Aziz KARAAZİZ

Taraflar Uzak Noktalarını Keşfediyor…

 

Kıbrıs’ın kuzeyinde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaşanan cumhurbaşkanı değişikliğinin yarattığı beklentilerin yerini gerçekler doldurmaya başladı.
Ne yazık ki hala bir kesim işi romantik duygularla süslemekte ve bu da işi zorlaştırmakta.
Cumhurbaşkanı Erhürman seçim sürecinin hiçbir aşamasında masaya derhal ve koşulsuz oturacağını söylememiştir.
Tam tersine “sırf müzakere olsun diye müzakere olmaz” diyen bir lider olmuştur.
Seçimi de öyle kazanmıştır.
Aynen dört maddelik metodoloji önerilerinde olduğu gibi.
Cumhurbaşkanı Erhürman seçim sürecinde her gün dört maddeyi ısrarla tekrarlamış ve hangi koşullarla bu işin olacağını detaylı bir şekilde anlatmıştır.
Nitekim bunu yaparak da seçimi kazanmıştır.
Şimdi bazı çevrelerin çıkıp sırf bu dört madde üzerinden Cumhurbaşkanı Erhürman’ı eleştirmesi yersiz olmuştur.
Konuyu iki noktasından ele almalıyız.
Birincisi, Erhürman’ın Cumhurbaşkanı seçilirken dört maddeyi tüm açıklığı ile kamuoyu ile paylaşmış olmasıdır.
İkinci nokta ise bu dört maddenin gerçekten de zaruri olduğudur.
Cumhurbaşkanı Erhürman’a eleştiri getirenler nedense maddelerin içeriğini konuşmaktan kaçınmaktadırlar.
Sadece, dönüşümlü başkanlık ve siyasi eşitlik konularında önceden yapılmış müzakere konuşmaları hatırlatılıyor.
Bu yetersiz bir veridir.
50 yılı aşkın bir süre devam eden müzakerelerde mutlaka dönüşümlü başkanlık da, siyasi eşitlik de masaya gelecekti, geldi de.
Taraflar her iki konuyu müzakerenin gidişatına göre bazı birtakım farklı önerilere bağlamış olabilir.
Aynı şekilde, hareket alanı kazanmak için bu iki maddeye bağlı diğer bazı konulara şartlı evet de denmiş olabilir.
İşte tam bu noktada Cumhurbaşkanı Erhürman’ın ortaya koymuş olduğu metodoloji önerileri arasında yer alan yakınlaşmaların kabulü maddesinin de anlamı ortaya çıkmaktadır.
Böylelikle bir çok konuda yaşanan kafa karışıklıkları giderilmiş olacaktır.
Rum Yönetimi Lideri belli ki bu konuları kendi ekibi ile tartışmak yerine belli bazı aktörler aracılığıyla bizim içimizde tartıştırmayı hedeflemiştir.
Böyle olunca da taraflar yakınlaşmalar yerine uzak noktaları keşfetme sürecine girmiştir.
Belki de bunun en başta olması daha hayırlı olacaktır.
Ama kesin olan bir gerçek vardır ki, Hristodulidis bir an evvel üzerini düşeni yapmalı ve metodoloji önerilerine ilişkin net tavrını belirlemelidir.
Eğer gerçekten iyi niyet taşıyorsa bunu göstermesi için büyük bir fırsat yakalamıştır.
Bakalım bunu görebilecek miyiz

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu