ABD’nin derdini bir de böyle okuyun…

ABD’nin borcu 40 trilyon doları aştı.
Duymuş ya da okumuşsunuzdur, bu böyle gitmez diyen kelli felli ekonomistler var.
Bu borcu sürdürülebilir şekilde çevirmek için ABD para basmalı.
Mesele kâğıt mı, para kendi parası bassın diyebilirsiniz.
ABD için bile o iş o kadar kolay değil.
Para basmak tek başına güç değil.
Para basabilmek için gerçek üretim, kaynak ve bunların kontrolü olması gerekir.
Aksi hâlde bastığın para, enflasyon olarak geri döner.
Enflasyonu bize anlatmaya gerek yok. Günlük hayatın içindeki Amerikalı enflasyonu bilmiyor. Bilmeyi bırak anlamıyor da. Kalıcı yüksek enflasyon Amerikan toplumunu darmaduman eder.
Trump bu çerçeve içerisinde gümrük tarifelerini, üretimi korumak ve teşvik etmek için artırıyor.
Para basmak kredi vermek ile eşdeğer.
Para basmak için teminat gerekir.
O teminat artık tek başına altın değil. Bu yeterli değil. Buna enerji, maden, lojistik ve üretim kapasitesi de eklendi.
Bu yüzden ABD başta olmak üzere güçlü ülkeler herhangi bir konuya (emin olun bizim Kıbrıs’a da) şu gözle bakıyor:
Haritaya bakıp “burada bizim için ne var?”
Petrol mü var, gaz mı var, altın mı var, nadir maden mi var, ticaret yolu mu var?
Venezuela bu yüzden kritikti. İşaret fişeği olarak seçildi. Trump’ın siyasetinin sembolü olarak mesaj vermek için de kullanıldı.
Dünyanın en büyük petrol rezervlerinden biri orada.
Üstüne altın, demir ve bu vesileyle öğrendiğimiz tüm elektronik cihazlarda bulunan “koltan” gibi stratejik madenler var. Bu arada hatırlayın Beyaz Saray’daki en son Erdoğan-Trump görüşmesinde Türkiye’deki nadir toprak elementlerinin paylaşımı da gündemin parçası olduğu açıklandı ama bunun ne olduğu ile ilgili bir bilgi verilmedi.
Tüm bunlar sadece sıradan bir zenginlik değil, para basma zemini demektir.
Kim o kaynaklara erişimi kontrol ederse, üretimi yönlendirir, ticaret akışını etkiler anlamına gelir.
Para basarken, kredi verirken “arkam boş değil” mesajını verir.
Grönland da bu yüzden önemli.
Nadir toprak elementleri, uranyum, yeni deniz yolları, askeri konum. 21. yüzyılın hammadde kasalarından biri.
İran petrolleri de aynı kategoride.
Orta Doğu, Orta Doğu’da yaşayanlar için sadece din ya da siyaset meselesi. Orada yaşamayanlar için dünyanın enerji musluğunun önemli bir kısmı orada.
Şimdi tabloyu birleştirelim.
Para basmak istiyorsan, paranın gideceği yerde gerçek üretim olacak. Üretim için enerji ve maden olacak. Onları da ya kontrol edeceksin ya da güvenceye alacaksın. Çin’i kontrol etmek için Çin’in üretimine kaynak olan ülkeleri ve lojistik kanallarını kontrol etmek lazım. Trump bunu yapıyor.
Jeopolitik dedikler şey bu.
Finans gücü tek başına yetmez. Dahası var.
Finans gücünün arkasında, askeri caydırıcılık, siyasi baskı, ticaret anlaşmaları olur.
O yüzden ABD rahatlıkla: “Gerekirse savaşırız” diyor.
Bu savaş isteği değil, sigortadır.
Kimse o riski alıp ABD’nin bu siyasetini test etmesin diye.
Küçük ülkelere fiilen müdahale edilecek.
Çin- Rusya- Avrupa Birliği ülkeleri gibi büyük güçlere de sert dil, askeri gösteri, blöf ama inandırıcı blöf kullanılacak.
Sonuç olarak para basmanın arkasında toprak, enerji, maden, üretim, lojistik ve caydırıcılık vardır.
Bugün ABD’nin yaptığı kavga; ideoloji için değil, para basma hakkının teminatı içindir.
Öyle ya da böyle tüm dünya dolar kullanıyor.
Kim kaynakları ve yolları güvenceye alırsa, kim üretimi ve enerjiyi kontrol ederse, o parayı basar.
Parayı basan da düdüğü çalar. Bu değişmedi ama bu gücü elde tutmanın koşulları değişti.
ABD “O borcu ödememi istiyorsanız para basmam lazım” diyor.
Para basmamı istiyorsanız, vereceksiniz o kaynakları ya da kontrolünü diyor.
Yoksa unutun borcu diye de söylemeden ekliyor.
Niye altın ve gümüşün fiyatının uçup gittiğini anladınız mı?
Trump’ın siyaseti ve yönetimi altındaki ABD’nin derdi bu.
Tasarrufunu dolar ve dolar cinsi menkul kıymetlerde değerlendirenlere duyurulur!
