Halkın İradesiyle Arasına Duvar Örenler

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin üzerinden uzun zaman geçmedi ama görünen o ki hükümet edenler bu seçimden tek bir ders dahi çıkarmadı. Sandığın mesajı açıktı: Halk artık temsil edilmediğini, sesinin duyulmadığını düşünüyor. Ancak anlaşılan o ki bu mesaj, hükümetin duvarlarını aşamadı. Hâlâ bu halkın iradesini temsil etmediklerinin idrakine varabilmiş değiller.
Başbakan Ünal Üstel, atamayla oturduğu koltuğu bırakıp bu iradeyi yeniden halka teslim etmeyi aklından bile geçirmiyor. “Seçim hükümeti değil, icraat hükümetiyiz” diyerek meydan okuyor adeta. Ama hangi icraatten söz ediyoruz? Ülkenin dört bir yanında çözüm bekleyen onlarca temel mesele varken, hükümetin tek yaptığı seyirci koltuğunda oturup “tren kaçarken” bakakalmak.
Bugün eczacılar ilaç bulamıyor. Hayati ilaçlara ulaşamayan hastalar, çaresizlik içinde yaşam mücadelesi veriyor. Eğitim deseniz, o da yerle bir. Konteyner sınıflar artık olağan hale geldi; çocuklarımızın geleceği sac levhaların arasına sıkıştı. Hastaneler kronikleşmiş sorunların pençesinde, yollar dökülüyor, mahkemeler davalardan nefes alamıyor. Ülkenin dört bir yanında kontrolsüz bir nüfus artışı ve plansızlık hâkim.
Böylesine derin bir kriz tablosu karşısında, halkın beklentisi bellidir: Artık birilerinin sorumluluk alması, halka hesap vermesi gerekir. Ancak Ünal Üstel hükümeti, tüm bu gerçekleri görmezden gelmeyi tercih ediyor. Sandığın mesajını yok sayarak “her şey yolunda” havası estiriyor.
Oysa hiçbir şey yolunda değil. Halk, yönetilmek değil, temsil edilmek istiyor. Görülmek, duyulmak, ciddiye alınmak istiyor. Ama hükümet, halkın iradesiyle arasına kalın bir duvar örmüş durumda.
E pes yani… Bu kadar sorun arasında hâlâ koltuğa sıkı sıkıya sarılmak, ne siyasetle ne vicdanla bağdaşır.
Gerçek liderlik, koltuğu korumakta değil, halkın güvenini korumaktadır.
