımcıya imkanlar sunulduğunu, ülkede tekelleşme yaratılmak istendiğini kaydetti.
İncirli, hükümetin, doğabilecek “vahim” sonuçların farkında olmadığını, çünkü vergi imtiyazı da sağlandığını belirterek, eleştiriler yaptı, “vergi muafiyetinin inanılır gibi olmadığını”, yasaları ancak Meclisin yapabileceğini belirtti.
Vergi imtiyazı yanında münhasır işletme haklarının da devredildiğini, egemenlikten vazgeçildiğini işaret eden İncirli, devletin en güçlü hakkının devredilemeyeceğini ama hükümetin devletin temelini sarstığını kaydetti.
İncirli, bu konuda yapılan yanlışların görülüp geri adım atılacağına sabah Meclis kapısına barikat kurulduğunu ifade ederek, tüm bunların, hükümetin, yaptıklarının farkında olduğunu ve korktuğunu gösterdiğini, çünkü hiç kimsenin Anayasa’nın üzerinde olmadığını vurguladı.
İncirli, protokolün Anayasa’ya aykırılıkları olduğunu ancak Başsavcılıktan görüş istenmediğini ifade ederek, görüş istenmemesinin “kötü niyet” olduğunu savundu.
İncirli, Anayasa ve yasalara aykırı geçirilen protokole karşı tüm milletvekillerini hassasiyete çağırarak, “Anayasa’ya uygun hareket edin, devletin temellerini sarsmak üzeresiniz, biz gereken tüm uyarıları yaptık, ama siz hiç dinlemediniz, neden görüş almadınız, buna karşı günahınız boynunuzadır.” dedi.
İncirli, Başbakan’dan neden görüş alınmadığı ile ilgili açıklama isteyerek, devletin yetkilerini devredemeyeceğini kaydetti, hükümetin Anayasa üzerinde olmadığını, böyle davranamayacağını dile getirdi.
İncirli, Anayasa’nın ülke için önemine vurgu yaptı ve protokol ile bu teminat altına alınan stratejik altyapı olan iletişimin devredilemeyeceğini kaydetti. Devletin gelirlerinden de imtiyaz verildiğini ifade eden İncirli, hükümetin büyük bir suç işlediğini, ihanet içinde olduğunu söyledi.
Ülkede itiraz istenmediğini, hükümetin öyle beklediğini ancak ülkenin 25 yıldan fazla bir zamanına mal olacak bu yanlış adımı anlatmaya, itiraz etmeye devam edeceklerini ifade eden İncirli, rekabetin de ortadan kaldırılmak istendiğini dile getirdi, böyle bir adım atılamayacağını, Anayasa’nın ihlal edilemeyeceğini vurguladı.
İncirli, “Siz kimsiniz, kendinizi her şeyin önüne koyuyorsunuz.” diyerek, protokolde, kamu faydası olmadığını, devletin bir çok şeyden vazgeçtiğini, tarifeleri şirketin belirlemesine imkan sağlandığını, belirsizlik ve tehlikeler olduğunu kaydetti.
Ülkede dünya ile rekabet edebilecek gençler olduğunu, sendikaların ülkeye kurumlara sahip çıktığını, ekonomik örgütlerin en güçlü sesle itiraz koyduğunu belirten İncirli, Meclis kürsüsünden Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın CTP’ye yönelik mesajı ile diğer örgütlerin basın açıklamalarını okudu.
İncirli, bundan sonra yaşanacak tüm zararların sorumlusunun hükümet olacağını ifade ederek, “Bu ülkeye bu kadar nasıl zarar verebilirsiniz.” dedi ve süreci hep birlikte yürütmek, toplumsal fayda ile yürütmek varken neden yanlış olan bir anlayışla sürecin yürütülmek istendiğini sordu.
İncirli, protokolün Meclis’ten geri çekilmesini, çünkü geçmesi durumunda çok daha büyük sorunlar yaşanacağını ifade ederek, başka süreçlerle uğraşmak yerine ülkeyi geliştirmek büyütmek refah getirmek ve ihtiyaç duyulan projeleri hayata geçirmek için çalışılmasını istedi, “Olduğunuz yerde çok yalnızsınız.” dedi.
