Aziz KARAAZİZ

Hristodulidis’in “son” Mektubu

 

Türkçe çok güzel ve çok zengin bir dildir.
O nedenle de çoğu zaman “Güzel Türkçemiz” deriz ve çok da doğru yaparız.
Başlıkta kullandığım “son” kelimesinin verdiği ilhamla başladım yazmaya.
Yazılmış en yeni mektup anlamı da var, en son yazılan ve sonrası olmayan mektup anlamı da.
Başlığın öznesi olan Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in kaleme aldığı mektubunu konuşacağız.
Rum Lider, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres’e yönelik mektubunda AB Konseyi dönem başkanlığının ve de Mayıs ayındaki milletvekilliği seçimlerinin, müzakerelerin yeniden başlamasına yönelik taahhüdü herhangi bir şekilde etkilemeyeceğini teyit etmiş.
Hani Bayan Holguin’in “AB dönem başkanlığı ve Mayıs ayındaki seçimler nedeniyle ilerleme olmaz” diyerek yükü Rum tarafına yüklemişti ya, anlaşılan bu durumdan oldukça rahatsız olmuşlar ve oturup bir mektup kaleme alınmış.
Holguin’in tespitinin sırf Hristodulidis mektubunda yazdı diye değişeceğini düşünen yoktur, eminim.
O nedenle de bunu geçtik.
Devamına bakalım.
Çözüme ilişkin temel parametreleri, toprak bütünlüğünün ve bağımsızlığın sağlanmasıyla tek egemenlik, tek temsiliyet ve tek vatandaşlık gibi olguları da teyit etmiş.
Cumhurbaşkanı Erhürman’ın ortaya koymuş olduğu metodoloji önerilerini görmezden gelerek başı ve sonu belli olmayan bir masa hevesinin göstergesi olarak kayıt ettik bunu da.
Ama en önemlisine henüz gelmedik.
Onu sona sakladım.
Çünkü oldukça önemli ve dikkat edilmesi gereken tehlikeli bir niyet söz konusu.
Rum Lider Hristodulidis, Avrupa Birliği’nin ve özellikle Avrupa Komisyonu’nun özel temsilcisinin BM Genel Sekreterinin girişim sürecine dahil olmasının önemini vurgulamış.
Yani, AB’nin de sürece etkin bir şekilde katılımını ve bir süre önce ülkemize de gelmiş olan AB’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Hahn’ın sürece dahil olmasını istemiş.
Yıpranmışlıktan üzerindeki yazılar okunmaz olan BM’nin yanına bugüne kadar hep Rum tarafının yanında olmuş ve tek taraflı üye yapmış AB’yi de dahil etmek istiyor.
Bunu zaten biliyorduk ama ilk kez resmi bir şekilde talep edildi.
Normal koşullarda BM’nin bu talebi kabul etmemesi, hatta görmezden gelmesi gerekir.
Ama öyle bir hale geldi ki BM dediğimiz yapı, insan emin olamıyor.
Ama emin olduğum tek şey var, o da bu mektubun gerçek anlamda “son” olduğudur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu