“Kemmiyet değil keyfiyet”
Peki, mesele sadece Gönyeli Koop Bank’ın programa çıkmama kararı mıydı? Yoksa daha derin bir geçmiş mi söz konusu?

Provokasyon; Bir kişiyi veya grubu kışkırtarak eylemi saptırmayı amaçlayan bir tutumdur. Bu eylemi yapan kişiye ise provokatör denir. Peki, neden bu konuyu ele alıyorum? Gelin, birlikte inceleyelim.
Dün akşam (27.02.2025) Tonguç Kotak’ın sunduğu Potanın Nabzı programında ilginç bir durum yaşandı. Gönyeli Koopbank takımı, anlaşılan protesto amaçlı olarak programa katılmadı. Bu durum, programın sadece 20 dakika sürmesine neden oldu. Ancak bu kısa sürede Sayın Kotak, programın büyük bir kısmını Gönyeli ve Koopbank ilişkisini eleştirmeye ayırdı. Üstelik, sık sık “şımarık” kelimesini kullanarak bu eleştirilerini pekiştirdi.
Peki, mesele sadece Gönyeli Koop Bank’ın programa çıkmama kararı mıydı? Yoksa daha derin bir geçmiş mi söz konusu?
Geçmişten Gelen Gerginlik
Geçtiğimiz sezon, Basketbol Federasyonu tarafından düzenlenen büyük erkekler liginde, ikinci yarının ilk maçında yaşanan Temur krizi nedeniyle, Koop Spor sahaya çıkmama kararı almıştı. O gün alınan karar, elbette: “Farklı şekillerde protesto edilemez miydi ?” eleştirilerine açıktır, ancak ilginç olan, Sayın Kotak’ın canlı yayında Koopspor’un bu hamlesini “sabote” olarak değerlendirmesi ve federasyona “Ben olsam lige almazdım” diyerek akıl vermesiydi.
Bu süreç, taraflar arasında süregelen bir atışmayı başlattı. 2024-2025 sezonu başında KTSYD Kupası’nın ilk maçında Kotak, canlı yayına yansıyan yorumu ile Gönyeli Koopbank’ı yine hedef alarak tepkilerin odağı oldu. Yetmedi, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımlar ile bu tartışmayı daha da alevlendirdi. Bu paylaşımları burada tek tek yazmayacağım; isteyen, hem kendi hem de Kotak’ın sosyal medya hesaplarından bu yazılara ulaşabilir.
Mağduriyet mi, Provokasyon mu?
Bunca yaşanan olayın ardından Gönyeli Koopbank’ın Potanın Nabzı programına katılmaması Kotak açısından elbette bir mağduriyet olarak görülebilir. Ancak asıl sorgulanması gereken, kendi tutumu değil mi? 20 dakikalık programın büyük bir kısmında sponsor olan Koop Bank’ın tutumunu eleştirip, sponsorluk ilişkilerini gündeme getirerek, mağduru oynarken, aslında kendisinin olayları nasıl şekillendirdiğini göz ardı ediyor.
Sonuç olarak, Kotak’ın amacı gerçekten spor kamuoyunu bilgilendirmek mi, yoksa Gönyeli ve Koopbank ilişkisini sabote etmek mi? Program boyunca sergilediği tutum ve “şımarık” kelimesini sürekli bir bağlaç gibi kullanması, tarafsız bir spor yazarı kimliğiyle ne kadar örtüşüyor?
Tarafsızlık Nerede?
Kotak, her tartışmada “Ben 15 yaşından beri basketbol üzerine yazıyorum” diyerek, herkese yukarıdan bakıyor. Ancak önemli olan nicelik değil, niteliktir. Yani eskilerin deyimiyle, “kemmiyet değil keyfiyet.”
Son olarak, Kotak program öncesinde sosyal medyada “Skandal açıklayacağım” demişti. Evet, gerçekten skandal bir açıklamada bulundu ama bu, “Ben tarafsız bir spor yazarıyım” ifadesinden başka bir açıklama değildi.
Tarafsızlık, sadece kelimelerde değil, tutum ve davranışlarda da kendini göstermelidir. Aksi takdirde, gerçek skandalı yaratan, tarafsız olduğunu iddia eden ama öyle davranmayan kişilerin ta kendisidir.