ÜSTEL
Başbakan Ünal Üstel, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Fiber Optik Protokolü’nün hayati ve çok stratejik olduğunu vurguladı.
Genel Kurul’da söz alan Üstel, ülkeye hizmet edecek, halkı rahatlatacak daha birçok projeleri olduğunu ve halkın refahı için ne gerekirse yapacaklarını kaydetti. Üstel, bunları zaman zaman muhalefetle birlikte, zaman zaman sert tartışmalarla ve oy çokluğuyla yapacaklarını dile getirdi.
Başbakan Üstel, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Yardımcısı ile imzaladıkları onay yasasının herkes tarafından çok stratejik olduğunu kabul ettiğini belirtti.
“Böylesi stratejik bir proje Türkiye Cumhuriyeti ile yapılmasın da kiminle yapılsın?” diyen Üstel, “Türk Telekom, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının varlık fonunun en büyük hisselerinin olduğu şirkettir. Senede yaptığı ciro 400 milyar dolardır.” vurgusu yaptı.
– “Biz hukukçularımızdan görüş de aldık.. Ek protokol konusunda herhangi bir endişemiz yok”
Bütün stratejik projeleri bugün Türkiye Cumhuriyeti ile onay yasalarıyla yaptıklarını ifade eden Üstel, “Bu da, o yasalardan bir tanesidir. Biz hukukçularımızdan da görüş aldık.” dedi.
Akdeniz ve Ortadoğu’daki duruma değinen Üstel, Gazze’de yaşananlara dünyanın seyirci kaldığına, Türkiye Cumhuriyeti dışında kimsenin sesinin çıkmadığına dikkati çekti.
İlgili bakanlığın internet sağlayıcılarıyla görüşmelerinin devam ettiğini kaydeden Üstel, bu görüşmeler ışığında konsensüs sağlanan maddelerin onay yasası geçtikten sonra tekrar masaya konacağını ve bunun geçmişte örnekleri olduğunu belirtti.
Başbakan Üstel, geçmişte su projesinde de ek protokollerle düzenleme yapıldığını anımsattı. “Ek protokol konusunda herhangi bir endişemiz yok,” diyen Üstel, enerji konusundaki onay yasası Meclis’ten geçtikten sonra da üç tane ek protokol imzalandığını anımsattı.
Üstel, “Türkiye Cumhuriyeti, hiçbir zaman Kıbrıs Türkü’nün isteğine yok demedi. Dün de yok demedi, bugün de yok demez, yarın da yok demeyecek.. Hiç kimse endişe duymasın.” dedi.
Ekonomik örgütlerin de endişelenmemesini isteyen Üstel, “Biz buradayız. İlgili taraflar arasında görüşmeler yapılacak ve hemfikir olabilecekleri maddeler üzerinde düzeltmeleri yapacaklardır.” ifadelerine yer verdi.
Onay yasasında yalnız söz konusu şirkete ait bir düzenleme yapmadıklarını belirten Üstel, bütün yatırımcılara ülkede yatırım yaparken muafiyet uyguladıklarını kaydetti.
Projenin hayati ve çok stratejik olduğunu vurgulayan Üstel, “Bu proje geçtikten ve fiber optik kabloları bu ülkeye evden eve çekildikten sonra göreceksiniz ki, bu halkın menfaatini ve güvenliğini koruyacak ne sistemler varsa ülkeye gelecek. O yüzden biz hep diyoruz.. Bu ülkeyi artık dijital ada yapacağız” ifadelerine yer verdi.
Üstel, Türkiye Cumhuriyeti’nin stratejik konumunda getirdiği hangi onay yasası olursa olsun, bunu imzalayacağını ifade etti.
Arıklı
Başbakan Ünal Üstel’in konuşmasının ardından kürsüye çıkan Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, konunun yaklaşık dört aydır tartışıldığını, özellikle son bir haftada paydaşlarla uzun toplantılar yaptıklarını söyledi.
Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu (BTHK) nezdinde yapılan toplantıların kayıt altına alındığını belirten Arıklı, “Büyük oranda uzlaşı sağladık, elbette üzerinde anlaşılamayan bazı maddeler de var” dedi.
Arıklı, toplantılar sonucunda BTHK’nın taleplerinin tamamına yakınının, internet servis sağlayıcılarının taleplerinin yaklaşık yüzde 90’ının, sendikaların taleplerinin ise yaklaşık yüzde 50’sinin karşılandığını söyledi.
Telekomünikasyon Dairesi’nin gelir kaybına uğrayacağı ve çalışanların işsiz kalacağı yönündeki iddialara da değinen Arıklı, Telekomünikasyon Dairesi’nin yaptığı işleri yapmaya devam edeceğini, mevcut gelirlerini de koruyacağını söyledi. Arıklı, “Telefon Dairesi’nin görev, yetki ve sorumluluklarında herhangi bir değişiklik söz konusu değildir.” ifadelerini kullandı.
– “Fiyat tarifeleri BTHK tarafından belirlenecek”
Fiyatların nasıl belirleneceğine ilişkin eleştirilere yanıt veren Arıklı, BTHK’nın düzenleyici kurum olarak tarifeleri maliyetleri dikkate alarak belirleyeceğini kaydetti.
Türk Telekom’un perakende alanına girmeyeceğini de sözlerine ekleyen Arıklı, protokol kapsamında Türk Telekom’un perakende faaliyette bulunmayacağını, rekabetin korunmasında BTHK’nın düzenleyici rol üstleneceğini belirtti.
Arıklı ayrıca fiber altyapısının ana omurgasının Telekomünikasyon Dairesi’nin kontrolünde olacağını ifade etti.
– “Haberleşme devletin can damarlarından biridir”
Haberleşmenin stratejik bir alan olduğunu belirten Arıklı, “Haberleşme bir devletin can damarlarından biridir. Güvenlik açısından Türk Telekom ile çalışmak zorundayız,” dedi.
Arıklı, onay yasasının Meclis’ten geçmesinin ardından resmi görüşmelere başlanacağını, ek protokolün de Meclis’e getirileceğini söyledi.
– Arıklı soruları yanıtladı
CTP Milletvekili Sami Özuslu, yerinden söz alarak, yapılacak görüşmelerin canlı yayınlanmasını önerdi. Özuslu, “Gelin bu görüşmeleri birlikte yapalım, canlı yayınlayalım. Kimlerle uzlaşıldığını herkes görsün. Siz uzlaşı var diyorsunuz, sendikalar uzlaşı olmadığını söylüyor. Hodri meydan.” ifadelerini kullandı.
CTP Milletvekili Erkut Şahali de yerinden söz alarak çalışılan ek protokolde Türkiye Cumhuriyeti’ni temsilen kimin muhatap olduğunu sordu. Şahali’ye yanıt veren Bakan Arıklı, muhataplarının Türk Telekom olduğunu ve görüşmelerin bu çerçevede yürütüldüğünü söyledi.
Süreç gereği ek protokolün belli bir aşamaya getirileceğini, ardından Bakanlar Kurulu’na sunulacağını kaydeden Arıklı, daha sonra Türkiye Cumhuriyeti tarafıyla bir araya gelinerek ek protokolün imzalanacağını ifade etti.
CTP Milletvekili Ongun Talat da, sendikaların uzlaşı olmadığı yönünde açıklamalar yaptığını hatırlatarak, Arıklı’nın “uzlaşı var” iddiasını sürdürüp sürdürmediğini sordu. Toplantılarda Türk Telekom yetkililerinin bazı konularda yetkili olmadıklarını ve Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine sormak durumunda olduklarını söylediklerinin paydaşlar tarafından aktarıldığını belirten Talat, “Kamuoyunu laf kalabalığıyla yanıltmaktan vazgeçin.” dedi. Talat ayrıca kurulacak şirketlerin hissedar yapısına işaret ederek, Türkiye’de yapılacak bir hisse değişikliğinin KKTC Bakanlar Kurulu’nun onayına tabi olmayacağını, bu nedenle ileri sürülen argümanların hukuken doğru olmadığını savundu. Arıklı ise Talat’a, “Gelin cümleyi birlikte yazalım.” diyerek muhalefeti ek protokolün hazırlanmasına katkı koymaya çağırdı.
