Bence Evet Aynı Yerdedir.

BMGK Kararları, Federal Parametreler ve Değişmeyen Soru:
Tufan Erhürman Hâlâ Aynı Yerde mi?
“BMGK kararları olduğu sürece, iki toplumlu iki bölgeli siyasi eşitliğe dayalı federasyonu konuşmak zorundasınız.”
Tufan Erhürman’ın Eylül 2022’de Yenidüzen gazetesine verdiği bu demeç, Kıbrıs sorununda yalnızca bir siyasi görüşü değil, aynı zamanda uluslararası sistemin dayattığı bir gerçekliği işaret ediyordu. Aradan geçen zamana ve Kıbrıs müzakerelerindeki durağanlığa rağmen, bu söz hâlâ güncelliğini koruyor. Peki asıl soru şu: Sayın Erhürman bugün hâlâ aynı düşüncede mi?
Bu soruya sağlıklı bir yanıt verebilmek için, önce sözün ne söylediğini, ardından da Kıbrıs sorununda değişen ya da değişmeyen koşulları doğru okumak gerekir.
Bir Görüş Değil, Bir Parametre
Erhürman’ın sözleri çoğu zaman bir “federal çözüm ısrarı” olarak yorumlanıyor. Oysa dikkatli okunduğunda, bu ifade bir tercihten çok bir zorunluluğa işaret eder. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları, Kıbrıs sorununa ilişkin uluslararası meşruiyet çerçevesini net biçimde tanımlar: çözüm, iki toplumlu, iki bölgeli ve siyasi eşitliğe dayalı bir federasyon temelinde öngörülmektedir.
Bu parametreler, yalnızca Kıbrıslı Türk ya da Rum siyasetçilerin görüşleriyle şekillenmez. Uluslararası tanınma, müzakere zemini ve diplomatik muhataplık bu çerçevenin içinde mümkündür. Dolayısıyla Erhürman’ın vurgusu, “federasyon en iyisidir” iddiasından çok, “BM sistemi içinde konuşulabilecek tek çözüm başlığı budur” tespitidir.
Peki O Günden Bugüne Ne Değişti?
2022’den bu yana Kıbrıs müzakerelerinde kayda değer bir ilerleme sağlanmadı. Resmî süreç fiilen askıda. Buna karşılık, Kuzey Kıbrıs’ta “iki devletli çözüm” söylemi daha yüksek sesle dile getiriliyor. Ancak bu söylemin, uluslararası alanda somut bir karşılık bulduğunu söylemek güç.
Tam da bu noktada Erhürman’ın yaklaşımı önem kazanıyor. Kamuoyuna yansıyan açıklamalarına bakıldığında, kendisinin federasyonu romantik bir ideal olarak değil, uluslararası hukuk ve diplomasi açısından tek müzakere edilebilir zemin olarak ele almaya devam ettiği görülüyor. Yani pozisyonunda radikal bir değişimden söz etmek zor.
Ancak bu, Erhürman’ın mevcut federasyon modelinin olduğu gibi kabul edilmesini savunduğu anlamına da gelmiyor. Aksine, son yıllarda daha sık dile getirdiği bir nokta var: Siyasi eşitliğin içinin gerçek anlamda doldurulmadığı hiçbir federasyonun Kıbrıslı Türkler açısından kabul edilebilir olmayacağı.
Statükonun Eleştirisi, Parametrelerin Reddi Değil
Erhürman’ın çizgisi, çoğu zaman yanlış bir ikilik içine hapsediliyor: “Ya federasyoncusun ya da statükocu.” Oysa onun yaklaşımı, mevcut statükoya en sert eleştirilerden birini, yine BM parametreleri içinden yapmayı amaçlıyor.
Bu yaklaşım şunu söylüyor:
Federasyonu konuşmak zorunda olmak, mevcut eşitsizlikleri sineye çekmek zorunda olmak değildir. Aksine, siyasi eşitliği gerçek anlamda talep edebileceğiniz yegâne zemin de yine bu parametrelerdir.
Sonuç: Aynı Yerde mi?
Sorunun yanıtı büyük ölçüde şudur:
Evet, Erhürman büyük ihtimalle aynı noktada duruyor.
Ama bu nokta, durağan ya da dogmatik bir yer değil. Uluslararası hukukun çizdiği sınırları kabul eden; fakat bu sınırlar içinde Kıbrıslı Türklerin haklarını daha güçlü, daha net ve daha ısrarlı biçimde savunmayı hedefleyen bir duruş.
Belki de asıl soru şu olmalı:
BMGK kararları değişmeden, uluslararası toplum farklı bir çözüm modelini masaya koymadan, Kıbrıs Türk siyaseti gerçekten hangi çözümü konuşabileceğini iddia ediyor?
Erhürman’ın 2022’de söylediği söz, bugün hâlâ rahatsız edici derecede geçerli. Çünkü bu söz, bir çözüm vaadinden çok, kaçınılamayan bir gerçekle yüzleşme çağrısıdır.
