Hadi Biraz Daha İçimize Kapanalım..!

Son iki günde yaşananlar neticesinde siyaset merkezli bir tansiyon yüksekliği geçirmekteyiz.
Neredeyse 24 saat süren meclis toplantısının herhangi bir sonuç alınamadan yarım kalması da işin cabası.
Halkın bir kesimi olanlara tepki gösterirken, bir kesimi de olanı biteni anlamaya çalışıyor.
Ama kesin olan herkesin son derece üzgün olduğudur.
Konunun içeriği ayrı bir konu.
Ama genel yapı içerisinde yaşananlar son derece trajik.
Bu nedense hep böyle oluyor.
Ülke siyasetine ait bir konu geliyor ve gündem oluyor.
Hepimizi peşine takıyor ve başlıyoruz savrulmaya.
Sonra birden bir sessizlik oluyor.
Bir bakıyoruz ki hallettiğimiz bir şey yok.
Boşu boşuna yaygara yapmışız.
Son olayda benzer durumlar var.
Herkes ayaklandı.
Sendikalar ve sivil toplum örgütleri dahil.
Protokole karşı olan herkes ayaklanırken nedense destekçiler sessiz.
Basın her zaman olduğu gibi fazla mesaide.
Uzun soluklu ve gerçekten büyük emek gerektiren yayınlar yapıldı.
Bu yönde gayet iyiyiz, yeri gelmişken belirteyim.
Ama gel gör ki bu kadar içe odaklanmak çok doğru değil.
Dünyada ve bölgemizde yaşananların bizi ilgilendirmediğine o kadar eminiz ki..!
Hatta hemen yanı başımızdaki Güney komşumuzu bile unuttuk.
Zaten üzerimizde dünyanın ambargosu varken, buna bir yenisini de biz ekledik.
Ülke kilitlendi, tek bir gündeme odaklandık.
Sonra durdu.
Öyle kalakaldık.
Şimdi ne mi olacak..?
Bir süre daha bu gündem konuşulacak.
Sonra araya hafta sonu girecek, gündem iyiden değişecek.
Sonra pazartesi günü yeniden aynı gündem başlayacak ve bitecek.
Ama dünya dönmeye devam edecek.
Bu şekil bir vizyon asla kabul edilemez.
Kendimizi bu kadar içe kapatmayı neden tercih ediyoruz ki..?
Elbette iç gündem önemlidir.
Yakından takip edeceğiz.
Ama diğer konulara sırt çevirmeden.
Dünyaya küsmeden, gözümüzü ayırmadan.

