BM için çözüm, varlığı için araca dönüştü

BM bizim için Rum tarafı ile eşit olarak masaya oturduğumuz dış dünyaya açılan yegâne platformdur. Bizim için kritik öneme sahiptir ama içinden geçtiğimiz dönem içinde konjonktürü bir çerçeveye oturtarak BM’yi *-+yorumlamak da bir gerekliliktir.
Soğuk savaşın 1989 yılında sona ermesiyle oluşan belirsizliğin oluşturduğu dönüşümün nereye varacağı tüm dünyada merak ve endişe konusudur.
Hâlbuki demir perdenin yıkılması gibi benzeri derecede önemli değişimlerde, örneğin 1.Dünya savaşından hemen sonra, imparatorluklar yıkılmış ve yeni düzen kurulmuştu.
2. Dünya savaşının ardından IMF ve Dünya Bankası gibi Bretton WoodsKurumları ile Birleşmiş Milletler ortaya çıkmış ve yine yeni bir düzen oluşmaya başlamıştı.
Son 35 yıldır yaşanan ise yalnızca problemlerin dondurulmasından ibaret.Bundan dolayı dünya kamuoyuna yansıyan küresel siyasi düzensizlik hadsafhadadır.
Bölgesel krizlerin küresel krizlere dönüşmesi çok daha yüksek bir olasılık haline gelmesi sanki de tesadüf değildir. Bazı küresel güç noktalarının istediği de budur.
Küresel siyasi düzensizlik ile birlikte dikkat ederseniz dünya, son yıllarda ülke sınırı ve egemenliği tanımayan problemlerle de meşgul.
Bilişim teknolojisinin verdiği olanaklarla,birbiriyle her an iletişim içerisinde olup,doğudan batıya bu tabloyu çaresizlik içerisinde seyreden bir dünya kamuoyu ortaya çıktı.
İnsanlık için yeni olan ve sınır tanımayan problemlerle mücadele etmeyi zorlaştıran unsur da hepsi ile aynı anda mücadele edilmesinin gerekliliği.
Giderek sınır tanımayan ve bir ülkenin aldığı kararlarla pek bir ilerleme kaydedemeyeceği sorunların ön plana çıktığı veya çıkarıldığı bir dünya düzenine doğru yol aldık ya da yol aldırtılıyoruz.
Küresel sorunlara çözüm bulabilmenin gittikçe güçleştiği artık her platformda işlenmeye başlandı.
Tüm bunlar neyin habercisidir diye düşünmekle kalmayıp sorular da sormak lazım.
Acaba açıkça olmasa da söylenmeye çalışılan bu sorunların çözümü için dünya ölçeğinde ülke egemenliklerinin paylaşımının gerekliliği midir?
Böyle bir şey olacaksa hangi kurumlar ve ülkeler ön plana çıkabilir?
Ya da hangileri ortadan kalkıp, yeni güç dengeleri ile yerine yenileri konumlanabilir?
Uzun yıllara dayanan birlikteliğe rağmen ulus devletler, uluslararası şirket ve dünya kurumları arasında da ciddi bir dağınıklık ve rekabet var.
Yaşanan arayış da belli bir safta güçlerin ortak çıkarlar etrafında yeniden güvenli ve sürdürülebilir bir şekilde konsolide edilip edilememe mücadelesidir.
Global sermaye ve uluslararası şirketler, küresel kurumlar üzerinden ulus devletlere karşı etki alanlarını artırma hesabındalar.
BM gibi kurumlar da er ya da geç kurulacak olan yenidünya düzeninde ayakta kalmak ya da kapsama alanlarını korumak için rol kapma yarışındadır.
Uluslararası sermaye ve şirketler, küresel örgütler aracılığıyla, sınır tanımayan sorunları, ön plana çıkartmaktadır. Bunu yaparken güdülen amaç, ülke egemenliğini ve kaynaklarını kontrol etmektir.