CTP Milletvekili Ürün Solyalı ise, henüz Türkiye Cumhuriyeti’ndeki resmi muhataplarla doğrudan görüşme yapılmadığına işaret ederek, ek protokolü kimin imzalayacağının netleştirilmesi gerektiğini belirtti. Solyalı, onay yasasının Meclis’ten geçmesinin protokolün hemen yürürlüğe gireceği anlamına gelmediğini, yasanın Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla hukuki sonuç doğacağından taraflara “Bugün geçsin, sonra hallederiz” şeklinde güvence verilmesinin hukuken doğru olmadığını savundu.
Bağımsız Milletvekili Ayşegül Baybars da, ek protokolde hangi maddelerde uzlaşıya varıldığının netleşmediğini belirterek, onay yasası geçmeden ek protokole ilişkin bağlayıcı bir mutabakat olup olmadığını sordu.
Baybars, onay yasasında imzası bulunan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile ek protokol konusunda prensip anlaşmasına varılıp varılmadığını da sordu.
Bakan Arıklı, Baybars’ın sorularını yanıtında, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı dâhil ilgili tüm muhataplarla görüşmeler yapıldığını ve ek protokol konusunda prensipte bir sıkıntı bulunmadığını söyledi. Arıklı, ek protokolün mevcut protokolün gereği olduğunu, bu konuda onay alındığını kaydetti. İyi bir noktaya gelindiğini belirten Arıklı, muhalefetin desteğine ihtiyaç duyduklarını belirterek, “Bu ülkenin faydasına olan bir konudur. Daha iyi, daha güzeli birlikte yapalım.” dedi. Arıklı, protokol ve ek protokollerin ilerleyen süreçte devreye gireceğini, ihtiyaç olması halinde yeni ek protokollerin de gündeme gelebileceğini ifade etti. Anayasa aykırılığı iddiaları konusunda ise yetkili merciinin Anayasa Mahkemesi olduğunu kaydeden Arıklı, gerekli görülmesi halinde yargı yolunun her zaman açık olduğunu söyledi.
Fizibilite konusuna da değinen Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, son yapılan çalışmaların ardından maliyet ve fiyatlamaya ilişkin rakamların değişeceğini söyledi. Arıklı, daha önce konuşulan 12 dolar seviyesinin güncellenebileceğini belirterek, “Perakende alanına girilmeyeceği için gelir yapısı değişiyor. Bu nedenle yeni bir fizibilite çalışmasına ihtiyaç var.” dedi.
ŞAHALİ
Arıklı’nın ardından söz alan CTP Milletvekili Erkut Şahali, toplumun farklı kesimlerini temsil eden örgütlerin büyük bölümünün söz konusu yasaya karşı olduğunu belirterek, hükümetin buna rağmen ısrarla yasayı geçirmeye çalıştığını söyledi.
Arıklı’nın “Hazırlık aşamasında ben olsaydım protokol bu şekilde imzalanmazdı” sözlerini anımsatan Şahali, Anayasa’nın 90. Maddesine atıfta bulunarak, “Usulüne göre onaylanmış uluslararası anlaşmalar yasa hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasa’ya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkeme’ye başvurulamaz.” ifadeleri kullandı.
Başbakan Ünal Üstel’in Türk Telekom’un cirosuna ilişkin açıklamalarına da değinen Şahali, kamuoyunda dile getirilen rakamların gerçeği yansıtmadığını savundu.
Şahali, hükümetin yetki ve sorumluluk alanına giren konularda inisiyatifi Türkiye Cumhuriyeti’ndeki şirketlere devretmeye hazır bir görüntü verdiğini savunarak, buna tepki gösterdi. Şahali, uzlaşı oranlarına ilişkin yüzde 90-95 gibi ifadelerin de gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Bakan Arıklı’nın “ses kayıtları ortadadır” sözlerine yanıt veren Şahali, söz konusu kayıtların erişilebilir olmadığını belirterek, fizibilite raporuna dahi erişemediklerini ve kapalı toplantı kayıtlarının kamuoyuna açık olmadığını vurguladı.
