Derviş Doğan

Devlet Ciddiyeti Sözü Tutarak Başlar

Bir hastanenin bitmeyen inşaatı bazen yalnızca beton, demir ve ihale dosyalarından ibaret değildir. Bazen bir tarihin tutulmaması, verilen bir sözün havada kalması, devlet yönetimine dair çok daha derin bir sorunu ele verir. Güzelyurt Hastanesi örneğinde olduğu gibi…

“Bu tarihte bitecekti, bana da söylettin” serzenişiyle başlayan bir hikâye bu. Ardından gelen açıklamalar ise tanıdık: Müteahhit kaynaklı aksilikler, bürokraside yaşanan gecikmeler, öngörülemeyen sorunlar… Hepsi birer gerekçe. Ama toplum artık gerekçelerle değil, sonuçlarla yaşıyor.

Devlet yönetmek ciddi bir iştir. Ciddiyet; makam odalarında verilen demeçlerle değil, sahada ortaya çıkan sonuçlarla ölçülür. Bir devlet yetkilisinin ağzından çıkan tarih, sıradan bir temenni değil, kamusal bir taahhüttür. O tarih tutulmadığında mesele yalnızca bir binanın gecikmesi olmaz; güven duygusu da yara alır.

Elbette büyük projelerde sorunlar çıkabilir. Kimse kusursuz bir dünya vaat etmiyor. Ancak asıl mesele, bu sorunların nasıl yönetildiğidir. Liyakat tam da burada devreye girer. Bilgi, donanım ve yönetim becerisi; riskleri öngörebilmeyi, alternatif planlar üretebilmeyi ve en önemlisi kamuoyuna doğruyu zamanında söyleyebilmeyi gerektirir.

Ama bütün bunlardan önce gelen bir değer vardır: dürüstlük.

Dürüstlük, iş yolunda gitmediğinde suçu başkasına atmamak, süreci şeffaf biçimde anlatabilmek ve “bitmedi” diyebilmektir. Dürüstlük, vatandaşı kızdırmaktan korkarak gerçekleri eğip bükmemektir. Çünkü devletin itibarı, gerçeğin üzerini örtmekle değil, gerçeği taşıyabilme cesaretiyle korunur.

Bir de işin haysiyet ve onur boyutu var. Kamu görevinde bulunanlar için haysiyet, yalnızca kişisel bir erdem değildir; temsil edilen makamın da haysiyetidir. Verilen sözlerin arkasında durmak, durulamıyorsa bunun sorumluluğunu almak, referansların en kıymetlisidir. Zira yarın başka bir proje, başka bir tarih ve yine başka bir söz gündeme geldiğinde, toplum hafızası bunları hatırlar.

Devlet yönetimi bir “idare etme” sanatı değil, bir emanet taşıma sorumluluğudur. O emanetin içinde hastalar vardır, sağlık bekleyen insanlar vardır, umut vardır. Ve umut, en çok belirsizlikten zarar görür.

Bugün mesele Güzelyurt Hastanesi olabilir. Yarın başka bir kamu yatırımı… Ama değişmeyen tek gerçek şudur: Devlet ciddiyeti, söz vermeden önce düşünmeyi; söz verdikten sonra ise ne pahasına olursa olsun o sözün hesabını verebilmeyi gerektirir.

Toplumun talebi aslında çok basit: Büyük laflar değil, sağlam duruş. Bahaneler değil, sorumluluk. Ve en önemlisi, sözünü tutan bir devlet aklı.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu