Siyasi Partilerde Disiplin ve Demokrasi Meselesi

Siyasi partiler örgütlü siyasetin lokomotifi ve vazgeçilmezleridir.
Onlar olmadan siyaset de ilerlemez demokrasi de.
Ama bunun için öncelikle kendi içlerinde hem demokrasiyi hem de disiplini sağlamaları gereklidir.
Örneğin bugün (30 Kasım 2025) Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) olağanüstü kurultay yapıyor.
Genel başkan belirlenecek.
Bu görevi yürüten Tufan Erhürman’ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle boşalan mevkiye yenisi seçilecek.
Üç aday bu görev için yarışa girdi.
Parti içerisinde zaten bilinen, milletvekili olan üç isim göreve talip oldular.
Her üçü de aday olmaları beklenen isimlerdi.
Doğal bir süreçte adaylıklarını yürüttüler.
Bu noktada CTP içerisinde disiplin konusu çok fazla irdelendi.
Adayları eleştiri yapmadan sadece kendilerini anlatmaları istendi, onlar da öyle yaptılar.
Bu yönü ile CTP kurultayı diğer kurultaylardan, özellikle de Ulusal Birlik Partisi (UBP) kurultayından farklı bir çizgide durdu.
Özellikle partililer tarafından da büyük bir takdir gördü bu durum.
Ama bir noktayı unutmayalım.
Her üç isim de halen boş olan bir koltuk için aday oldu.
Yani, görevine talip oldukları, değiştirmek istedikleri ve karşısına aday olarak çıktıkları bir isim zaten yoktu.
Hal böyleyken de eleştiri oklarını atacak birisi olmadı ve işler kolaylaştı.
Başkanın aday olduğu bir yarışlı kurultay muhakkak ki bu kadar kolay geçmez.
CTP’de bile.
O nedenle de süreci disiplin gösterisi olarak yorumlamak çok da doğru olmaz.
Öte yandan bir diğer partimiz UBP’de de geride kalan hafta disiplin gündemi öne çıktı.
Genel Başkan ve Başbakan Üstel, bazı isimlere karşı disiplin mekanizmasının çalıştırılmasının düğmesine bastı.
Örgütler de çalışmaya başladı.
Peki şimdi ne olacak..?

