Bizim Zaten Kendi Savaşımız Var

Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail beş hafta önce İran’a yönelik saldırılarını başlattılar.
Bu saldırılara İran, Körfez ülkelerindeki Amerikan üsleri ile doğrudan İsrail’e düzenlediği saldırılar ile yanıt verdi.
Bölge şu anda ateş çemberinde ve kimse ne olacağını kestiremiyor.
Savaş dünya ekonomisine de petrol fiyatlarında neden olduğu artış nedeniyle olumsuz etki etmekte.
Tüm dünya soluğunu tutmuş olanı biteni takip ediyor.
Aynı bizim gibi diyecektim ama olmadı.
Çünkü bizde gündem farklı.
Bambaşka bir dünyada yaşıyoruz.
Tüm dünya savaşın korkusu ile yaşarken biz iç gelişmelerin rüzgarında savrulup durmaktayız.
Rüzgarın oluşum nedeni savaş olsa da bile bizim esas enerji noktamız iç siyaset.
En fazla dokuz ay sonra bir seçime gideceğiz.
Aynı anda çok etkenin belirleyici olacağı bir seçim yaşanacak.
Sonuçları şimdiden kestirmek zor.
Ama görünen o ki siyasi dengelerde ciddi değişimler olacak.
Bunun heyecanı ile ülke gündemi de savaş alanına dönmüş şekilde.
Daha doğrusu biz kendi savaşımızı kendimiz yarattık.
Savaşın yarattığı ekonomik koşullar karşısında hükümet elbette bir takım önlemler alacak.
Ve aynı şekilde sendikalar da bu önlemlerin kendi haklarını budamaması için direnişe geçecek.
Ama bu durum illa ki savaşmayı gerektirmez.
Bazı durumlarda uzlaşı en büyük erdemdir.
Ve içerisinde bulunulan sıkıntıdan da tek çıkış yoludur.
Ama ne yazık ki biz uzlaşıyı denemedik.
Uzlaşıya hiç şans vermedik.
Bunun suçlusu ister hükümet olsun isterse sendikalar.
Sonuç değişmiyor.
Ülke savaş alanına dönmüş durumda.
Taraflardan birisinin suçlu olması sonucu değiştirmiyor.
Siyasetin yükselttiği tansiyonun kurbanı oluyoruz.
Oysa ki tarafların oturup uzlaştığı bir ortamda olsak her şey ne kadar güzel olurdu.
Tarafların birbirini suçlayan açıklamalarına bakınca bundan oldukça uzak olduğumuzu görmekteyiz.
Uzaklaşmaya da devam etmekteyiz.
Bu durumdan tek çıkış yolu tarafların kendi içlerinde yapacakları değerlendirmede varacakları sonuçtur.
Oturup kendi içlerinde konuşacaklar.
Ama samimi bir konuşma olmalı.
Gerçekler tüm çıplaklığıyla ortaya konulmalı.
Çok ciddi öz eleştiriler olmalı.
Ve tüm bunların sonrasında bir sonuca varmalı her iki taraf da.
Bunu yapmaktan çok uzaktayız.
Gidişattan endişeliyiz.
Ülkenin bu kadar gerilimi kaldırması mümkün değil.
İnsanların zaten bozuk olan psikolojisine kaldıramayacakları yeni yükler yüklemekteyiz.
Bunun sonucu yaşanacaklardan herkes sorumludur.
Karşılıklı suçlama oyunu ile kimse sorumluluktan kaçamaz.
Umalım ki taraflar bir an evvel sağduyu ile davranmaya başlar ve kendi içimizdeki savaşı bitiririz.

