Hristodulidis–Erhürman Buluşması Neden Önemli ..

Doğu Akdeniz’de sular yeniden ısınıyor. Üstelik bu kez yalnızca enerji hatları, münhasır ekonomik bölgeler ya da askeri tatbikatlar konuşulmuyor; diplomatik dengeler de sarsılıyor. Sanki bölge, 2010’ların gerginliğini aşan yeni bir döneme giriyor. Tam da böyle bir atmosferde, Lefkoşa’da yapılacak bir görüşmeye “tarihi” denmesi abartı sayılmaz.
Kıbrıslı Rum lider Nikos Hristodulidis, yeni Kıbrıslı Türk lider Tufan Erhürman’la bugün yapacağı ilk görüşme için “Kıbrıs sorununun geleceğine dair pek çok şeyi netleştirecek” ifadesini kullanıyor. Bu cümle, sıradan bir diplomatik nezaket değil. Bölgesel fırtınanın ortasında, masanın ne kadar kırılgan olduğunu gösteren bir uyarı niteliğinde.
BM’nin açıklayacağı görüşme detaylarının bile ayrı bir siyasi anlamı olacak. Çünkü Doğu Akdeniz’in son haftalarda yeniden çizilen jeopolitiği, iki liderin masaya hangi ruh hâliyle oturacağını derinden etkiliyor.
İttifaklar Sertleşiyor, Diller Keskinleşiyor
İsrail–Türkiye hattında Netanyahu hakkında çıkarılan yakalama kararı sonrası tansiyon yükselirken, Tel Aviv açık şekilde Atina ve Lefkoşa’ya yaslanıyor. Bu diplomatik jest değil; yeni bir güvenlik doktrini.
İsrail Diaspora Bakanı Amichai Chikli’nin sözleri zaten tüm maskeleri düşürüyor:
“Erdogan doktrini son derece tehlikeli. İsrail için yeni İran’dır. Aynı şekilde Kıbrıs ve Yunanistan için de tehlikelidir.”
Bu açıklama, yalnızca Türkiye’ye yönelik bir siyasi mesaj değil; bölgedeki güç haritasının nasıl yeniden çizildiğinin de ilanı.
İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs ekseni sertleşirken, Türkiye’nin buna nasıl karşılık vereceği hem askeri hem diplomatik sahada yeni belirsizlikler yaratıyor. Tam da bu nedenle Kıbrıs meselesi, yalnızca iki toplumun değil, dört ülkenin ve çok daha geniş bir coğrafyanın geleceğini şekillendirecek bir boyut kazanıyor.
Hristodulidis–Erhürman Görüşmesi: Açılacak Kapı mı, Kapanacak Son Pencere mi?
Bugünkü soru şu:
Bu görüşme bir fırsat penceresi mi, yoksa kapanmak üzere olan son aralık mı?
Erhürman’ın müzakereci geleneğe yakın duruşu, Ankara’yla uyumlu ancak kendi çizgisi olan söylemi, masaya yeni bir üslup getirebilir. Hristodulidis’in bu görüşmeye “birçok şey netleşecek” vurgusuyla hazırlanması ise aslında müzakerelerin başlaması için gerekli siyasi zeminin ne kadar kaygan olduğunu gösteriyor.
Eğer iki lider bu ilk buluşmada ortak bir yol haritası çizebilirse, Doğu Akdeniz’deki sertleşen cepheleşmenin ortasında küçük de olsa bir istikrar adası yaratılabilir.
Ama eğer beklentiler çarpışırsa, o zaman Kıbrıs meselesi uzun yıllar boyunca “donmuş çatışmalar” listesindeki yerini daha da sağlamlaştıracak.
Sonuç: Fırtına Geliyor, Masadaki Her Cümle Tarihi Olacak
Doğu Akdeniz’de askeri hatlar sertleşirken, diplomatik masaların daraldığı bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir atmosferde yapılacak Hristodulidis–Erhürman görüşmesi, yalnızca Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar için değil; Ankara, Atina ve Tel Aviv için de önemli bir dönemeç.
Bu görüşmeden çıkacak sonuç, belki de bölgenin gelecek on yılını belirleyecek.
