Hırsızın, hiç mi suçu yok!!!

Gün geçmiyor ki ülkemizde “yok artık daha neler” dediğimiz olaylar yaşanmasın.
Oluyor ve biz de dönüp buna şaşırıyoruz.
Aslında belki de işin en tuhaf olan kısmı da bu..!
En son hadisemiz ülkeye ithal edilen arabaların çalıntı çıkması.
Kendimi bildim bileli; ki bu konuda rakam 50 yılı bulmuştur; ülkemizde her zaman çalıntı araba konusu olmuştur.
Bunun temel nedeni ülkemizin siyasi açıdan içinde olduğu durumdur.
Bu bir nedendir.
Yani, KKTC tanınmış bir ülke olmadığı için uluslararası kovuşturma açısından bu tip adli suçlar bakımından tercih ediliyor.
Özellikle İngiltere’de bu durumda olan arabalar ülkemize getiriliyor.
Bu hep vardı.
Çalıntı araba hadisesini hep yaşıyorduk.
Ama ilk kez böylesi bir durum oluştu.
Yani, çalıntı olduğu bilinen ve devlet tarafından el konulan bu arabalar kamu kullanımına verildi.
Fakat söz konusu arabalar “lüks araç” oldukları için normal hizmetler yerine makam aracı olarak kullanılması uygun görülmüş.
Esas sıkıntı da işte burada başlıyor.
Her ne koşulda olursa olsun devlet çalıntı araç kullanamaz..!
Hepimizin iyi bildiği “İmam-Cemaat” özdeyişi bize bunu anlatıyor.
Anlatıyor da tabii ki anlayana..
Bir şekilde ülkeye gelen ve günün sonunda çalıntı oldukları belirlenen arabalara devlet adli makamlar aracılığıyla el koyuyor.
İşin mahkeme kısmı başlıyor.
Sürecin en temel emaresi de bu arabalar.
Mahkeme bir karar veriyor ve arabalara olan ihtiyacı sonlanıyor.
Peki devlet elinde kalan bu arabaları ne yapacak..?
İlk akla gelen açık artırma ile satılması ve elde edilecek paranın devletin kasasına girmesidir.
Ama biz bunu değil de arabaları kullanmayı tercih ettik.
Sayısı ve kimin kullandığından önce devletin böyle bir akıl yürütmüş olması kabul edilemez.
Sahiplerine iade edilmesinin çok da pratik bir yolu olmayan bu araçların mutlaka ve mutlaka açık artırma ile satılması şarttır.
Öte yandan işin organize bir yönü olduğu ve her iki cephede de; İngiltere ve Kıbrıs; bağlantılar bulunduğu da malum.
Peki bu bağlantılar ne oldu..?
Evet belki İngiltere kısmına dahil olmamız çok mümkün değil ama kendi içimizi düzene koyabiliriz.
Koyduk mu..?
Bilmiyorum..!
Bu konuda bilgisi olan çok fazla insan bulunmuyor.
Şebeke çökertildi mi yoksa işin bireysel olarak mı ele alındı, henüz net değil.
Günün sonunda çalıntı arabaları ne yapacağımızı, siyasete bulanmış bir şekilde tartışmak yerine bataklığı kurutmayı konuşmalıydık.
Yapmadık.
Umarım kısa sürede bu konuda da adım atarız.
Bu olayda en büyük suçun bu arabaları çalıp pazarlayanlar olduğunu asla unutmayalım…