Şahali, geçmişte imzalanan su temin anlaşmasını örnek göstererek, anlaşmaların içeriğine ilişkin eleştirilerin “Türkiye karşıtlığı” olarak sunulmasının da doğru olmadığını söyledi. Şahali, tartışmaların esas olarak suyun işletme modeline ilişkin olduğunu ifade etti.
Hastane projesi üzerinden de örnek veren Şahali, projelerde KKTC mevzuatında yer alan bazı şartlara uyulmadığını ve eleştirilerin çarpıtıldığını söyledi.
Şahali, sorunun yasal yükümlülüklerin değersizleştirilmesi ve söylenmeyen sözlerin söylenmiş gibi gösterilmesi olduğunu ifade etti.
AKANSOY
CTP Milletvekili Asım Akansoy da konuşmasında, fiber optik altyapı protokolüne ilişkin görüş ve uyarılarını gerek kürsüden, gerek yazılı olarak uzun süredir paylaştıklarını söyledi.
Konunun neden sıradan bir mesele olmadığını ve hangi hassasiyetlerle ele alınması gerektiğini toplum örgütlerinin de ortaya koyduğunu belirten Akansoy, amaçlarının Kıbrıs Türk halkının kendi kaynaklarını en verimli şekilde kullanarak bu adada daha iyi koşullarda yaşamasını sağlamak olduğunu kaydetti.
Başbakan ve hükümet yetkililerinin açıklamalarını eleştiren Akansoy, “Bu kadar itibarsızlaştırılmış ve yok sayılmış bir Meclis ortamında çalışmak giderek utanç verici hale geliyor.” dedi.
Hükümete “talimat alıyorsunuz” eleştirisinde bulunarak, protokolle ilgili toplumun farklı kesimlerinden ciddi görüş ve katkılar geldiğini kaydeden Akansoy, bu görüşlerin dikkate alınması halinde bugün çok daha geniş bir uzlaşı ve “barış kültürü” içinde ilerlemenin mümkün olacağını söyledi.
“Strateji” kavramının, Kıbrıs Türk halkının ve KKTC kurumlarının çıkarları temelinde ele alınması gerektiğini kaydeden Akansoy, “Strateji; kendi devlet yapımızı, kurumlarımızı, yasalarımızı ve insan kaynaklarımızı gözeterek hareket etmek demektir.” dedi.
Fiber optik altyapısının güvenlikle ilişkilendirilmesine de değinen Akansoy, veri güvenliğinin teknik düzenlemeler ve sistemler üzerinden sağlanabileceğini kaydetti. Akansoy, meselenin doğrudan güvenlik başlığıyla gerekçelendirilemeyeceğini söyledi.
Akansoy, “Kurumların, hukukun, egemenliğin ve kendi insanımızın gözetilmediği bir yapıya devlet demek mümkün değildir.” ifadelerini kullandı.
Hükümetin 2023’ten bu yana 18 onay yasası gerektiren protokol imzaladığını hatırlatan Akansoy, bu protokollerin önemli bir bölümünün hayata geçirilmesinde ciddi sorunlar yaşandığını dile getirdi.
Akansoy, uzlaşı çağrılarına da atıfta bulunarak, iktidar ve muhalefetin birlikte hareket ederek, toplum yararını gözeten bir mutabakat sağlanması gerektiğini söyledi.
Fiber optik altyapının geliştirilmesine karşı olmadıklarını vurgulayan Akansoy, sürecin kamu yararı gözetilerek ihale yoluyla yürütülmesi, Kıbrıs Türk yatırımcısına pozitif ayrımcılık tanınması ve sürecin yanlış yönetilmemesi gerektiğini kaydetti.
Protokolün içerdiği risklere de dikkati çeken Akansoy, “Egemenlik devri, tekelleşme riski, fiyatlandırma mekanizması ve yerel bilişim sektörünün sürdürülebilirliği başlıklarında bu protokolde çok ciddi hukuki ve ekonomik çekinceler vardır. Anayasa ve hukuka uygunluk, egemenlik ve kamu yönetimi açısından da önemli sorunlar bulunmaktadır.” ifadelerini kullandı.
