Kıbrıs Türkü’nün Öğretilmiş Çaresizliği

İlk olarak ismi netleştirelim.
Kimi zaman “öğrenilmiş” kimi zaman da “öğretilmiş” diyoruz.
Basit anlamda bir değişim olmamakla birlikte aslında ikisi arasındaki fark büyüktür.
Bence doğrusu “öğretilmiş” olanıdır.
Öğrenilmiş dersek durumdan esas sorumlu olanları aklamış oluruz.
Oysa ki ortada birileri tarafından çaresiz olduğu düşündürülmüş insanlar vardır.
Aynı bizler gibi.
Çok güzel bir coğrafyadayız ama toplumsal psikolojimiz buna uyumlu değil.
Sürekli şikayet eden bir yapıya gömüldük.
Şikayetlerimizi de kontrol altına almışlar ve kendi kendimize yöneltmişler.
Fark ediyoruz ama kendi içimize yöneliyoruz.
Oysa ki hepimiz aynı durumdayız, aynı çaresizliği paylaşıyoruz.
Son olarak yaşamaya başladığımız “İran Savaşı” konusunda da bunu görüyoruz.
Hepimizin malumu, Güney Kıbrıs’ta iki adet “İngiliz Askeri Üssü” bulunmakta.
Her ikisi de uluslararası anlaşmalara uygun bir şekilde tesis edilmiş.
İngiltere’nin sadece bölgesel değil, küresel çıkarlarına da hizmet eden bir konumdalar.
Aslında bu durum, yani Kıbrıs’ta İngiliz askeri üssü olması bizlere Kıbrıs adasının ne kadar önemli bir konumda olduğunu ve İngiltere’nin de bunu yıllar önce keşfettiğini gösterir.
O zamanlardan anlaşmışlar ve Kıbrıs’tan idari olarak çekilirken askeri anlamda varlıklarını sürdürmeye devam etmişler.
Geldiğimiz aşamada bu üslerin İran’a karşı aktif bir şekilde kullanıldığını bilmek için havadaki uçakları görmemize gerek yok.
Kullanılıyor ve kullanılacak.
Önceki gece iki adet İran füzesinin bu üsleri hedef aldığı haberi büyük korku yarattı.
İngiliz makamlarının bölgeye yönelmiş iki İran füzesini imha ettiklerini açıklaması üzerine Kıbrıs üzerinde ciddi bir endişe oluştu.
Son derece doğal olarak…
Rum Yönetimi bunun doğru olmadığını açıklarken Cumhurbaşkanı Erhürman da benzer şekilde askeri makamlardan aldığı bilgilerin böyle bir durum yaşanmadığı şeklinde olduğunu duyurdu.
Olası bir durumdur evet, ama yüksek bir olasılığı yoktur.
Her ne kadar da İran’da şu an bir yönetim boşluğu ve kaos durumu yaşansa da, her İranlı Türkiye’nin olduğu bir coğrafyada böylesi bir kalkışmanın çok doğru olamayacağını bilmektedir.
İngiliz üsleri konusunda esas sıkıntı kafamıza füze düşmesi değildir.
Esas mesele bu Ada’da hak sahibi insanlar olarak durumdan duyduğumuz rahatsızlığı dile getirmemektir.
Dün de yazmıştım bugün yeniden yazıyorum.
Üslerin kullanımına ilişkin resmi bir açıklama yapmalıyız.
Elbette İngiltere bu açıklamaya paralel hareket etmeyecektir.
Ama hak sahibi olduğumuzu birilerine hatırlatmak adına gereklidir.
Bunu söyledim ve ne yazık ki bazı tipler yine “hakkımız yok, bizi dinlemezler” gibi çaresizlik ağıtlarına başladılar.
Bundan kurtulmadan bir adım ileriye gidemeyiz.
Ne “Siyasi Eşit” olarak, ne de “Egemen Eşit” olarak…


