Gençlerimize Ne Verdik ki Şimdi Konuşuyoruz..!

Cenevre zirvesi bitti ama görünen o ki yarattığı etki farklı boyutlarda artarak devam edecek.
Mesela kapılar meselesi hangi noktaya evrilecek, bunu kestirebilen yok.
Diğer yandan mezarlıklar derken neyin murat edildiği merak ve daha da fazla endişe ile beklenen bir diğer konu.
Bir de komiteler işi var.
Gençlik komitesi kurulmasına ilişkin madde.
Bizde bazı kesimlerde tepki ve bir o kadar da endişe yarattı.
Öncelikle bu kesimlerin endişelerinde haklı olduklarını söyleyip onlara bu yönde hak vereyim.
Ama o kadar..!
Ötesinde hepimiz suçluyuz.
Hepimizin sorumluluğu var.
Konuyu açalım biraz.
Şöyle ki, gençlik komitesi aracılığıyla Türk gençlerinin akıllarının çelineceği ve milli davaya inançlarını kaybedeceklerini düşünenler var.
Yukarıda anlatmıştık.
Şimdi bu çocukların, gençlerin hakkını yemeden durumu özetleyelim.
Bizde malum, izolasyonlar ve ambargolar ciddi bir sorun.
Hatta bir insanlık ayıbı.
Ama ne yazık ki var.
Ancak var diye de elimizi kolumuzu bağlayıp oturamayız.
Fakat oturduk.
Büyük emekler harcayıp okullarını tamamlayan gençlerimize hiçbir şey vermedik.
Sadece ve sadece partizanlık sunduk.
Partizanlık dışında verdiğimiz başka bir şey olmadı.
Siyasi bir yakınlık bulabilen kapağı bir devlet dairesine attı ve hayatının kalan kısmını garantiye aldı.
Peki ya o siyasi yakınlığı bulamayanlar..?
Onlar kaldı.
Onların yüzüne bakan olmadı.
Onlar da mecburen başka kapılara yöneldiler.
Kimisi Güney’e gitti kimisi Avrupa’ya..
Ciddi bir beyin göçü yaşamaya başladık.
Önceleri kol gücü şeklinde gerçekleşen göç günümüzde yetişmiş beyinlerin göçü haline dönüştü.
Bu çocuklara “gitmeyin” bile diyemedik. Çünkü buna yüzümüz yok..!
Şimdi de çıktık ve “bu komite tehlikeli” diyoruz.
Demeyelim..
Çünkü bunun için geç kaldık..
Giden gitti zaten…