Bunun için de BM, IMF, Dünya Bankası ve hatta NATO gibi dünya ölçeğinde etkisi olabilecek kurumlar bugüne kadar olmadığı kadar varlıklarının devamı için kendi hanelerine başarı yazma derdindeler.
***
BM bölgesel problemleri kontrol etmeyi zaman zaman başarmış olsa da çözmeyi başardığı söylenemez.
BM’nin çözüme en çok yaklaştığı yer Kıbrıs sorunudur. Hatta Kıbrıs sorunu dışında başarı sağlama imkânı olan başka da aktif olarak dahil olduğu bir sorun yoktur.
Bunun için Kıbrıs’ta çözüm sorunun çözülmesinden ziyade dünya kamuoyunda yaratacağı algı ile BM’ye yenidünya düzenine geçişte rol kapma olanağı kazandıracak niteliktedir.
Bunun ötesinde BM’ye değişen güç dengelerini de gözeterek yeni yapılanma ihtiyacını güçlü bir şekilde gündeme taşımasına da sebep oluşturacaktır.
Arka plandaki toplam resme bu açıdan bakınca Kıbrıs sorunu Kıbrıs’ta adil bir çözüm bulmanın ötesinde bambaşka bir gündemin önemli bir domino taşı olabileceği de ortaya çıkıyor.
BM, Kıbrıs sorununun çözümüyle ne Kıbrıs Türkü’nün refahını artırma ne de Rum’u Türkiye’nin tehdidinden kurtarma derdindedir.
Bunu not etmekte fayda vardır çünkü kurum varlığı ve kariyer telaşı içinde hareket eden temsilcilerin hata yapmaya ve yaptırmaya meyilli olma riski çok daha büyük olur.
Adada görev yapan, gelip giden BM temsilcilerinin davranış ve söylemlerinin dışa yansımasını bu perspektif çerçevesinden değerlendirmekte fayda var.
Erhürman bu çerçeve içerisinde BM’ye şirin gözükmektedir. Çözüm sürecinde varlığı olup ağırlığı havadaki tüy kadardırama çözüm sürecinin piknik ateşinin yakılmasında “motive tutulması” gerekli kolay bir unsurdur. Türkiye’nin şu ana kadar Erhürman’ın temaslarına karşı sessiz kalması da BM için not edilen önemli bir unsurdur.
ABD liderliğinde Trump, BM gibi küreselci kurumların koordinasyonunda çok taraflı diploması yerine liderler arası ikili anlaşmalar yanlısı bir tutum sergilemeyi tercih etmektedir.
Rum lider, geleneksel Rum siyasetinden uzaklaşarak Rusya’ya mesafe koymakla kalmadı. Küreselcilere karşı milliyetçiliği ve ulus devlet egemenliğini savunan Trump ve İsrail’in yanında pozisyon aldı.
Rum lider, yeni dünya düzeni içerisinde sıranın Kıbrıs’a gelme ihtimaline karşı,Türkiye’nin olası ağırlığına karşılık bu tercihi yaptı. Yeni dünya düzeninde BM’nin reform edilerek kapsama alanının ve etkisinin azalacağına inandığı için busiyasi değişikliği yaptı ya da yapmaya ikna edildi. ABD’nin artacak olan çekim gücünün yanında piyon olma pahasına tavizler vererek el artırarak tüm Kıbrıs’ı tehlikeli bir parkura soktu.
Ne kadar enteresandır ki Kıbrıs’taki iki toplum liderinden biri olan Erhürmanbilerek ya da bilmeyerek küreselcilerin arzuladığı federe devlet düzenini, Rum lider de küreselcilere karşı milliyetçi ulus devlet düzenini savunanların safında bir kez daha karşı karşıya kaldılar.
BM’nin Kıbrıs ta çözüm hedefi sonuç değil kendi varlığı için araca dönüşmüştür.
BM adada bulunacak çözümü yenidünya düzenine geçişte kendi varlığı için araç olarak kullanmayı düne göre çok daha büyük bir aciliyet duygusu ile hedeflemektedir.