ULUÇAY
CTP Milletvekili Teberrüken Uluçay da ülkede geniş bir kesimin konunun nasıl ele alınması gerektiğine dair ortak bir noktaya ulaştığını belirterek, ortaya konulan bu ortak görüşlerin hükümetin izlediği yaklaşımın uzağında kaldığını söyledi.
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın “Anayasa Mahkemesi’nden geri dönerse o zaman bakarız” açıklamasını eleştiren Uluçay, konunun basit olmadığını kaydetti. Uluçay, meselenin bir boyutunun protokol maddelerinin Anayasa’ya uygunluğu, diğer boyutunun ise protokolün KKTC piyasasına etkileri olduğunu kaydetti.
Protokolün iki tarafça imzalanarak, meclislere sunulduğunu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçtiğini anımsatan Uluçay, “Şimdi sıra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi’nden geçmesine geldi,” dedi. Uluçay, protokolün Meclis’te değiştirilerek ya da eklemeler yapılarak farklı bir metin halinde onaylanamayacağını ifade etti.
Bunun zamanında yapılmayan bir eksiklik olduğunu savunan Uluçay, KKTC’yi tek tanıyan ülkesi olan Türkiye Cumhuriyeti ile yapılan her türlü iş birliğinin önemli olduğunu ancak Anayasa ve yasaların öngördüğü usulün izlenmesi halinde bu tür sorunların yaşanmayacağını belirtti.
Komite toplantılarında yer alan paydaşların görüşlerini içeren bir protokol metniyle Ankara’ya gidilerek, imzaların atılması gerektiğini söyleyen Uluçay, KKTC açısından önemli olan bu konunun gereksiz tartışmalara yol açmadan yürürlüğe girebileceğini ifade etti.
“Bu protokolün bazı maddeleri Anayasa’ya aykırı. Bu nasıl çözülecek?” diyen Uluçay, hazırlığın imzalar atılmadan önce yapılması gerektiğini vurguladı. Uluçay, protokolün Ankara’da imzalanmadan önce süzgeçten geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Protokolde yer alan bazı maddeleri eleştirmeyi sürdüren Uluçay, protokolün Anayasa’dan geri dönmesi halinde ciddi sorunlar yaşanacağını belirterek, Ercan Havalimanı sözleşmesini örnek gösterdi.
Fiber optik protokolüne ilişkin komite toplantısında ilgili bakanı uyardığını kaydeden Uluçay, protokolde zamanlama, yürürlük, gelir ve yatırım konularının muğlak bırakılmaması gerektiğine dikkati çekti. Uluçay, KKTC’ye yapılan her yatırımın önemli olduğunu ve geleceğin teminatı niteliği taşıdığını ifade etti.
Protokolün bu noktaya getirilmemesi gerektiğini belirten Uluçay, ülke için önemli olan bu yatırımın mevcut haliyle ele alınmasının doğru olmadığını; çok daha ciddi ve özenli bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Türk Telekom’un Türkiye Varlık Fonu’na devredilmiş bir şirket olduğunu anımsatan Uluçay, şirketin ileride satışa çıkarılabilecek bir konumda bulunduğuna dikkati çekti. “Bu protokolle birçok şeyi bedelsiz devrediyoruz.” diyen Uluçay, şirketin satılması halinde yapılan yatırımların nasıl ve hangi kaynakla kamulaştırılacağını sordu.
Uluçay, fiber optik projesinin KKTC sınırları dahilinde ve KKTC’nin yetkisinde yürütülmesi gerektiğini belirterek, bu sürecin yürütücüsünün ise Telefon Dairesi olması gerektiğini vurguladı.
“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak böyle davranma lüksümüz yoktur.” diyen Uluçay, böylesine önemli bir konuda ortaya konulan ortak bakış açısının dikkate alınması ve bu görüşler gözetilerek hareket edilmesi gerektiğini söyledi.




