Omegalive’a göre, “Kıbrıs konferansı yalnızca “dışlanmış” Guterres’e hizmet ediyor”

Omega Kanalı’nın ana haber bülteninde, Kıbrıs sorununa ilişkin gayriresmi beşli toplantıyla ilgili yorumlarda şunlar ifade edildi:
“Böyle bir zirve, gayriresmi olsa bile, 30-40 yıl önce yapılmış olsaydı, büyük bir olay olurdu. Ana gündem maddesi olurdu! Bugün, New York’taki bu konferansın, Yunanistan, Türkiye ve Britanya Dışişleri Bakanlarının katılımıyla esasen bir sonuç getirmeyeceği öngörülüyor.
Bu durum başlı başına, Kıbrıs sorununun zamanın insafına bırakıldığını gösteriyor. Çünkü mayın temizleme, mezarlıkların onarımı ve bir veya iki barikatın açılması ilerleme olarak kabul edilirse, o zaman işler daha da ciddi ve tehlikeli hale gelir. 1990’ların başında Güven Artırıcı Önlemler tartışmaya açıldığında, bazı kişiler haklı olarak, herhangi bir önlemin Kıbrıs sorununun özünden ve elbette çözümünden saptırılamayacağı konusunda uyarıyordu. Bugün, 30-35 yıl sonra, sadece Güven Artırıcı Önlemleri tartışmaya devam ediyoruz.
Kıbrıs Konferansı, öncelikle, son ciddi uluslararası krizlerde, sanki hiç yokmuş gibi, tamamen dışlanan BM ve Genel Sekreterine hizmet ediyor.
Dolayısıyla, Antonio Guterres’in başaracağı herhangi bir şeyin, Cenevre’de duyurduğu gibi zirveyi toplamasının bile bir getirisi var. Bunun ötesinde, hem Ankara hem de Atina’nın karşılık vermek için her türlü nedeni var ve Ersin Tatar seçimden dolayı kendini tekrarlamak istiyor.
Hristodulidis de bu toplantıyı önemsediğini ve ilerleme sağlamak için çabaladığını kanıtlamak istiyor. Hatta Hristodulidis bugün Türkiye-AB ilişkilerindeki herhangi bir ilerlemenin, Kıbrıs sorunundaki gelişmelerle bağlantılı olduğu mesajını vermeye çalıştı…
Ersin Tatar’ın, AB’nin atadığı özel temsilciyle Kıbrıs’ta görüşmeyi reddetmesini dikkate aldığımızda, Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye’nin Hahn’ın gayrı resmi bir konferansa katılmasını kabul etmesi ise hiç mümkün değildi. Avrupa Birliği’nin geçmişte Kıbrıs sorununa müdahalesi şu anki görünümünden daha esaslıydı.
2003-2004 döneminde, Türkiye’nin de istediği için ve belki bir dereceye kadar 2017’deki Crans Montana görüşmelerinde esaslıydı. Bunun ötesinde, Avrupa Birliği’nin Kıbrıs sorunundaki rolü, Hristodulidis’in, Brüksel’in daha aktif katılımı konusundaki seçim vaatlerinin yerine getirilmesine daha çok hizmet ediyor, daha esaslı bir şeye değil.”




