Aziz KARAAZİZ

Ne Çektik Bu Fal Merağından..!

Fala inanma, falsız da kalma…
Ne kadar eski bir sözdür.
Hemen hepimiz biliriz bu sözü.
Anlamı da basittir.
Çok ciddi bir çelişki içerir, fala ilişkin.
Fal denilen olay ile aramızdaki ilişkiyi son derece güzel ve eksiksiz anlatan bir sözdür.
Falın çok da doğru olmadığını, fal diye bir şey olmadığını bilip yine de fal baktırmaya devam etmemizi anlatır.
Fala inanmasak da fal baktırmak hangi bilim tarafından incelenmelidir, çok emin olamadım.
İlk bakışta sosyolojinin alanı gibi görünse de psikolojinin de yetkili olduğuna inanmaktayım.
Her işimizde böyleyiz.
Doğrudan işin sonunu merak ederiz.
Sabırsız bir şekilde doğrudan sona varmak isteriz.
Her ne kadar da sonuç odaklı bir yaşam doğru bir biçim olsa da, bizimkisi öyle bir model değil.
Bizi sonuca götürecek yolu inşa etmeden doğrudan sondaki değeri elde etmek isteriz.
Oysa en önce yolu planlamalı ve o yoldaki ihtiyaçlarınızı belirlemeliyiz.
Ardından tedarik süreci ve en nihayetinde de uygulama aşaması.
İşte bu hiyerarşiyi eksiksiz ve doğru sırayla sağlayabilirsek o zaman sonuca kavuşabiliriz.
Yoksa gerisi laf, ötesi de fal olur…

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu