Derviş Doğan

Bir Tanıklık, Bir İsim ve Cevap Bekleyen Sorular

Kamuoyunun uzun süredir yakından takip ettiği sahte diploma davaları, yalnızca bireysel suç isnatlarıyla sınırlı kalmıyor; her yeni duruşma, her yeni tanıklık, sistemin nasıl çalıştığına dair daha büyük soruları da beraberinde getiriyor. Son olarak Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi’nde yaşanan sahte diploma skandalı kapsamında 15 yıl hapis cezasına mahkûm edilen eski yetkili Serdal Gündüz’ün, Fatma Ünal davasında verdiği tanıklık bu açıdan dikkat çekici.

Gündüz’ün beyanlarına göre, Fatma Ünal ile kendisini tanıştıran isim bugünkü Meclis Başkanı Ziya Öztürkler. Dahası, Gündüz, Fatma Ünal’ın “kendisi için çok değerli olduğunu” ve Ünal’ın UBP içinde etkili bir isim olarak tanıtıldığını ifade ediyor. Bu sözler, elbette tek başına bir suç isnadı anlamına gelmez; ancak kamuoyunun zihninde bazı soruların belirmesine de engel olamaz.

Burada altı çizilmesi gereken nokta şudur: Yargı süreci devam eden bir dosyada, tanık beyanları hüküm değil, veridir. Ancak bu veriler, olayın yalnızca bir üniversite ya da birkaç kişiyle sınırlı olmadığını, siyasi ve bürokratik ilişkiler ağının da mercek altına alınması gerektiğini düşündürüyorsa, bunu yok saymak da mümkün değildir.

Ziya Öztürkler’in isminin bu bağlamda anılması, doğal olarak “siyasi nüfuz”, “referans ilişkileri” ve “koruma mekanizmaları” gibi kavramları yeniden gündeme taşıyor. Bu noktada mesele, bir kişinin suçlu olup olmaması değil; kamu gücünü elinde bulunduran makamların, bu tür skandallar karşısında ne kadar şeffaf ve hesap verebilir davrandığıdır.

Toplumun adalet duygusu tam da burada sınanır. Eğer sahte diploma gibi kamunun geleceğini doğrudan etkileyen bir konuda, siyasi bağlantıların süreci kolaylaştırdığı ya da görmezden gelinmesini sağladığı yönünde bir kanaat güçleniyorsa, bu yalnızca yargının değil, siyasetin de ciddiyetle ele alması gereken bir alarmdır.

Sonuç olarak; Serdal Gündüz’ün tanıklığı, tek başına hüküm kurmaz ama güçlü bir işaret fişeğidir. Bu fişek, “her şey ortaya çıksın” diyen bir toplum için yakılmıştır. Şimdi beklenti nettir: İsimler, makamlar ve unvanlar ne olursa olsun, bu mesele tüm yönleriyle aydınlatılmalı; siyasi gölgelerin adaletin üzerine düşmesine izin verilmemelidir.

Çünkü bu ülkede en az diplomalar kadar temiz olması gereken bir şey varsa, o da kamusal vicdandır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu