Gerçekler Nerede, Siyaset Nerede?

Kuzey Kıbrıs’ta bir seçim daha yaklaşıyor. Ancak siyasi aktörlerin dilinde ve sahadaki söylemlerinde toplumsal faydadan çok kişisel ve partisel hesaplar öne çıkıyor. Özellikle Sayın Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın son dönemdeki açıklamaları ve seçim stratejisi, ciddi şekilde sorgulanmayı hak ediyor.
Tatar’ın Beş Yılı: Nerede Hizmet, Nerede Kazanım?
Sayın Tatar, görevdeki beş yılını geride bırakırken halka şunu göstermeliydi: “Bu görev süresi içinde ülkenin refahına, yönetimine, gençlerin umuduna ne kattım?”
Ancak ortaya konulan icraatlar ya görünür değil ya da toplumun geniş kesimlerine dokunmuyor. Halk, eğitimde, ekonomide, sağlıkta, dış politikada ya da demokratik kurumların işlerliğinde somut kazanımlar görmek istiyor. Bu kazanımların hesabı verilmiyor, bunun yerine siyasi rakipler üzerinden kurulan hamasi söylemler öne çıkarılıyor.
Çözümsüzlükle Kim Besleniyor?
Tatar’ın “Çözümsüzlüğün adayı Erhürman’dır” söylemi, hem siyasi etik hem de mantık açısından sorgulanmalı. Zira aynı Tatar, geçtiğimiz seçimde federal çözümü savunan Mustafa Akıncı karşısında “iki devletli çözüm” vaadiyle seçilmişti. Fakat geçen zaman içinde bu vaadin de uluslararası alanda ne kadar karşılık bulduğu ortada. Gerçek şu ki, adadaki çözümsüzlüğün siyasi rantına yatırım yapan bir siyaset anlayışı var. Ve bu durum sadece rakiplerini değil, kendi seçmenini de yanıltıyor.
Siyasi Akıl Nerede?
Bugün gelinen noktada Tatar’ın söylemleri, Erhürman’ın adaylığını güçlendirmekten başka bir işe yaramıyor. Halktan kopuk, gerçeklerden uzak, agresif bir dil; seçmenin güvenini kazandırmaz, kaybettirir. Bu yaklaşımın sonu, kendine değil rakibine hizmet eder. Tıpkı geçmişte olduğu gibi.
Seçmenin Sorumluluğu ve Hatırlatılması Gerekenler
Geçmiş seçimde Tatar’a oy veren seçmenler, şimdi dönüp “Eserimizle gurur duyuyor muyuz?” sorusunu kendine sormalı. Devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan açıklamalar, halkın önceliklerinden uzak gündemler, kurumsal devlet yapısının zedelenmesi… Bunlar, bir lidere güvenin zedelenmesine yol açar.
Dolayısıyla artık siyasetin gündemi polemik değil, plan olmalı. Adaylar halkın önüne geçmişleriyle, başarılarıyla ve gerçekçi projeleriyle çıkmalı. Toplum, hamasetle değil, icraatla ikna edilmeli. Aksi takdirde halkın iradesi, gerçekler değil, algılar üzerinden yönlendirilmiş olur.
