Sendikalar, Halkın Nabzını Ne Kadar Tutuyor…?

Madem ki başlık olarak soru kullanmışız o zaman doğrudan yanıt vererek devam edelim:
Sendikaların halkın nabzını tam olarak tuttuğunu, gündemlerin örtüştüğünü söylemek çok zor.
Ama zaten böyle de bir misyonları yok..!
Çünkü sendikalar siyasi parti değil.
Evet, ülke sorunlarına yönelik olarak düşüncelerini ve fikirlerini ortaya koymaktalar, ama bu zaten birey olarak hepimizin hakkı ve hatta görevi.
Siyaset ile sendikal yaşam arasındaki çizgi çok dardır, yok denecek kadar incedir.
Özellikle de muhalefet kanadına yönelik ciddi bir yakınlık doğal olarak oluşur.
Çünkü doğası gereği sendikalar muhaliftirler.
Zaten başka türlüsü de olmaz, olamaz.
O türden sendikalar sarı renkleri ile meşhurdurlar, hepimiz biliriz.
Sendikaların muhalefet ile ilişkileri kolaydır.
Hedefleri farklı olsa da yürüdükleri yol ortaktır.
Ama esas mesele sendikaların iktidar siyaseti olan ilişki biçimidir.
Bu gerçekten zorlu bir süreçtir.
Yolu dikenlidir, mayınlarla doludur.
Çünkü sendikaların en temel sloganı olan “mücadele ve direniş” kadar “diyalog ve uzlaşı” sloganlarına da ihtiyaç duyduğu bir yoldur bu yol.
Sendikalar iktidar ile ilişkilerinde hem “mücadele ve direniş” hem de “diyalog ve uzlaşı” sloganları atmalıdır.
İşte tam bu noktada zamanlama dediğimiz kinetik ortaya çıkmaktadır.
Doğru zamanda mücadele edip direnirken, yine doğru zamanda diyalog kurup uzlaşıya varmak gerekmektedir.
Çok kolay değildir.
Hatta belki de sendikacılığın en zor virajıdır.
Müzakere sokakta başlamaz.
Müzakere eğer başlangıç yerinde başarıya ulaşmazsa işte o zaman sokağa inilir ve orada sonuç aranır.
Bunun tam tersi ciddi tepkiye neden olur.
Sendikaların unutmaması gereken en önemli nokta üyelerinin tamamının siyasi görüşünün de aynı olmadığıdır.
Eğer bu denge bozulursa devamı topluma sirayet eder ve toplumsal destekten yoksun durumlar ortaya çıkar.
Bunun sonu da hüsrandır.
En kötüsü de sendikaların haklıyken yanlış stratejiler nedeniyle kaybeden durumuna düşmesidir.
Toplum üzerinde onarılmaz yan etkileri vardır.
Son olarak, siyaset ile sendikal yaşamın ayrılamayacağını da söyleyip öyle tamamlayalım.
Çünkü siyaset ve sendikalar birlikte yaşamak zorunda olan ve bunu öğrenmek mecburiyetleri bulunan iki değerli yapıdır…

